Yürekleri varsa gelsinler, biz tek, onlar hepsi…
Yürekleri varsa gelsinler, biz tek, onlar hepsi…
MUHAMMET KUTLU
Siyonist terör devleti İsrail, iki yıla yakındır Gazze halkına yönelik soykırımı sürdürürken, arkasına aldığı ABD önderliğindeki Hıristiyan Batı Bloğundan cesaret alarak Lübnan, Suriye, Yemen, İran, Tunus gibi ülkelere saldırılar düzenliyor.
İsrail’in, Hamas heyetini hedef aldığı, bin 700 kilometre mesafedeki Katar’a yönelik hava saldırısı, bölgede ve dünyada ayrı bir yankı uyandırdı.
Terör devletinin bu saldırıda, radarlarda tespit edilemeyen F-35’ler yerine özellikle F-15 ve F-16’lardan oluşan bir filo kullanması, haydutluk yaparken bile bölgeye fitne ve korku salma amacını ortaya koyuyor.
Benim asıl dikkat çekmek istediğim şey, Katar saldırısının ardından İsrail’deki bazı sosyal medya hesaplarının ve terörün kanaat önderlerinin, “Sıra Türkiye’de”, “Katar’ı vuran, Türkiye’yi de vurur” şeklinde sanal propaganda faaliyetleri ve bu hezeyanları köpürten içimizdeki İsrailliler…
Türk medyasında da “Türkiye ile İsrail savaşsa ne olur?”, “Türkiye İsrail’i yenebilir mi?” türünden bir sürü saçma sapan tartışmalar günlerdir sürüyor.
Kendileri de bal gibi biliyorlar ama bir Müslüman Türk evladı olarak bazı hatırlatmalarda bulunayım da uykuları iyice kaçsın.
Türkiye ile İsrail’i hayali bir savaş senaryosunda bile karşılaştırmak abesle iştigaldir. Çünkü terör devletinin, tüm emperyalistlerin desteğiyle işgal edip hüküm sürmeye çalıştığı Filistin, atamız cennetmekân Yavuz Sultan Selim Han’ın, Mısır seferine giderken, birkaç günlüğüne uğrayıp fethettiği bir yer.
Kısaca hatırlatalım: Osmanlı Devleti, 28 Aralık 1516’da Sinan Paşa önderliğinde, Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında Kudüs’e girdi. Kudüs’ün fethinden sonra Yavuz Sultan Selim, Mukaddes Kudüs şehrini 31 Aralık 1516 tarihinde ziyaret etti ve şehrin ismini Kudüs-ü Şerif olarak değiştirdi. Böylece Kudüs, İngilizlerin 1917’deki işgaline kadar, tarihindeki en huzurlu dönemine girmiş oldu.
Yavuz Sultan Selim Han, İran seferinin ardından, 24 Nisan 1516’da Memlûklerin hâkimiyetindeki Mısır’a doğru hareket etti ve Halep’in kuzeyinde Kilis’e yakın bir noktadaki Mercidabık’ta büyük bir zafer kazandı.
Mercidabık zaferinden sonra ordusuyla Mısır’a doğru hareket eden Yavuz Sultan Selim Han, Aralık ayı sonlarında Remle’ye vardı. Remle’de bulunan Yavuz Sultan Selim Han, çevresindeki bazı yöneticilerin gitmemesi yönündeki tavsiyelere rağmen, bin 500 askerle Kudüs’e hareket etti.
31 Aralık günü Kudüs’e varan Yavuz Sultan Selim, Hz. Ömer ve Selahaddin Eyyubi’nin daha önce verdikleri emânları esas kabul ederek, Ermeni patriği III. Serkis ile Rum patriği Attalia’ya emân verip Osmanlı himayesine alma lütfunda bulundu.
Cennetmekân Yavuz Sultan Selim Han, 31 Aralık günü Mescid-i Aksa’ya gelerek Kubbetü’s-Sahra’da ve Muallak Taşı’nın altında ikişer rekât namaz kıldıktan sonra Kıble Camii’ne geldi ve akşam namazını burada kıldı. Selim Han, yatsı namazını kıldıktan, bahşiş ve ikramlarda bulunduktan sonra otağına döndü.
Ertesi sabah tekrar Mescid-i Aksa’ya gelen Yavuz, burada namaz kıldıktan sonra Remle’ye hareket etti. Yavuz Sultan Selim Han, Mısır’a hareket etmeden önce el-Halil Camii’ni de ziyaret etti.
9 Ocak 1517'de Gazze'den Mısır'a doğru yola çıkan Yavuz Sultan Selim, yeniden toparlanan Memlük ordusunu bu kez Ridaniye'de bozguna uğrattı. Atamız Yavuz Sultan Selim Han, 4 Şubat 1517'de büyük bir törenle Kahire'ye girdi ve Mısır tahtına oturdu. Böylece hilafet, Abbasi soyundan Osmanlı soyuna geçti.
Yani, Atamız Yavuz Sultan Selim Han’ın Kudüs ve Filistin’i fethi o kadar kısa sürede gerçekleşti ki, aktarırken atamızın kıldığı namazları ve kutsal mekân ziyaretlerini ekleyerek biraz uzatmak durumunda kalıyor insan.
Şanı Yüce Allah, bazı zorba ve zalim güçleri helak edeceği zaman, kendi elleriyle büyük hatalar yaptırır. İsrail ve arkasındaki zalimlerin durumu da tıpkı ona benziyor.
Ellerindeki nükleer füzeler, armadalar, hava kuvvetleri, türlü silah sistemleri ve dünya siyasetindeki etkilerine güvenip Türkiye’yi hedef almaya niyetleniyorlar.
Ama şunu unutuyorlar: Tarih boyunca her zaman zalimlere karşı “biz tek, onlar hepsi” diye savaşmış bir milletiz biz. Bu coğrafyada bin yıldan beri, neredeyse bütün batıl güçler sürekli birleşerek bizim üstümüze çullanmış, atalarımız hepsine karşı savaşıp, alayını yerle yeksan etmiştir. Dileyen, onlarca haçlı seferine ve sonuçlarına göz atabilir.
Yüzyıllar süren sinsi planlar ve içeride çıkardıkları fesatlarla ancak bizi yıkabilmişler, ama bir türlü yok edememişlerdir.
Şimdi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’miz yeniden ayağa kalkmış durumda. Ülkemizin kurulu sanayi büyüklüğü, Avrupa’da ilk dörtte. Artık kendi silahlarımızı, uçaklarımızı, gemilerimizi, toplarımızı, füzelerimizi üretiyoruz.
Yürekleri varsa gelsinler, biz tek, onlar hepsi…
Bizi eski görkemli günlerimize döndürecekler o olacak sonunda…