Milli seferberlik!
Milli seferberlik, öyle koltuğunda “paşa paşa” oturmakla değil...
“Durmak yok! Yola devam” demekle olur...
Fırat Kalkanı Operasyonu’nda yaralılar mı var?
Hastanede, görevinin başında olmakla olur...
“Aman sen de” dememekle olur... “Benden bu kadar abi” diye tembellik etmemekle olur... O yaralı askere, kendi evladıymış gibi müdahale etmekle olur.. Elinden gelenin fazlasını yapmakla olur..
Makamında “paşa paşa” oturmakla değil, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar gibi yaralı askeri için tâ Gaziantep’e gelip, başında durmakla olur...
Vatanımız böyle çok cepheli bir savaştayken, belaya atlamakla olur...
Terörün her türüne karşı, ölümüne askerin ve polisin yanında durmakla olur...
Vatanı ve terörle mücadele edenleri, kendinden fazla düşünmekle olur...
Ölen her şehidin acısını ta bağrında hissetmekle olur...
Abdulhamid Han’ın ifadesiyle “coğrafyamızın üzerine üşüşen bu leş kuşlarına” karşı, ölümüne vatanı müdafaa etmekle olur.
Dolar ne ki?
15 Temmuz kahramanları gibi gerekirse can vermeyi göze almakla olur...
17-20 Aralık.. Gezi Kalkışması.. Kobani eylemleri.. Çukur terörü.. Canlı bomba terörü.. 15 Temmuz darbesi.. Daha bir sürü “çelme”, daha bilmem ne kadar ülkeyi bölme girişimi...
“Bize vız gelir, tırıs gider” demekle olur...
Alayına karşı safları sıkılaştırmakla olur...
Gerekirse sokaklara dökülerek, “üst aklın” suratına, şöyle esaslı bir Osmanlı Tokadı indirtmekle olur...
Gerektiği vakit, 15 Temmuz’daki gibi bir gecede asker olmakla, tankların önüne yatmakla, helikopter pilotuna “in lan aşağı” demekle olur...
Darbecilerin tankını durdurup, üstünde çay demlemekle olur!
Tarladaki ekinini, darbecilerin savaş uçaklarının görüş alanını kapatmak uğruna, tereddüt etmeden ateşe vermekle olur!
Darbecilerin savaş uçakları uçamasın diye, itfaiye araçlarını, aprona sürmekle olur...
Darbecilerin ellerindeki silahları, meydan dayağıyla almakla olur...
Tek kurşun sıkmadan, darbecileri tir tir titretmekle olur...
“Su uyur, düşman uyumaz” ya...
“Şeytan mola vermez” ya...
Düşman kadar uyanık olmakla olur...
Bir nefes kadar olsun “mola vermemekle” olur...
Can’cıkları “kara listeye” almakla olur!
Sübyancı Locaefendi, bu kez “26 Aralık’ı bekleyin” diye mi uludu?
Yahu “çakalların uluması, aslan ayağa kalkana kadardır” diye kükremekle olur!
PKK’nın tehditlerine, FETÖ’nün algı operasyonlarına kulak asmamakla olur...
“Tasmalı medyayı”, “Kandil yalakası siyasetçileri” protesto etmekle olur...
FETÖ-PKK’yı besleyen ülkelerin mallarını, paralarını, boykot etmekle olur...
Hem savaşıp, hem köprü yapmakla olur! Zoru görünce “yengeç gibi yan yan yürümemekle” olur!
Vatan uğruna “kim var?” diye sorulduğu zaman, “sağına soluna bakmadan ‘ben varım!’ demekle olur!
Kendi hür, vicdanı hür olmakla olur! Son nefesini verinceye dek, mazeretlere sığınmadan çaba sarf etmekle olur. Ayakkabısındaki taşa aldırmadan, yol yürümekle olur. Ölümü öldürerek olur. Sırtını, şeytani güç odaklarına değil, Allah’a yaslamakla olur!
Can’cık gibi Amerika bayrağına sarılarak değil, Allah’ın ipine sımsıkı sarılmakla olur!
Herkese ve her şeye karşı “bize Allah yeter” demekle, bunu gönülden hissetmekle olur.
Başınıza her ne gelirse gelsin... “Of” demeden, namussuzlar kadar “hedefe odaklı”, “mankurtlar” kadar dava odaklı mücadele etmekle olur!
Yani... Şu “tırşikçibaşı” Hasip vardı ya... Yahu şu Gundi Hasip! Bunların eş başkanlarına gün yüzü göstermemekle olur...
Mehmet Akif’in şiirinde, “kursak derdindeki eşek” olarak tasvir ettiği “vurdumduymazlardan” olmamakla olur! Ne güzel tasvir etmiş değil mi?
“Kurd uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi./ Saldırırmış ansızın yaydan boşanmıs ok gibi./Lakin, aşk olsun ki, aldırmaz otlarmış eşek,(...)/ Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı..
İşte şiirdeki “eşek” cinsinden insanlar gibi düşman burnumuzdan tutmuşken, bir tutam ot fazla olsun yutma derdinde olan iş çevreleri gibi “doları” şımartmamakla olur...
Vatana ihanet edenlere fırsat vermemekle, vatan hainlerine itibar etmemekle, “bana neci” eşek cinsi varlıklarla irtibatı kesmekle, teröristleri ihbar etmekle olur...
Milli seferberlik, “İmanlı çılgın Türkler” kapsamına girmekle olur kısacası!
“Tedbirci” vatan hainlerinin psikopatisinden uzak olmakla olur...
Biz böyle durduktan sonra alayı darbeci olsa ne olur? Çok çok biraz daha sopa yerler işte!
En anlı şanlıları, rögar fareleri gibi kanalizasyon çukurlarında bulunur...
26 Aralık’mış... Çok da tın yani...
Bunu dikkate alan şebeleklere ayyyynen “kapak” diye şunu demekle olur: “Gelecekleri varsa, görecekleri var.”
Aha da biz millet olarak buradayız!


