• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mete Han
Mete Han
TÜM YAZILARI
26 Şubat 2020

Gezi’nin Tesadüfleri

Gezi olaylarından önce Türkiye'deki haber kanallarından birinde, Oliver Stone'un yönetmenlik koltuğunda oturduğu Amerikan Birleşik Devletleri'nin gizli dosyalarını inceleyen on bölümlük “ABD'nin Gizli Tarihi” Belgeseli  "Amerika Derin Devleti"  Kenan Işık’ın seslendirmesiyle sunuluyordu.

Kimdi bu Oliver Stone?

Oliver Stone, Kenedy suikastini konu alan JFK filminde yapımcının Yahudi Arnon Milchan olmasından ötürü, Kenedy suikastindeki Mossad ve İsrail ilişkisini gizlemiş bir yönetmendir.

Yine, Gezi olaylarının patlak verdiği sırada NTV'de "Hitler" belgeseli, bölümler halinde haftalarca yayınlandı. Aynı tarihlerde devletin belgesel kanalında da Bülent İnal’ın sesinden “Tarihin dönüm noktaları” belgeselinin konusu da, tesadüf bu ya “Hitler” idi.

Gezi olayları başlamadan birkaç hafta önce, Türkiye’nin önde gelen haber kanallarında birbiri ardına diktatör belgeselleri yayınlanıyordu.

Bu durum, 2 Haziran 2013’te CNN’de yayınlanan 5N1K programının yapımcısı ve sunucusu Cüneyt Özdemir'in de dikkatini çekmişti.

Özdemir, “NTV'de Hitler belgeseli var!” diye yazıyordu twitter’dan.

Cüneyt Özdemir’in 2 haziran tarihli twitinin altına gelen yorumlara silinmeden bir göz atın isterseniz: https://twitter.com/cuneytozdemir/status/341270995027505153

Nedendir bilinmez (!) herkes Tayyip Erdoğan ve Hitler’i birlikte yorumluyordu.

Gezi eylemlerindeki destekçilerin “çapulcuyum” diyen Cem Boyner gibi Türkiye'deki büyük bazı holdingler, tanınmış büyük üniversiteler ve TV-internet medyasının aynı zamanda  George Soros'un fonladığı kurumlar olması da pekala tesadüf sayılırdı. Mesela “Fethullah Gülen ile Ufuk Turu” kitabının yazarı Eyüp Can'ın Soros'un kurduğu Açık Toplum Enstitüsü'nün danışma kurulu üyeleri arasında yer alması neydi peki? Elbette tesadüftü. Aynı Eyüp Can’ın başında bulunduğu Radikal Gazetesinin Gezi’deki etkin rolü için de tesadüf kelimesini kullanabiliriz mesela.

Daha ne tesadüfler var. Sabırla okuyun lütfen.

F. Gülen’in manevi oğlu Eyüp Can, “altın nesil” projesinin bütün fertleri gibi Amerika’da okudu ve ardından Türkiye’ye geldi. Zaman Gazetesinde ve Referans Gazetesinde çalışmaya başladı. Eyüp Can, 2005 senesinde Berlin’de Elif Şafak ile evlendi. Elif Şafak kimdi?

Hatırlayalım “Baba ve Piç”in yazarı romancıElif Şafak, 2005-2009 arası tam dört sene Zaman Gazetesinin başyazarlığını yaptı. Ne diyordu “Baba ve Piç” kitabında; “ …Bütün akrabalarını 1915’te kasap Türklerin ellerinde kaybetmiş soykırımzede bir sülalenin torunuyum. (Sayfa 63)” Şimdilerde cinsel kimliğiyle ilgili gündemde olan Elif Şafak, Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinden Prof. Dr. Nuri Bilgin’in kızı. Ermeni nüfusun da olduğu bir yerden.

George Soros, Eyüp Can, Fetullah Gülen, Elif Şafak, Zaman Gazetesi… Konsorsiyumda yer alan bu isimlerin ilişkilerinin hepsi de ne yazık ki tesadüftü. (!)

