• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Muhammet Kutlu
Muhammet Kutlu
TÜM YAZILARI

Terörsüz Türkiye sürecini yanlış anlamışlar…

22 Ocak 2026
A


Muhammet Kutlu İletişim:

Terörsüz Türkiye sürecini yanlış anlamışlar…

MUHAMMET KUTLU

Suriye Hükümeti’nin, SDG ile geçtiğimiz 10 Mart’ta imzalanan mutabakata örgütün uymaması, Halep ve civarında SDG/YPG güçlerinin hükümet güçlerine ve sivil yerleşim yerlerine saldırılarını artırması nedeniyle terör oluşumuna yönelik başlattığı harekât, pek çok gerçeğin gün yüzüne çıkmasını sağladı. 

Bunlardan ilki, ABD’nin DAEŞ terörüyle mücadele bahanesiyle silah ve para yardımı yaparak, Suriye’nin üçte birine tekabül eden geniş bir toprak parçasını işgaline vesile olduğu SDG/YPG’nin, bu desteği orada devlet kurmak üzere kullanmaya çalıştığının anlaşılmasıydı. 

Buna bağlı olarak, örgütün kendisini lağv ederek Suriye Merkezi Hükümeti’ne entegre olmasını sağlayacak olan 10 Mart Mutabakatı’nı bir tür zaman kazanma mekanizması olarak kullanan SDG/YPG, taahhütlerine uymayı sürekli reddetti. 


Örgüt, gerek Suriye’den gerekse Türkiye’den mutabakata uymasına yönelik uyarı ve telkinleri sürekli geçiştirerek zaman kazandığı izlenimini verdi. 

Bütün su kaynakları, elektrik barajları, petrol ve doğalgaz sahalarını elinde tutan terör örgütü, bu kaynaklar üzerine çökerek devlet kuracağına kendisini iyice inandırmışa benziyordu. 


Fakat kendi içinde “Terörsüz Türkiye Süreci”ni başlatan Türkiye, örgütün kendisini fesih kararının, Suriye uzantılarını da bağladığını belirterek, bu ülkedeki silahlı terör unsurlarının dağıtılmasında ısrarını sürdürdü. 


Suriye Merkezi Hükümeti de, bütün su ve enerji kaynaklarının ayrılıkçı bir terör oluşumunun elinde kalmasına tahammül edecek durumda değildi. 

Defalarca yapılan uyarılar ve hatırlatmalara İsrail’in de kışkırtmasıyla kulak tıkayan SDG/YPG, sonunu getirecek operasyonlara kendi eliyle zemin hazırlamış oldu. 

Halep’in iki mahallesini örgütten arındırmaya yönelik harekatlar sırasında hiçbir varlık gösteremediler. 


Halep’i boşalttıktan sonra ateşkes anlaşması yapıldı, ancak o anlaşmaya da uymadılar. Ardından bildiğiniz gibi Deyrizor bölgesindeki Arap aşiretler silahlanarak SDG/YPG’yi kuzeye doğru sürdüler.

Suriye Ordu birlikleri de Fırat’ı geçerek onları Haseke’ye kadar kovaladı. 


Gelinen aşamada, ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, tarafları bir kez daha dört günlük bir ateşkese ikna etti. Bu süre zarfında ülke dışından gelmiş olan teröristler ve elebaşlarının ülkeyi terk etmesi, kalanların da Suriye’ye entegre olması amaçlanıyordu. 

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, ülkemizdeki “Terörsüz Türkiye” sürecine İmralı’daki PKK kurucusunun çağrısıyla katılan DEM Parti hareketlenmeye başladı. 

DEM Parti yöneticileri sert açıklamalar yaparak Suriye Hükümeti’ni ve Türkiye’yi suçladı. Operasyonların derhal durdurulmasını istedi. 

Kandil’deki terör elebaşlarının “Direnişe destek verin, ayağa kalkın” çağrısıyla birlikte, DEM Parti Salı günü TBMM’de yapması gereken grup toplantısını Nusaybin’de gerçekleştirdi. 



Toplantıda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Suriye’de yaşananlardan Türkiye’yi sorumlu tutan sert açıklamalar yaparak, Rojava dedikleri Kuzey Suriye’deki Kamışlı Bölgesi’nde Kürtlere “soykırım” yapıldığını iddia ettiler. 

Operasyonlar derhal durdurulmazsa, “Terörsüz Türkiye” sürecinin biteceğini ima eden ifadeler kullandılar. 


Sonrasında da yüzlerce kişinin başına geçip sınıra yürüdüler. Bazı göstericiler sınırdaki tel örgüleri aşıp Suriye’ye doğru koştular. Güvenlik güçleriyle çatışıp Türk Bayrağı’nı indirdiler. 

Kamuoyu da Türk Bayrağı’na yapılan saygısızlığa haklı olarak sert tepki gösterdi. 

Görünen o ki, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı olduğunu hiçbir zaman inkâr etmeyen DEM Parti, “Terörsüz Türkiye” sürecini yanlış anlamış. 

Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sınırlarımızın diğer tarafında bir terör devleti kurulmasının kabul edilemeyeceğine ilişkin uyarılarını kulak ardı etmişler. 

Sürece katılır gibi yaparken, sınırın Suriye tarafında SDG/YPG’ye bir uydu devlet kurdurmanın hesaplarını yapmışlar. Burada örgütün kendisini lağv ettiğini söylerken, diğer tarafta eli silahlı terör oluşumunu yedekte tutmak istemişler. 


Bazı Doğu ve Güneydoğu illerimizde DEM Parti’nin önayak olduğu protestolara ve oralarda konuşan DEM’li milletvekillerine bakıldığı zaman, kendilerini adeta bu ülkeye ait hissetmedikleri izlenimi oluşuyor.

Bu ülkede milletvekili seçilip, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu ülkeye ve Anayasa’sına bağlılık yemini edip, kendilerini başka bir ülkedeki silahlı terör yapılanmalarına bağlı hissettikleri anlaşılıyor. 

Bu çok yanlış ve çarpık bir durum. Hiçbir ülke kendi ulusal meclisine üye milletvekillerinin yabancı ülkeler ya da terör oluşumlarına bağlılığını kabul etmez. 


Eğer “Terörsüz Türkiye” süreci devam edecekse, sürecin en önemli aktörlerinden biri olan DEM Parti ve uzantılarının kendilerini iyice kontrol edip, bir karar vermeleri gerekiyor. 

Kendilerini bu ülkeye ait hissediyorlar mı, bir vicdan muhasebesi yapıp kararlarını vermeliler. Eğer tasada kıvançta bu ülkeyle birliktelerse süreç başarıya ulaşır. Aksi halde zor. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23