Hani 26 Aralık darbesi? Gözünüz yemedi değil mi ifrit FETO?
Hani 26 Aralık darbesi Bitli Büyücü?
İfritlerine yine mi yanlış koordinat verdin?
Aha da 28 Aralık, ne oldu şimdi?
Daha kaç kez “algı operasyonları” yapıp rezil olacaksın?
Daha kaç kez “mankurtlarına” ananas kafası yaptırıp rüsva olacaksın?
Daha kaç kez sana kanan sefil Haşhaşilerin tarafından sülalecek kalaylanacaksın?
Daha kaç kez ha?
Kime niyeeet, kime kısmet...
17-25 Aralık sürecinde sinsi sinsi inşa ettirmişlerdi.
Bizi yargılayacak, sonra da infaz edeceklerdi...
Hiç unutmam!
17-25 Aralık öncesiydi...
FETÖ’ye sille-tokat yazılar yazıyor, bunların maskesini düşürmek için mücadele ediyordum.
O dönemde ne zaman FETÖ’ye çaksam, ses Paralel Yapı beslemesi “sol” medyadan gelirdi... FETÖ mankurtları sosyal medyadan “koro” halinde “Silivri’yi boylayacaksın” diye havlayıp dururlardı!
Malum... Gaziantep ekonominin “gözdesi” ya... Uyuz Haşhaşilerin ünlüleri biiir bir Gaziantep’e getirilir, Erdoğan’ı çekiştirirlerdi, konuşturulurlardı.
O dönemde “yüksek manevra kabiliyetiyle” tanıdığımız Abdullatif Şener de Bir Düşünce Grubu’nun davetlisi olarak Gaziantep’e gelmişti...
Biz de davet edilmiştik!
Tabii ki Hasan Karakaya Abi’yi aradım!
“Abi davet ettiler ama bu dedikoducu herifin dili eminim rahat durmayacak! Kaşınacak...”
Hasan Abi dedi ki “bacım sen bilirsin ama bence git bak hele orada Başbakanımızın arkasında ne işler çeviriyor! Canını sıkarsa, dinlemez, çıkarsın...”
Sonuçta kalemimle bu muhannetlerin ciğerinden kan alan biriyim! Bu herifi ne sayar, ne de saygı duyarım! Ama bu muhannet çetesini boş bırakmaya da gelmez... Biz yolumuzda yürüyeceğiz lakin bunları da “dikiz aynasından” takip etmek lazım!
Ama tabii ki mahalle dedikoduculuğuna en fazla beş-on dakika dayandım...
Üstelik dışarı çıktığımda, hiç de yalnız olmadığımı anladım!
Pek çok öğretim görevlisi de Abdullatif Şener’in asaletsizliğine, dedikoduculuğuna restini çekip çıkmıştı...
Neyse orada FETÖ-savar kim varsa, bu kifayetsiz muhterislerin alayına yardırdık...
Sonra bir de ne görelim?
Cihan Haber Ajansı’nın “mankurtlarından” bir kameraman, çoktan kamera kaydına başlamış!
Evladım yahu hepiniz mi aynısınız?
Burada söylediğimin bin katını yazan biriyim! Sizden mi çekineceğim?
Getir kameranı, koy karşıma, istediğin kadar çekim yap!
Ama adam gibi yap...
Delikanlıca yap!
Böyle sinsice, korkakça gizli çekim yapma!
Dedim ya o günü unutamam diye...
Zira o akşam lobide, FETÖ yüzünden çok ciddi bir lince maruz kaldım...
Hayatımın en kötü akşamlarından biriydi...
Öd korkusundan kimsenin selam etmediği, kapıların yüzüme kapandığı, adliye koridorlarında bir başıma olduğum, sızma FETÖ savcılarının resmen canıma okuduğu, duruşmalar sırasında açıkça FETÖ adına bana eziyet edildiği bir dönemdi...
O günlerde, bu Pensilvanya Şeytanı’nın bir gün tüm dünya tarafından terör örgütü lideri olarak kabul edileceğini söyleseler, hayatta inanamazdım!
Neyse... Elhamdülillah, Allah bize bu günleri de görmeyi nasip etti!
Silivri’de, bizi tıkmak için inşa ettikleri devasa cezaevine, ellerinde kelepçeleriyle giderek hesap verdiklerini...
Bizim için kazdıkları kuyuya düştüklerini...
Bizi uğratacakları akıbete uğradıklarını...
“Erdoğan’ı da, alayınızı da yatakta basıp, şafakta asacağız” diyenlerin, yatakta basılıp, şafakta yargılandıklarını...
Bu haberi yapan Uğur Bahri Davarcı, habere “İlahi Adalet” diye başlık atmış! Demek ki bu alçaklar, onun da canını yakmış!
Ellerine sağlık... Müjdesi hayrolsun!