Devam edelim...

Taksim veya meşhur ismi ile Gezi eylemlerini, sosyal medya üzerinden destekleyen ve yönlendiren Çiğdem Mater'in George Soros tarafından fonlanan Bianet'in kurucusu Nadire Mater'in kızı olması da bu tesadüflerden biriydi tabii.

George Soros’un, "Amerikan Üstünlüğü Balonu" adlı kitabında "Düşman ülkelerde özgürlük ateşini canlı tutmak için sivil toplumu desteklemek önemlidir. Hükümet etkisine direniş göstererek, kitleler hükümetin otoritesini kötüye kullandığı şeklinde teyakkuza geçirilebilir" ifadelerinin sahadaki uygulaması olarak nitelendirebileceğimiz Gezi olayları üzerindeki Soros etkisine de tesadüf deyip geçelim.

George Soros ve ekibi tarafından gerçekleştirilen devirme hareketlerini konu alan "The Shadow Party" adlı kitapta anlatılanlarla “Gezi”de yaşananlar arasında çok şaşırtıcı benzerlikler görürseniz, sakın ha şüpheye düşmeyin. Tesadüftür o.

Borsa manipülasyonları ile tüm dünyaya nam salmış George Soros, aynı zamanda hedefindeki hükümetleri güç kullanarak düşürmekten sakınmayan biri. Uygulanabilir her aracı manipüle etmesi, en meşhur taktiği. Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açıklamalarda borsa üzerinden yapılan manipülasyonlara vurgu yapması ve faiz lobisini işaret etmesi de acı bir tesadüf olabilir ancak (!)

Kadife Devrim, Turuncu Devrim ve Arap Baharının ve George Soros’un rolü ve “gezi” için şimdi Arap baharıyla ilgili bir kitaptan bahsetmem gerekiyor.

Arabesque$: Enquête sur le rôle des États-Unis dans les révoltes arabes [Arap Baharı’nda ABD’nin Rolüne Dair İnceleme] isimli çalışma, Ahmed Bensaada’nın 2011 tarihli L’Arabesque Américaine başlığını taşıyan kitabın güncellenmiş hâli. Kitap ABD hükümetinin Arap Baharı adı altında toplanan “devrimlerin” kışkırtılması, fonlanması ve koordine edilmesinde oynadığı rolü ele alıyor.

Kitap 2011 ayaklanmasına öncülük eden kişilere dikkat çekiyor. Bu isimlerin bazıları CIA’den para aldıklarını açıktan kabul ediyorlar. Diğerlerinin ise bu konuda herhangi bir fikri yok, bundan gerçekten habersiz oldukları anlaşılıyor. Az sayıda insan (Mısır ve Suriye’de) casusluk faaliyetleri için görevlendirilmiş. Yedi kişi Mısır’da Kahire’deki ABD Büyükelçiliği’ne iltica talep etmiş ve Dışişleri Bakanlığı eliyle ülkeden çıkarılmış.

Bensaada’ya göre, Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi dâhilînde gerçekleşen Arap Baharı devrimleri kendine has dört ortak özelliğe sahip:

* Hiçbiri kendiliğinden değil: Hepsi de dikkatli ve uzun soluklu (beş yıldan fazla süren) bir planlamanın ürünü. Planlamayı yapan Dışişleri Bakanlığı, CIA vakıfları, George Soros ve İsrail lobisi.

* Hepsi de hakaretlere maruz kalan despotları iktidarda tutan otokratik iktidar yapısını değiştirmeksizin onları iktidardan uzaklaştırmayı amaçlıyor.

* Arap Baharı’nda yapılan hiçbir gösteride Filistin ve Irak’taki ABD karşıtı o güçlü hissiyata bir biçimde atıfta bulunulmadı.

* Ayaklanmaları kışkırtanların tamamı orta sınıftandı, 2011’den sonra gizemli bir biçimde ortadan kaybolan iyi eğitimli gençlerdi.

