--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yaralı asker değil bunlar, yaralı aslan!

Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz

“Eve gitmek istiyoruz” demediler...

“Çok korktuk, canımız yanıyor” demediler...

“Bir daha savaşmak istemiyoruz” demediler...

“Ailemizin yanına gitmek istiyoruz” demediler...

“Kemiklerim kırık... Ağır yaralıyım... İzne mi ayırsanız?” demediler...

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ve birçok üst düzey asker Gaziantep’teydi... Fırat Kalkanı operasyonunda yaralanan askerlerini ziyaret ettiler.

Yaralı askerler, tutmasan, kalkıp cepheye dönecekler...

En küçük bir moral motivasyon kaybı yok... En küçük bir ağlama, sızlama, acındırma yok...

Ağrılı sızılı da olsalar maaşallah kanları kaynıyor...

Her biri düşmanlar için cayır cayır bir “ateş...”

Her biri terör örgütleri için bir “cehennem silahı...”

Her biri Suriye’deki çakallar için bir “mavzer...”

Her biri teröristler için bir “Azrail...”

Yahu yaralı asker demeyin, değiller...

Bunlar yaralı aslan!

İşte ordu, işte komutan!

E hal böyle olunca, elbette göğüs göğüse harpten kaçacak bu çakallar!

Elbette “ateşe” atlamaktan tırsacak... Elbette, askerimizi gördüğü yerde üç buçuk atacak... Elbette “vurmak” için, erkekçe meydanları değil, kahpece tenhaları kullanacak!

Askerlerimiz yürek, bunlar onun bunun tasmasını taşıyorlar çünkü!

Askerlerimiz, bir iki düşmanı daha haklamak için hasta yatağında zaptolunamazken, bu “rögar fareleri” kubur çukurlarında saklanıyorlar...

Bu millet, böyle bir millet işte!

Vatanımız üzerinde “alçakça” planları olan herkese tek tek haddini bildirecek!

Ne yarasına bakacak...

Ne parçalanan kemiklerin sızısına ağlayacak...

Bir an önce ayağa kalkıp, göğüs göğüse harp etmek için birbirleriyle yarışacak...

Bunun önüne geçemeyecekler...

Bu milleti durduramayacaklar!

Bu vatanı istila edemeyecekler!

Her seferinde milletin bu çelik iradesine çarpıp, çarpıp dağılacaklar!

Her denediklerinde yeni bir “Osmanlı Tokadı” daha yiyecekler...

Aralıkmış!

15 Temmuz’da yedikleri az geldiyse biraz daha sille tokat, biraz daha dayak kötek yiyecekler...

Biraz daha kanalizasyon çukurlarına saklanacaklar!

Biraz daha kadın kılığında kaçmaya çalışacaklar!

Biraz daha Yunanistan’ın kapısına sığınacaklar!

Erkekçe değil, kahpece terör eylemleriyle...

Korkaklara yakışır bir şekilde...

Şerefsizce, haysiyetsizce terör yöntemleriyle can alacaklar!

Lakiiin...

Bu millet bir kere ayağa kalktı ya...

Asla oturtamayacaklar!

Bu onun-bunun “tasmalı” beslemelerine artık bu topraklarda ra-hat yok!

Huzur yok...

Refah yok...

Telef oldukları ana kadar her an nefesimizi enselerinde duyacaklar! 

Sıkılmış Portakal gibi “her sabah kapımı çalıp, beni alacaklar” diye ağlayacaklar!

Sarıldıkları Amerika bayrağı “kefenleri” olacak!

Taşıdıkları “tasmalar”, boyunlarında ilmek...

Önünde poz verdikleri PKK çukurları, mezarları...

Aç sokak köpekleri gibi yabancı istihbarat servislerinin projesi olup, yüzüstü sürünenlerin “paçalarını çekiştirmelerine bakmayın!”

Komutanlar, ordularının başında...

Dün Gaziantep’te, bugün Kayseri’de ama hep ayakta!

Şeytan mola vermiyor madem...

Terör uyumuyor...

Bize de durmak haram!

Düşünsenize!

15 Temmuz’da savaş uçakları vardı... Tankları vardı... Silahları vardı... Stratejileri vardı... Adalarda konuşlanmış, ABD’li akıl hocaları vardı... Bizans entrikaları vardı... Her türlü teknolojileri vardı...

Ama en hayati şeyden yoksundular!

Cesaretleri yoktu! Korkaktılar!

Meydan dayağına karşı koyamayarak kadar salya-sümük ağlayan, yalvaran, silahlarını koyup kaçan, Locaefendileri gibi korkak ve pısırık heriflerdi bunlar!

Bu yüzden tanka da, topa da, uçağa da “eksik” bindiler işte!

Başaramadılar...

15 Temmuz ruhu ödlerini kopardı!

Kuvvei şeytaniyeleri kırıldı.

Duuur, bu daha iyi zamanları...

Daha çooook telef olacaklar!

Suriye dağlarında keklik gibi avlanacaklar!

Kaçarları yok...

FETÖ’cü darbecilerin desteğiyle çukur kazmak, bomba patlatmak kolaydı...

Şimdi tükeniyorlar... Can çekişirken ellerinde kalan son kozları oynuyorlar...

Ama er geç “beceriksizlikleri” yüzünden, sahipleri de bunları kapıya koyacak!

Ya sonra? 

 

Mehtap Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle