• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Armağan
Mustafa Armağan
TÜM YAZILARI

Mecliste Şapka Kanunu’na karşı çıkan tek vekil

05 Aralık 2021
A


Mustafa Armağan İletişim: [email protected]

Çamlıca Camii’nin biraz aşağısında Boğaz’a nazır şirin Küplüce Camii’nin bitişiğindeki mezarlıkta sessiz, sakin ama üstü yazı dolu bir mezar taşı görürsünüz. Anlata anlata bitirememiştir taşı diktiren. Kutul Amare kahramanı olduğu da yazıyor, diğer cephelerdeki hizmetleri de. Yalnız bir şey yazmıyordu. İşte o mezar taşında yazılmayan “şeyin” sırrını bu yazıda okuyacaksınız.

Kitabın ortasından girelim en iyisi:

İngiliz’i Kutul Amare’de yenen paşa, İngiliz’in şapkasına da karşı çıkmıştı. 

Peki, kimdi bu cesur paşa?

İstiklal Savaşı’nda İzmir’e giren 1. Ordu’nun kumandanı Sakallı Nureddin Paşa’yı ne yazık ki tanımıyoruz (zaten kimi tanıyoruz ki diyeceksiniz, haklısınız).

Konyar adlı Türk aşiretine mensup olan Mehmed Nureddin 1873 Temmuzunda Bursa’da doğdu. Babası Müşir (Mareşal) İbrahim Paşa’dır. Harbiye Mektebini bitirdikten sonra 1897 Yunan (Dömeke) harbine gönüllü olarak katıldı. Fakat askerliğini asıl ispatladığı yer Bağdat cephesi oldu. 

1915 sonlarında Bağdat’ın güneyinde cereyan eden Selman-ı Pak meydan muharebesinde İngiliz 6. ordusunu bozguna uğrattıktan sonra kovalayıp Kutul Amare kasabasına sığınmaya mecbur eden ve orada kuşatma altına alan Nureddin Paşa, daha sonra Enver Paşa tarafından görevden alınmış, yerine Halil (Kut) Paşa atanmış, böylece onun bütün şartlarını hazırladığı zaferi kazanmak Enver Paşa’nın amcasına nasip olmuştu.

Dindar bir aileden geliyordu, Milli Mücadele’nin tek “sakallı” paşası oydu. İngiliz ordusunu mağlup ettiği için şöhreti artmıştı. Ardından Koçgiri ve Pontus ayaklanmalarını bastırmaya memur edilmiş, bastırmıştı da. Yalnız burada asilere çok sert davrandığı için Mecliste tenkit edilince bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından sahiplenilmişti.

Daha sonra İzmir’de valilik ve ordu komutanlığı yaparken işgale mani olmaya çalışmış, ancak onun görevden alınmasından sonra şehir Yunanlarca işgal edilebilmişti.

Nihayet İstiklal Savaşı’nda Büyük Taarruz’u gerçekleştiren 1. Ordu’nun başında görürüz Paşayı. Afyon’dan Yunanlara büyük çarpma harekâtını icra edip düşmanı İzmir’e kadar kovalayan ve 9 Eylül 1922’de şehri işgalden kurtaran da o olmuştur. 

Bunlar ismini bile bilmediğimiz, dahası ismi bir ilkokula bile layık görülmeyen bir paşanın şeref defterinden birkaç satır. 

Burada Nureddin Paşa’nın biyografisini anlatacak değilim. İstiklal Savaşı’nın muzaffer komutanlarından biri olarak Cumhuriyet devrine intikal eden Paşa’nın 1925 yılında yaşadığı ve az daha hayatına mal olacak bir “itirazı”nı gündeme getireceğim. İdam sehpasında susturulmaktan son anda kurtulmuş, evine kapanarak yastığında susmayı tercih etmişti.

Sen misin şapkaya itiraz eden?

Sakallı Nureddin Paşa, 1923 seçimlerine katılamaz ama 1924 yılında Bursa’da yapılacak ara seçimlerde milletvekilliğine bağımsız olarak adaylığını koyar. Karşısında koskoca CHP vardır, Paşa tek başınadır. 1 Kasım 1924 tarihinde yapılan seçimde Halk Partisi adayı Dr. Emin (Erkul) beyin karşısında 236 oyla vekil seçilir. Bu, müthiş bir yenilgidir Halk Partisi için.

Gelin görün ki TBMM’de allem kullem ederek mazbatasını iptal ettirirler. Lakin ara seçim 5 Şubat 1925 tarihinde yenilenir. Bursa’da CHP bütün ağırlığını koyar, aleyhinde yoğun bir propaganda yaptırır. Ancak alnından öpülesi Bursa halkı baskı ve tehditlere boyun eğmez ve bağımsız aday Nureddin Paşa’yı bu defa 296 oyla yeniden vekili seçer. Neredeyse ikinci seçmenlerin bütün oylarını alarak seçilen Paşa artık bir TBMM üyesidir.

Ancak Paşa’nın seçimi ikinci defa ve ezici bir farkla kazanması CHP’yi telaşlandırmaya yetmiştir. Bu Bursa halkı ve bu sakallı paşa ne yapmak istemektedir?

Mart ayında milletvekilliği tasdik edilen Nureddin Paşa’nın Mecliste bilinen tek icraatı, şapka kanununa itirazı olmuş ve bu itiraz ona pek pahalıya patlamış, sonrasında evine kapanarak siyasetle ve hayatla bağını kopararak hayatta kalma savaşı vermiştir.

Şapka yasağına nasıl itiraz etti?

16 Kasım 1925 günü, sonradan Demokrat Parti’ye girecek ve kesintisiz 10 yıl TBMM başkanlığı yapacak olan Refik Koraltan ve arkadaşları Meclise bir kanun teklifi verir. Teklifin 1. maddesinde TBMM üyeleri ile devletin bütün memurlarının şapka giymesi mecburiyeti getirilirken son cümlesinde “Türkiye halkının umumi serpuşu şapkadır” denilir ve “buna münafi bir itiyadın devamını hükümet meneder”, yani genel başlık olarak şapka belirlenmiş olup buna aykırı davranmanın hükümet tarafından yasaklandığı ifade edilir. Böylece kanunun kapsamı yalnız memur ve askerleri değil, bütün halkı kapsayacak şekilde genişletilmiş oluyordu.

İşte Nureddin Paşa buna 28 Kasım 1925 günü bir kanun teklifiyle karşı çıktı. Özetle şunları söylüyordu:

Milletvekillerinin şapka giymesi için kanun çıkarılıyor ki, milletvekilleri memur değil, halkın bir parçasıdır. Yasama dokunulmazlıkları vardır. Böyle bir kaydın kanuna konulması kabul edilemez.

Anayasanın 103. maddesi açıkça “Hiçbir kanun Anayasaya aykırı olamaz” diyor. Hâlbuki Anayasanın 3, 68, 20, 71 ve 73. maddelerinde sağlanan temel haklar kanunla kısıtlanamaz.

Anayasaya aykırı olan şapka kanunu reddedilmelidir.

Bakanlar Kurulu’nun 2 Eylül 1925 tarihli 2413 sayılı kısıtlayıcı kararnamesi yok sayılmalıdır.

Anayasa ve ilgili haklar ve milli egemenlik ve şahsî dokunulmazlığa aykırı bu işlemin halka uygulanmamasının sağlanmasını arz ve teklif ederim.

Bu teklif üzerine kıyamet kopar ve söz alan milletvekillerinin tamamı Nureddin Paşa’yı adeta linç eder. Paşa bakar ki vaziyet fena, sesini çıkarmaz, cevap vermeye kalkmaz. Tehdidi görmüştür. Zaten bir süre sonra şapka yüzünden gerçekleştirilen yargılama ve idamları görünce isabet ettiğini anlar. Konuşulacak zaman değildir.

Almanca, Fransızca, Rusça ve Arapça bilen bu kurt asker, siyaset savaşında yenilmiş, Meclise bir daha uğramayıp evine kapanmış ve 18 Şubat 1932 tarihinde Kadıköy’deki evinde dünyaya gözlerini yummuş, İzmir’de kendisi adına inşa edilecek bir caminin haziresine defnedilmeyi, bunun için de kendisine hediye edilen çok değerli bir atın satılmasını ve parasıyla cami yapılmasını vasiyet etmişti. Ancak vasiyetine uyulmadı. Bunun üzerine ailesi Küplüce kabristanını tercih etti. 

Velhasıl orada bekliyor sizi Kutul Amare kahramanı. Buyurun gidelim ziyaretine… 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Abdullah

Decacile devri öyle bir devirdir ki ak olan bir şeye kara dese kara olarak gösterip kabul ettirebiliyor, kara olanı da ak olarak gösterip kabul ettirebiliyor. Ümmet ve millet olarak bunun tezahürünü yaşıyoruz.

Alï

Allah pasamızdan razıdır elbet. Dedem,yakınlarımdan dinlediğim harp hatıralarında hep ismi geçer.Ruhuna Fatiha..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23