Şimdi dönelim Soros Efendi ve esas diğer Jön’e.

Soros'un ilk "Kadife Devrim" girişimi, eski Sovyet Bloku ülkelerinde oldu. Polonya'da 1980'lerde ortaya çıkan "Dayanışma" hareketinin arkasındaki isim olan Soros, fonladığı sivil toplum hareketlerinin çalışmaları sonucunda Çek Cumhuriyeti'nde 1989'da Vaclav Havel'in başkanlık koltuğuna oturmasını sağlamıştı.

Milyonlarca dolarlık destekle yürütülen altyapı çalışmaları asıl büyük meyvelerini Sırbistan, Ukrayna, Gürcistan ve Kırgızistan'da verdi. Soros'un kurduğu Açık Toplum Enstitüsü'nün destekleriyle Sırbistan'da "Otpor" (Direniş), Gürcistan'da "Kmara" (Yeter), Ukrayna'da "Pora" (Zamanı Geldi), Kırgızistan'da "Birge" (Birlikte) ismi ile eylemler yapıldı.

Sırbistan (2000), Gürcistan (Gül, 2003), Ukrayna (Turuncu, 2004) ve Kırgızistan (Lale, 2005)  ve Türkiye’deki ismin “ağaç devrimi” olması da tesadüften ibaretti.

George Soros kadar şöhretli olmasa da esas Jön, Gene Sharp’tan bahsedebiliriz artık.

Şiddet dışı eylemlerin rehberi durumundaki Gene Sharp, Pentagon ve ABD istihbaratıyla ilişkilendirilen, Albert Einstein Enstitüsü direktörü olarak “renkli” devrimlerde (Doğu Avrupa’daki gelişmelerde ve Hugo Chávez’e karşı 2002’de girişilen darbede) rol almış CIA’nin yumuşak darbe teorisyeni bir profesör. Bu akademisyenin George Soros’un akıldanesi ve kankası olduğu ABD medyasında çokça yazıldı. 1985'te yazmış olduğu “Avrupa'nın İşgalini İmkânsız Kılmak” adlı kitabına soğuk savaş teorisyeni George Kennan önsöz yazmıştı. 1987'de NATO'ya bağlı ülkelerde sivil direnişin nasıl organize edileceği konusunda konferanslar veren Gene Sharp’ı gezi eylemlerindeki eylem biçimlerini takip ederseniz 1994 tarihli Diktatörlükten Demokrasiye isimli kitabına gelirsiniz ki buna da tesadüf deyip geçin.

George Soros’un tüm devrimlerinde ilk başta Sharp’ın 1994 tarihli Diktatörlükten Demokrasiye isimli kitabın genel çerçevesi dâhilindeki şiddete dayalı olmayan eylem önerileri takip ediyor. Gezi sürecinde dönemin Başbakanı Erdoğan için bir anda bir "diktatör" furyası ile servis yapılması da ne tesadüf ama.

George Soros'un tüm dünyada uyguladığı yöntemler Harvard Üniversitesi'nde eski siyaset bilimci Gene Sharp'ın doktrinine dayanıyor. Gene Sharp, “Şiddet İçermeyen Eylem Politikası ve Şiddet İçermeyen Mücadele Yöntemi" adlı kitaplarında bunun yöntemlerini detaylı anlatıyor.

Gezi Parkı eylemcileri, İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana'da polise çiçek vererek başlamıştı işe. Ne tesadüf ki daha önce de Yugoslavya’da eylemciler polise ve askere çiçek vererek, başlattıkları devrimi başarıya taşımışlardı.

