Belediye başkanlarını Cumhurbaşkanı atamalı…
Belediye başkanlarını Cumhurbaşkanı atamalı…
MUHAMMET KUTLU
Nedense belde, kasaba, ilçe, şehir, büyük şehirlerin yönetimini ve çeşitli hizmetleri büyük ölçüde üstlenen belediyeler, önemsiz yönetimler gibi görünüyor. En azından “mahalli idareler” kapsamında değerlendirilince öyle bir intiba veriyor.
Oysa 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 14. Maddesinde Belediyelerin görevleri; “Mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yükseköğrenim öğrenci yurtları; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır” şeklinde tanımlanıyor. Bu sadece bir kısmı. Çok sayıda görevleri var.
Bu nedenle belediye başkanları, halkımızın büyük bölümünün hayatına dokunan önemli hizmetleri yerine getirmesi açısından son derece önemli yöneticiler olarak dikkat çekiyor.
5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 37. Maddesinde Belediye Başkanı, “Belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usûllere göre seçilir. Belediye başkanı, görevinin devamı süresince siyasî partilerin yönetim ve denetim organlarında görev alamaz; profesyonel spor kulüplerinin başkanlığını yapamaz ve yönetiminde bulunamaz” deniliyor.
Belediye başkanının görev ve yetkileri ise aynı kanunun 38. Maddesi’nde belirlenmiş. Buna göre belediye başkanının görev ve yetkileri: “Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak.Belediyeyi stratejik plâna uygun olarak yönetmek, belediye idaresinin kurumsal stratejilerini oluşturmak, bu stratejilere uygun olarak bütçeyi, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini hazırlamak ve uygulamak, izlemek ve değerlendirmek, bunlarla ilgili raporları meclise sunmak. Belediyeyi Devlet dairelerinde ve törenlerde, davacı veya davalı olarak da yargı yerlerinde temsil etmek veya vekil tayin etmek. Meclise ve encümene başkanlık etmek. Belediyenin taşınır ve taşınmaz mallarını idare etmek. Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek. Yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak. Meclis ve encümen kararlarını uygulamak. Bütçeyi uygulamak, bütçede meclis ve encümenin yetkisi dışındaki aktarmalara onay vermek. Belediye personelini atamak. Belediye ve bağlı kuruluşları ile işletmelerini denetlemek. Şartsız bağışları kabul etmek. Belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak. Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, engellilere yönelik hizmetleri yürütmek ve engelliler merkezini oluşturmak. Temsil ve ağırlama giderleri için ayrılan ödeneği kullanmak.Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak” şeklinde tanımlanıyor.
Belediye başkanı olma şartları ise 2972 Sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinde; “Anayasada ve kanunlarda yazılı şartlara uygun olarak, seçilme yeterliliğine sahip olan her vatandaş, bir siyasî parti listesinden veya bağımsız olarak, il genel meclisi üyeliğine, belediye başkanlığına veya belediye meclisi üyeliğine adaylığını koyabilir” ifadeleriyle düzenlenmiş.
Belediye başkanı olamayacaklar da; “Türk Ceza Kanunu’nda sayılan belirli suçlardan mahkûmiyet, belediye başkanlığı adaylığını engeller. Zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık gibi suçlar; affa uğramış olsalar bile adaylık hakkını ortadan kaldırır. Ayrıca anayasal düzeni ve devletin güvenliğini hedef alan suçlardan mahkûmiyet de adaylığı mümkün kılmaz” diye ortaya konulmuş.
Şimdi gelelim sadede…
Bunca kanun ve mevzuatı saymamıza gerek yok aslında. Türkiye’de nüfusun yüzde 93,3’ü belediye sınırları içinde yaşıyor. Bu bile belediyelerin ne kadar hayati önemde olduğunu ortaya koymaya yeter.
Belediye başkanları ve yönetimleri başarılı olduğu zaman, bu yerel yönetim birimleri pek dikkat çekmiyor.
Ancak; CHP’li belediyelerin son iki dönemdir halkımıza yaşattığı travmalar ve yolsuzluklar göz önüne alındığında, belediyelerin yerine göre ne kadar can yakabileceği anlaşılır hale geliyor.
Burada CHP dememizin nedeni, son iki dönemdir ülkemizin büyük şehirlerinin önemli kısmının bu partinin yönetiminde olmasından. Yoksa mesele parti değil, ülke bekasıyla ilgili bir mesele.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) yaşanan ve yüz milyarlarca liralık faturası İBB İddianamesi’nde ortaya konulan yolsuzluklar ve usulsüzlükler, Ankaralı vatandaşlarımıza saç baş yolduran su kesintileri, trafik çilesi, Ege’nin incisi İzmir’de çöplerin dahi toplanamayıp halk sağlığını tehdit eder hale gelmesi…
Üzücü örnekler çoğaltılabilir. Zaten her geçen gün bu tür örnekler kendiliğinden çoğalıyor.
Buradan bir öneride bulunmak istiyorum. Belediye yönetimlerinin yerel seçimlerle belirlenmesinin sonuçları ortada.
Başarısız ya da etik değerleri umursamayan birileri belediye başkanı olduğunda, faturayı milyonlarca vatandaşımız trafik çilesi, su sıkıntısı, çöp dağları olarak ödemek zorunda kalıyor.
Bu nedenle; Belediye Kanunu ve Seçim Kanunu’nda değişiklik yapılarak, belediye başkanlarının Cumhurbaşkanı tarafından atanması sağlanmalı. Belediyeler de Cumhurbaşkanı’nın sorumluluğuna verilmeli. Belediye başkanları liyakatli isimler arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanmalı.
Böylece bir belediye başkanı, örneklerini son dönemde sıkça gördüğümüz gibi beceriksiz ve liyakatsiz çıkarsa, ya da yolsuzluklara meyil etmeye başlarsa, atayan makam olan Cumhurbaşkanı, onu görevden alabilir.
Hiç değilse milyonlarca vatandaşımızın yaşadığı büyük şehirlerde insanlar susuzluk, çöp dağları, trafik çilesi ve utanç verici hırsızlıkların verdiği travmaları yaşamak zorunda kalmaz.
Bir gazeteci gördüğü aksaklıkları ortaya koymalıdır. Bu yüzden böyle bir öneriyi gündeme getirmek istedim. En iyisi valiler gibi belediye başkanlarını da Cumhurbaşkanı’nın ataması. Bunu bir düşünmek lazım.