Kılıçdaroğlu’nun “beyin” takımı! Açıköğretim ne iş?
F tipi CHP bu...
Arıza ruhunda var!
İlla “istemezükçülük” yapacak, illa “takoz” olacaklar!
“Değiştirmeye” güç yetiremedikleri gelişmelere çelme takacaklar!
Ellerinin yetişmediği “ciğere”, tu-kaka diye yüzlerini buruşturacaklar!
Mesela...
Gezi Parkı’nda 13 ağacın yeri değiştirildiğinde kıyamet kopardılar!
Sonra CHP’li Yalova Belediyesi yüzlerce ağacı kestiği zaman, çıt çıkaramadılar!
E madem öyle...
Madem çapları bu...
Peki, Gezi’deki 13 ağacı neden “darbe” gerekçesi saydılar?
Neden millete gaz verdiler?
Neden gençleri sokağa saldılar?
Söyleyeyim...
Gaye yeşillik olsun...
Çünkü CHP’nin “özgün” bir tepkisi yok...
Gezi Kalkışması bir Soros projesiydi, atladılar...
Kobani Kalkışması, bir MI6, CIA, BND projesiydi, alkışladılar...
Kimbilir TBMM’deki “dişli” eylemlerini, kürsü işgallerini de kimin “go” demesiyle yaptılar!
Meraklanmayın...
Gerçeklerin, er-geç ortaya çıkma gibi bir huyu var!
Eninde sonunda, bu teşebbüsün de kimin başının altından çıktığı ortaya çıkar, mikrofonu kimin kapıp-kaçtığı da...
Meclis kürsüsünü ele geçirdiler...
Yetmedi...
Yumrukladılar, dişlediler, kan akıttılar, burun kırdılar ama kesmedi...
LGBT eylemlerinde TOMA-şov yapan CHP’nin beyinli takımı, meclise köpekle geldiler!
“Köpeğe ne hacet?” diyeceksiiin, olmuyor...
Neyse...
Şimdi de “Öyle oldu bittiye getirmemek” lazım diye oy verme işlemini ağırdan alıyorlar!
“Hele bir düşünelim, taşınalım hatta kaşınalım...”, oyu nasılsa kullanırız diyorlar!
Kabinde dakikalarca eğlenip milletin sabrını taşırıyorlar...
Ne yapsınlar yani?
Ne bekliyordunuz?
Marmaray mı yapsınlar, Avrasya Tüneli mi, bölünmüş yollar mı, metro mu, köprü mü?
Beyinliler ya...
Elde avuçta bir tek “takoz” olmak var...
Arıza çıkarmak var...
Kasetle falan iş yürütmek...
E ne yapsınlar?
Ellerinden gelen bu...
Bu “beyinli” CHP’liler de, haliyle ellerinden geleni yapıyorlar!
Beyinli takımı mı desek, kelle-paça takımı mı?
İki diş sarımsak, bir tutam pul biber...
On dakika boyunca kendini oy kabinine kapatarak eylem yaptığını zanneden kafadan, ancak kelle-paça çıkar!
Üstelik beyin ilavesiz...
Yaptıkları hepi-topu oy kabininde oyalanmak...
Attıkları hava, “dünyayı kurtaran adam”...
Utanmasa Kılıçdaroğlu, “İcraatın İçinden” diye program yapıp, ettiği haltları da “halka hizmet” diye yutturacak...
Aslında boş vakti olan biri üşenmeyip, CHP’yi gömme stratejisi diye, CHP komedilerini bir bir sıralayacak...
Kılıçdaroğlu CHP’sinin “kaybedenler kulübü” üyesi “beyinli” kelle-paçalara şahane kapak!
Açıköğretim...
Vaktiyle kovulanlar...
Okullara alınmayanlar...
Geç kalanlar...
Zamanını ilimle-irfanla harcamayı amaçlayanlar...
Evliler, çocuklular, evlenip yeni bir hayata sıfırdan başlamak için kitaba sarılanlar...
Ununu elemiş, eleğini asmışlar...
Malzeme bu...
E madem öyle neden Açıköğretim sınavlarında dört yanlış bir doğruyu götürsün ki?
Bu neyin kaprisi Açıköğretim Fakültesi?
Neyin rövanşı?
Neyin bariyeri?
Yok, vallahi sevmedim şu “götürücü” sistemi...
“Giden gitti...
Kalan sağlar bizimdir” felsefesi, milletteki öğrenme azmini törpülerse bu mutlu mu edecek sizi?
Hımm?
Milleti kaybetmeye değil, kazanmaya çalışın!
Yolunuz yol değil!


