--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hasan Karakaya gitti gideli...

Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz

“Hasan Karakaya’nın ölüm yıldönümü mü?”

“Bir yıl geçti mi sahiden gideli?”

Bir de bana sor...

Gel de bana sor...

Bir yıl mı, bin yıl mı?

Sokak lambam söndü...

Işıksızım...

Kolum, kanadım kırıldı, yaralıyım...

Hayatımda hiçkimseye o kadar inanmadım!

Hayatımda hiçkimse bana o kadar inanmadı!

Kolum kanadım kırıldı...

Yaralıyım, çok ama çok yaralıyım...

Nasıl bir adamdı?

Adam gibi bir adamdı!

İyi ki kardeşiydim, iyi ki abimdi...

Yalnız hissettiğimde, “kimse...”

Fırtına koptuğunda, “sahil-i selamet...”

Sırtımdaki “dağ...”

Gözümdeki “fer...”

Yüreğimdeki “dava...”

Kalemimdeki “kavga...”

Fikrimdeki “maya...”

İsyanımdaki “öfke...”

İnancımdaki “kuvvet...”

Savaşırken “cesaret...”

Kaybolunca “pusula...”

Gurbetteyken “sıla...”

Tükendiğimde “kuvveti maneviye...”

Ağladığımda “baba...”

Hesapsız kitapsız “adam”dı kısacası yani...

Sonuna kadar bir Muhammed(sav) aşığı...

Yukarıdan aşağıya, soldan sağa Müslüman bir dava adamı!

Bir adam bu kadar mı her şey olur?

Bir adam gidince bu kadar mı boşluk bırakır gerisinde?

Rahmana kavuşalı bir yılmış!

Hadi sen de...

O bir işaret fişeği!

Deniz feneri...

Şimdi ise tadı yok hiçbir şeyin...

Hiçbir şey tam değil, her şey eksik Vallahi...

O “Bacım” demeyeli asırlar geçmiş sanki...

FETÖ ile mücadele ettiğim o bıçaksırtı süreçte, herkesin adımı anmaktan, selam vermekten imtina ettiği dönemde, yanı başım beladayken, gece-gündüz arayabileceğim tek insandı!

Kapıların yüzüme çarpıldığı o dönemde, elimden tuttu ve kalemime sahip çıktı!

FETÖ’ye rağmen, Yeni akit’te yazmama vesile oldu...

Hiçbir yazıma “acaba” diye bakmadı!

“Sen yaz” dedi...

“Kulak asma .tin kopuğun havlamalarına” dedi...

“Mehtap şunu yazma” dese, yazmayacağımı, beni bir tek kendisinin durdurabileceğini bilirdi...

Abim derken laf olsun diye söylemiyordum, onun bir dediğini iki etmeyeceğimi biliyordu demek istiyorum!

Ama hiç denemedi...

Kendi gözüyle görürdü sevdiklerini...

Kıymet verdiklerine karşı asla “dolduruşa” gelmezdi...

Başbakan olduğu için değil, lideri olduğu için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, onun daima “kırmızı çizgisiydi.”

“Öl” dese, sağına soluna bakmadan ölüme giderdi...

Hep merak etmişimdir...

Acaba öz kardeşleri, Erdoğan’ı Hasan Abi kadar sevmiş midir?

İnanmış mıdır?

Güvenmiş midir?

Onun için belaya atlamış mıdır?

Uğruna her şeyi göze almış mıdır?

Sadakatle bağlanmış mıdır?

Vefa göstermiş midir?

Bu kadar samimiyetle yanında durmuş mudur?

Bunu söylemek ne güzel değil mi?

Bir kez olsun incitmedi...

Hiç üzmedi...

“Hayır” demedi...

Yapamam demedi...

Bir kez olsun “sahipsiz” hissettirmedi...

Her yazımı, bazen gülümseyerek, bazen en az benim heyecanımla mukabele ederek, bazen benden daha çok celallenerek okurdu...

Ama istisnasız itimad ederek...

“Delikanlı kız” derdi...

Yazarken hissettiğim her ne ise, aynen hissettiğini sonuna kadar hissettirerek...

Ama en önemlisi asla “sınır” çizmeyerek, daima “özgür” hissettirerek...

“Kurt, dumanlı günü arar” derler ya hani...

Sanırım, “yas da dumanlı günü arıyor...”

Pencereden bakıyorum...

Hiçbir yer görünmüyor!

Ayyynen “Sessiz Tepe” filmindeki gibi...

Her tarafta, ekru bir sis, buz gibi bir kefen...

Kasvetli değil ama insanın ağladıkça, ağlayası geliyor...

Ölecekse eğer, böyle bir havada ölmeli insan...

Yağmurlu, sisli...

Anacaksa, böyle bir havada anmalı...

Acı çekecekse, böyle bir havada çekmeli...

Özleyecekse, böyle bir havada özlemeli...

Allah aşkına söyleyin?

Hasan Abi’siz geçen zaman bir yıl mı şimdi?

Hadi oradan...

Seninle yazmak güzeldi Hasan Abi...

Seninle omuz omuza savaşmak muhteşemdi!

Senin kardeşin olmak, maceraların en güzeliydi...

Ve...

Allah “gel” dedi...

O kalabalığın arasından seni seçti...

Cumhurbaşkanı’nı vesile etmese, ölmeden önce Kâbe’nin kalbine sokulabilir miydin Hasan Abi?

Hep hayal ettiğin gibi Resulullah’ın ruh kolları arasında teslim olabilir miydin?

Hayalindi...

Hep orada ölmeyi istemiştin...

O kapıdan girmeyi...

Bir sen bilirsin, bir de ben...

Ruhun orada kaldı...

Geri gelmedin, oradasın, Resulullah’ın dizinin dibindesin değil mi?

15 Temmuz’da sensiz kalma pahasına bence buna değerdi!

Kurtlar vadisinde, aslansız kalma pahasına, sevdiklerinle Resulullah’la kal...

Dualarımızdasın, gözyaşlarımızdasın ve ölünceye kadar da öyle kalacaksın! 

Ayak izlerini takip ede ede seni buluncaya kadar, Allah’a emanet Hasan Abi! 

 

Mehtap Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle