Netanyahu’nun da İsrail’in de sonu geldi…
Netanyahu’nun da İsrail’in de sonu geldi…
MUHAMMET KUTLU
ABD ve İsrail'in 28 Şubat tarihinde İran'a yönelik başlattığı anlamsız saldırıların ardından iki tarafın karşılıklı misillemeleri devam ediyor. İran İsrail'e dün yönelik 54. dalga füze saldırısını başlatırken, savaşta ilk kez “Siccil” füzelerini kullandı.
Böylece savaş manevi, mistik mesajlar üzerinden devam etmeye başladı. İran, Kur'an'da Fil Suresi’nde ebabil kuşlarının Ebrehe’nin fillerle güçlendirilmiş ordusuna attığı anlatılan, ateşte pişirilerek taşlaşmış çamur veya sertleşmiş balçık anlamına gelen Siccil’i atıyor, İsrail, “Davut’un sapanı” ile karşılamaya çalışıyor.
İsrail'de siren sesleri hiç susmazken, Tel Aviv'e isabet eden füzeler nedeniyle çok sayıda kişi öldü ya da yaralandı.
Tabi hayatı yalan ve entrika olan İsrailliler ölüleri ısrarla inkâr etmeyi sürdürüyor. İnkâr etsinler bakalım…
Biz büyük resme bakarak olanları anlamaya çalışalım.
İsrail, şeytani işlerle kafayı iyice kıran aşırı siyonist Binyamin Netanyahu yönetiminde son yıllarda artan bir şekilde gerçeklikten kopmuş durumda.
Yıllardır “Mesih’in gelmesi için” insanlık dışı katliamlar ve vahşi saldırılar düzenlemesi karşılığında kendisine destek olan hahamlarla çalışan Netanyahu, arada bir “Mesih’in hala gelmemesi yüzünden” fırça yiyerek bugünlere kadar geldi.
Aşırılığın kuruluş felsefesi olduğu İsrail’in sürekli şiddeti artıra artıra, ezoterik masallarla avutula avutula kudurmuş bir hayvan gibi her yere saldırması kaçınılmazdı.
Ama işler artık öyle farklı bir boyuta geldi ki, ne İsrail’in, ne siyonizmin sürdürülebilirliği kalmadı.
Bu yüzden, önce siyonizm belasını, ardından da İsrail melanetini dünyanın başına bela eden güçler, son ve şiddetli bir kasırgayla mevcut düzeni yerle bir edip yerine yeni bir düzen oluşturmaya karar vermiş gibi görünüyor.
Bu güçler, Netanyahu yönetiminde İsrail’i iyici kudurtup zıvanadan çıkartarak Ortadoğu’daki dengeleri yerle bir edecek savaşlar silsilesini başlattı.
Son birkaç yıldır gözü dönmüş ve kudurmuş bir şekilde önce Gazze’deki Filistinlilere soykırım yapan, orada dünyanın gözleri önünde yaklaşık 100 bin kişiyi katledip, 200 bin kişiyi de yaralayan Netanyahu yönetimindeki İsrail, Yemen’den Lübnan’a, Suriye’den Katar’a ve son olarak İran’a kadar her yeri kana boğdu.
Artık Netanyahu denilen bu kriminal ve klinik vaka, tüm dünyanın iğrendiği ve ölesiye nefret ettiği bir figüre dönüştü.
Dünyanın pek çok ülkesine girişi, hatta hava sahasından geçmesi yasak olan, soykırım suçlusu bu şahıs, hala ateşi harlamakla meşgul.
Netanyahu bunları yaparken şantaj videolarıyla esir aldığı ABD Başkanı Donald Trump’ı da peşinden sürükledi. Onu da yaktı.
Yaklaşık 40 trilyon dolar dış borç ile dünyanın en borçlu ve batmış ülkesinin başında olan Trump, ülkesinin ekonomik dengelerini yeniden tesis etmeye çalışırken, yüzlerce milyar liralık yeni bir savaş macerasına girişmek zorunda kaldı. Üstelik kazansa da alacağı pek bir şey olmayan bir savaşa.
Onca masraf yapıp İran’ı bombalamaya başlayan ABD, bırakın zaferi, hezimete uğrayıp dünyaya rezil olma riskiyle karşı karşıya.
Savaş yüzünden kapanan Hürmüz Boğazı’nın dünyaya maliyeti şimdiden trilyon doları aşmış durumda.
Her gün gelen akaryakıt zammı yüzünden dünyanın tüm araç sahipleri önce Trump’a, ardından Netanyahu’ya kalayı basıyor… Yani dünya kamuoyunda her iki isim de aynı nefret seviyesine ulaşmış durumda.
Dikkat edin, İran’ın füzeleri her geçen gün isabet oranını ve yıkıcılığını artırıyor.
İsrail, İran’dan atılan her füzeyi önlemek üzere 2 milyon dolarlık hava savunma füzelerinden 10 tane fırlatıyor.
Bu öyle bir savaş ki tarafların zararının hesaplanması bile mümkün değil.
Bu arada, yine siyonistlerin turizm ve finans merkezleriyle büyüttüğü körfez ülkeleri de sıkı bir ara dayağı yiyor. Savaşın başından beri her bir körfez ülkesine yüzlerce füze isabet etti. Yaktı, yıktı. En çok da bu ülkelerin “güvenli liman” imajlarını…
Yine son günlerde Netanyahu’nun bazı bakanlarıyla birlikte bir füze saldırısında öldüğü yönünde haberler dolaşmaya başladı. Bence bunlar, olacak olanın frekansını arayan, yani olacağa alıştırmaya yönelik algı çalışmaları.
Yani Netanyahu, ölmediyse bile bu savaşın bir yerinde âleme ibret şekilde ölecektir.
Sonra, İsrail’in elindeki hava savunma füzeleri ABD’den ikmal gelmediği için bitecek. Böylece İran’ın her geçen gün daha gelişmişini ve gıcır gıcırlarını attığı hipersonik füzeler İsrail’i Gazze gibi yerle bir edecek.
İsrail’in korkak toplama vatandaşları da geldikleri gibi dünyanın dört bir yanına çil yavrusu gibi dağılıp gidecekler.
İsrail denilen devlet ortadan kalkacak. Kaçan İsraillilerin büyük bölümünün Yahudi Volodimir Zelenski yönetimindeki Ukrayna’ya yerleştirileceği tahmin ediliyor.
Çünkü, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyayı dizayn eden ve İsrail’i herkesin başına bela eden güçler öyle istiyor. Bu nedenle siyonistlerin büyüttüğü Çin yeni füzeler ve gelişmiş savaş sistemlerini İran’a bol keseden verip, İsrail’i vurduruyor.
Eğer Başkan Recep Tayyip Erdoğan bir dönem daha başımızda olursa, körfezden kaçan 10 trilyon doların üzerindeki sıcak paranın yeni güvenli limanı İstanbul olacak. Dünyanın yeni cazibe merkezi de Türkiye olacak.
Türkiye’nin yıldızı her geçen gün daha da parlayacak. Zalimler ise yok olacak. Bekleyip görelim, az kaldı.