“Bana benzemiyorsan insan değil, hedefsin!”
“Bana benzemiyorsan insan değil, hedefsin!”
ALİ OSMAN AYDIN
Sosyal medyada savaş öncesi İran’dan bir görüntü paylaşılmış…
Videoda saçları açık, Batılı tarzda giyinmiş erkek ve kadınlar… Lüks arabalar, Fransız usulü kafeler ve AVM’ler var…
Sadece videoyu izleyen birini oranın İran olduğuna ikna etmekte zorlanabilirsiniz.
Batılı bir yorumcu diyor ki: “Burası İran. Hükümetim bana onların düşmanımız olduğunu söylüyor. Ben katılmıyorum.”
Yorumcu aklınca, iyi bir şey söylediğini düşünüyor. “Bana benziyorlar, o zaman kötü olamazlar” diye akıl yürütüyor.
Yaşadığımız çatışmaların kaynağı da zaten bu düşünce kalıbı.
Emperyalizmin ve onun aparatı oryantalist düşüncenin hastalığı akıl almaz boyutlara varmış durumda.
Çünkü emperyalizm için bir halkın bombaya layık olup olmadığının ölçütü, onlara benzemek!
Yani Amerikalı, Fransız, İngiliz vb. sömürgeciler, insanların marka kafelerde yemek yediğini, Batı tarzı kıyafetler giydiğini ve lüks arabalar kullandığını görmeden, onların yeterince insan olduklarına ikna olmadıkları için onları bombalamaya hakları olduğunu düşünüyorlar!
Felsefelerinin özü şu: ““Bana benzemiyorsan insan değil, hedefsin!” Yani, “meşruiyetin kriteri benim yaşam tarzım! Çünkü ben sizden üstünüm! Üstünlüğümün kaynağı da benim ‘ben’ olmam.”
Burada beyaz üstünlüğüne dayalı son derece ırkçı bir düşünce var. Bu ırkçılıktan sadece Doğulular değil Batıda yaşayan siyahiler de paylarını alıyorlar.
New York Belediye Başkanı Mamdani geçen gün tam da bununla ilgili ilginç bir bilgi verdi: "Şehirdeki orta düzey bir beyaz hanenin serveti 200.000 dolardan fazla, oysa bir siyah hanenin serveti 20.000 dolardan az." “Eşitliğin” merkezinde; aynı yüzyıl içinde, aynı şehirde on kat fazla servet!
Bu tablo siyahilerin sırf tenlerinin renginden dolayı ayrımcılığa maruz kaldıklarını, çalışmalarının karşılığını alamadıklarını gösteriyor.
Bir beyaz ile siyahi eşit olamazlar çünkü eşit değiller! Tıpkı İranlılarla eşit olmadıkları gibi…
*
Beyaz üstünlükçülüğe dayalı bakış açısını hafife almamak büyük bir hata olur!
Sömürgeci Batı bizi insan yerine bile koymuyor. Burası çok önemli.
Trump geçen gün İranlılar ile ilgili “onlar hayvan ve onları durdurmak zorundayız” dedi.
İsrail eski Savunma Bakanı Yoav Gallant Filistinliler ile ilgili, “İnsansı hayvanlarla savaşıyoruz ve buna göre hareket edeceğiz" demişti.
15 Temmuz Darbe girişiminde, Batı medyası darbeyi durdurmaya çalışanları “fanatik doğulu İslamcı sürüler” olarak düşmanlaştırmıştı.
Sömürgeci Batılılar büyük bir kibirle, düşüncenin merkezine doğruluğun kıstası olarak kendilerini koyuyorlar. Bu yüzden hiçbir topluluğu kendi otantikliği içinde “olduğu gibi” göremiyor, saygı duyamıyorlar.
Bizi insan olarak görmüyor ve sadece bombalamaya, daha fazla öldürmeye inanıyorlar. Sürekli “yıkımdan, diz çöktürmekten, hezimete uğratmaktan” bahsediyorlar. Ahlaki bir çöküş içinde egolarına tapıyor, bütün dünyayı kaosa sürüklüyorlar.
240 yılı aşkın tarihi boyunca ABD sadece 16 yıl hariç sürekli savaş halinde olmuş.
Son 75 yıldır onlarca savaş girmiş, seçilmiş hükümetlere karşı dünyanın her yanında sayısız darbe tertip etmiş...
Bugün itibariyle 80'den fazla ülke ve bölgede 800'den fazla denizaşırı askeri üssü ve yüz binlerce askeri bulunuyor. Bu askeri güçle de aralıksız dünyayı tehdit edip, ülkeleri işgal ediyor…
Yalnızca savaştan, yıkımdan, ölümden, kandan, gözyaşından beslenen bir dünya görüşü…
Bu yüzden onlarla olan mücadelemiz insanlık adına bir mücadeledir.
İnsanlığı zulümden, kandan, gözyaşından kurtarmak ve barışın hüküm sürdüğü adil ve güvenli bir dünya için var gücümüzle çalışmak hepimiz için kaçınılmaz bir ödev.
İmam Maturidi, bir yerde cihadı tarif ederken, “delinin elinden kılıcı almak” ifadesini kullanır. Zamanımızı çok güzel anlatır bu ifade…
Birleşip bu gaddar topluluğun elinden silahını almamız gerek. İnsanlık için daha güvenli başka bir alternatif yok.