Gürcistan'da, Otpor aktivistleri eylemdeyken Soros tarafından desteklenen TV kanalı Rustavi-2, Amerikan yapımı "Diktatorü Devirmek" isimli bir belgeseli yayınlamaya başlamıştı. Aktivistlerin yetiştirilmesinde çok önemli bir rol oynayan belgesel, adım adım Slobodan Milosevic'in iktidardan devrilişini anlatmaktaydı. Aylar boyunca her Cumartesi günü Rustavi-2 kanalı ‘Diktatörü Devirmek' adlı belgeseli yayınlıyordu. Belgeselin hemen ardından Gürcistan'daki durumun tartışıldığı bir program ekranlara geliyordu.  Washington Post eylemleri şu sözlerle duyuruyordu: "En önemlisi belgeseldi. Bütün göstericiler, Belgrad'daki devrimin taktiklerini biliyorlardı çünkü belgesel onlara hepsini göstermişti. Herkes ne yapması gerektiğini biliyordu."

Gözünüzün önüne “gezi”de canlı yayınlar yapan yabancı kanalların geldiğinden eminim.

Gezi soruşturmasının savcısı, iddianamede Gezi eylemlerinin OTPOR (Direniş) adlı örgütünün desteğiyle kurgulandığı; Occupy hareketinin teorisyenlerinden olduğunu belirttiği Gene Sharp’ın “Sivil Başkaldırı” yönteminin kullanıldığını iddia ediyordu. Peki ne oldu binlerce sayfa iddianame ile hazırlanan Gezi davasında?

Tüm sanıklara beraat.

Yani sizin anlayacağınız; Gezi’de hiç kimse ölmemiş, hiçbir mala zarar verilmemiş, dolayısıyla hiçbir suç unsuruna rastlanmamıştı. Gezi sırasında gördüğümüz; ortalığı yakıp yıkan kalabalıklar, polise ateş açan yüzü maskeli gruplar, meydanlarda arz-ı endam eden kırmızı fularlı kızlar… Hepsi de tamamen bir hayal ürününden ibaretti.

Wikileaks belgelerine ve CIA kontrolündeki vakıfların internet sitelerine bir bakılabilse, gezi kahramanlarının katıldıkları konferanslar, atölye çalışmalarının listesi elbet bir gün afişe edilir. Soros vakfının verdiği paranın miktarı, nerelere aktarıldığı, Google, Facebook, Twitter’ın sürece katılımı, Obama’nın kriptolama teknolojileri ve sosyal medya becerileri alanında siber aktivistlerin eğitiminde kullanılan internet kampanya ekibi, ABD büyükelçiliğinin rolü gibi bir dizi tesadüf (!), tıpkı diğer ülkelerde bir dönem yapılan darbeler gibi ABD medyasında ballandıra ballandıra anlatılabilir. Hillary Clinton, Condoleezza Rice, John McCain, Barack Obama vs. vs.

Tesadüf deyip dosya kapatmak daha kârlı gibi. Ha ‘Osman Kavala niye burada yok’ demeyin.

O da başka yazıya kaldı.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

zafer

Gezi davası malum otelin alt katını hastaneye çevirenler ve oradan eylemleri sevk ve idarede hamilik koruyuculuk yapan partilere vekillere uzanamayacagina göre boş bir uğraşı.
  • Yanıtla

orhan inan

BU SİVİL GÖRÜNÜMLÜ KALKIŞMALARI PLANLAYANLARIN GÜCÜNÜ GEZİ DAVASINDA VERİLEN BERAT KARARLARI İLE GÖRMÜŞ OLDUK.BUNLAR HER ÜLKEDE BU KADAR GÜÇLÜLER.HEM DARBE YAPMAYA FİİLEN TEŞEBBÜS EDER,YAKAR YIKAR ÖLDÜRÜRLER AMA KİMSE ONLARI CEZA VEREMEZ.BU DURUM MALESEF ÜLKEMİZDE DE BÖYLE OLDU..BUNU BU İKTİDARIN KIRMASI GEREK.HAYATİ ÖNEME SAHİP MİLLİ BİR HUSUS..YOKSA BU PİSLİKLERİN CESARETLERİ HEP DİRİ OLACAK..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı