Sözde devlet hayali terör baronlarının para hırsına kurban gitti…
Sözde devlet hayali terör baronlarının para hırsına kurban gitti…
MUHAMMET KUTLU
ABD’nin, Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen DEAŞ’la mücadelede kullanma bahanesiyle on binlerce TIR silah ve milyarlarca dolar para akıtarak, Suriye’nin yüzde 30’una yakın bölümünü işgal ettirdiği terör örgütü YPG/SDG’nin on yılı aşkın süreyle ABD’yi fena halde dolandırdığı artık itiraflara da yansımaya başladı.
Esasen yıllardır Türkiye’nin güvenlik ve istihbarat kaynaklarının bildiği, Ankara kulislerinde dolaşan bilgiler, artık terör örgütünün sözde yöneticilerinin itiraflarıyla medyada yer buluyor.
Önceki gün Türkiye gazetesinde yer alan haberde, örgütün sözde eski Cezire Sorumlusu “Ali” kod adlı Ahmet Osman’ın söyledikleri de bunlardan biri.
Rakka kırsalında yaşayan Osman, 2015 yılında beraberindeki 800 kişiyle birlikte YPG/SDG saflarına katıldığını belirterek, örgütün ABD'yi sistematik biçimde dolandırdığını söyledi.
Ahmet Osman'a göre, en kalabalık döneminde bile 35 bini geçmeyen PKK/YPG, 80-90 bin kişilik kadro ödemesi aldı. Bu süreçte bazı Amerikalı yetkililerin de çıkar sağladığını öne süren Osman, Irak'a uzanan kaçak nakil koridorlarının kurulduğunu, Esad rejimine petrol satıldığını ifade ederek şunları söyledi:
“PKK, ABD’yi uzun yıllardır dolandırıyor. En kalabalık döneminde dahi sayısı 35 bini aşmayan örgüt, 80-90 bin kişilik maaş ödemeleri aldı. Bu dolandırıcılıkta ABD’lilerin de payı vardı. Özellikle Brett McGurk buradan çok ciddi kazanç elde etti. Onun sahaya inmesi sonrası Irak’a kaçak nakil koridorları kuruldu. Esad’a petrol satıyordu. James Jeffrey ile konuştuk. Washington bu yolsuzluğu 2022’de gördü. PKK ile olmayacağını anladılar ancak manevra şartları da olmadığı için işgalin bitişi bugünlere kaldı.”
Örgütün ABD’den aldığı silahları da sattığını söyleyen Ahmet Osman, “PKK, ABD'den silah alıyordu. Öte yandan Rusya ve Esad'la da masa altından işler çeviriyordu. ABD silahlarını dahi sattılar. Dönem dönem ABD ile ciddi gerilimler yaşandı. Washington yedi ay önce maaşlarını kesti. Buradaki bütün fabrikalara çöktüler. Aşiret mensubu bir Arap savaşçıya 150 dolar veriyorlardı. Yeni katılan bir Kürt 800 dolar alıyordu. Rakka ve Deyrizor onlar için hayati önem taşıyordu” itiraflarında bulundu.
SDG bünyesinde bölgedeki Arap gruplarına liderlik eden Ahmet Osman, terör örgütünün üst düzey elebaşlarının zaman zaman işgal altındaki bölgelere geldiğini söyledi. Osman, Cemil Bayık, Murat Karayılan, Bese Hozat ve Mustafa Karasu'nun Kamışlı, Tabka, Rakka ve Ayn el-Arab gibi noktalara çeşitli dönemlerde ziyaretler gerçekleştirdiğini aktardı.
Osman ayrıca, “Türkiye'den DEM-HDP yöneticilerinin de Irak üzerinden Kamışlı ve Ayn el-Arab'a gittiğini” ifade etti. Bu ziyaretlerin Kandil'in bilgisi ve gözetimi altında yapıldığını belirten eski SDG'li elebaşı, söz konusu isimlerin PKK-SDG işgal hattına ulaştığını ve “DEM'li belediyelerin bütçelerinden örgüte pay aktarıldığını” belirtti.
Eski SDG elebaşının söylediklerine, yıllardır kulislerde dolaşan bilgileri de eklersek; ABD, neredeyse 100 bin kişilik ordu kurdukları yalanı ve bölgedeki ABD’li yöneticilerle ortaklık kurarak kendilerini dolandıran YPG/SDG’ye kabaca bir hesapla ayda 50 milyon, yılda 600 milyon, 10 yılda ise en az 6 milyar dolar maaş ödemiş.
100 bin kişilik sözde ordu için ölüler, uydurma isimler göstererek gelen bu parayı terör örgütünün Kandil ve Suriye yönetim kadrosu aralarında bölüşmüş.
Terör örgütünün, Suriye ordusu karşısında neden kullanmadığı merak edilen gelişmiş topçu sistemleri, çok namlulu roket atarlar, uçaksavar sistemleri, tanksavar sistemleri gibi binlerce silahı uluslararası silah kaçakçılarına “okuttuğu” belirtilirken, buradan da ABD’ye milyarlarca dolar kazık atıldığı anlaşılıyor.
Bu kadarla da sınırlı kalmıyor terör dolandırıcılığı. Terör örgütü, Suriye'de, terör örgütü YPG'den kurtarılan Deyrizor kırsalındaki “Ömer” ve “Tenk” gibi zengin petrol sahalarından çıkarılan ham petrolü, yıllarca Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’ne teslim edip Kuzey Irak yöneticileriyle kırıştı.
Suriye’den çalınıp Kuzey Irak’ta rafinerilere aktarılarak satılan petrolün on yıllık getirisi ise 100 milyar dolar civarında tahmin ediliyor.
Suriye’den çalınan petrol ve ABD’den sövüşlenen milyarlarca dolar, ABD Başkanı Donald Trump’ın dikkatinden kaçmadığı için Trump yönetimi YPG/SDG ile çalışmayı kesti.
Bu nedenle 100 binlik ordu kurduğu algısıyla bölgede on yıldır cirit atan terör örgütü, 15 bin kadar teröristiyle Suriye ordusunun karşısında varlık gösteremeyip dağıldı.
Art arda ilan edilen ateşkeslerle uzatmaları oynasalar da kendilerini bekleyen akıbetten kaçamayacakları kesin.
Daha bu hezimetin ardından, Kandil’deki terör baronlarını ABD Başkanı Donald Trump’ın soracağı hesap bekliyor. Bu nedenle Kandil de yakın bir zamanda dağılacak gibi görünüyor.
Daha şimdiden terör elebaşlarının çaldıkları milyarlarca doları el altından Körfez’deki ve Uzakdoğu ülkelerindeki bankalara transfer ettikleri, kendilerinin de kaçarak izlerini kaybettirmeye hazırlandıkları gelen bilgiler arasında.
İşin özeti, Türkiye’nin ısrarlı itirazlarına rağmen bölgede bir terör örgütüne milyarlarca dolarlık silah ve para akıtan ABD, terör baronları tarafından fena halde tokatlandı.
Para işin içine girince ne sözde “devrim”, ne de Suriye’nin kuzeydoğusunda kurulacak sözde “Kürdistan”ın bir anlamı kalmamış.
ABD, dağdaki terör baronları tarafından tokatlanırken, olan yine devlet hayaliyle yıllarca kandırılıp oraya buraya sürülen kitlelere ve örgütün zulmettiği masum halka oldu.
ABD 10 yıl kadar dolandırıldıktan sonra işe uyanıp para musluklarını kesti, terör örgütünü çölün ortasında cıscıbıldak bıraktı.
Bakalım örgütün kullandığı bölge insanları ne zaman uyanıp terörle hiçbir yere varılamayacağını anlayacak.