--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

AHMET DAVUTOĞLU, CÜMLE SAÇ! BİTMEZSE, MİLLETİN BEYNİ UTANSIN!

Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz

Ahmet Davutoğlu, âlem adam ya...

E ne yani?

“Yeni Anayasa” oylamasına ilişkin ağzı olan konuşuyor!

O’nun da ağzı var... Söyleyecek sözü var tabii...

İşte bunun farkına varan Yenişafak Gazetesi tutmuş röportaj yapmış...

E muhtemelen de soru sormuş...

Davutoğlu bu... Anlatmııış, anlatmııış, anlatmıııış...

Sonra, anlatmııış, anlatmııış, anlatmıııış...

Her cevap neredeyse bir sayfa...

Ne çok birikmiş meğer, söyleyecek ne ansiklopedik sözü varmış...

Başbakan iken malum, her gün saatlerce hiç durmadan konuşma performansına sahip bir adamdı!

Allah’tan Darbe Araştırma Komisyonu imdada yetişmiş de biraz “sağmış” da biraz ateşini almış!

Yoksa beyin lopları çaaat diye çatlayacakmış!

O kadar yani...

Haaa, bu yüzden Davutoğlu’nu bu tür röportajlar kesmez...

Kocaman bir ansiklopedi falan yazsın!

Zira sondajı nereye vursan derya deniz, fışkırıyor Maaşallah!

E madem öyle...

Bu gizli cevher ziyan olmasın!

Sözlü kültür olarak bir sonraki nesillere aktarılsın!

Okumaya ömürleri kâfi gelir mi bilmem ama insanlık âlemi için böyle bir hizmet illaki lazım!

Bu yüzden yarından tezi yok, sessiz sedasız masasına çekilip, o kitabi görüşlerini zaptu rapt altına alsın!

Bence yani...

E akademik dilinin sıkıcılığını da azıcık idare edin canlarım!

Koooskoca profesör kalkıp, derdini enerjisi yüksek cümlelerle mi anlatsın? 

Cumhurbaşkanı gibi meydanları mı coştursun?

Milletin kanını mı kaynatsın?

Bittabii ki bilimsel dille izah ederken, azıcık kitabi olmak lazım...

Adam size ömür tüketiyor...

Uzuuun uzun anlatıyooor, anlatıyooor...

Yürek tüketiyor...

E şimdi bundan şikâyet mi etmek lazım?

Çıt, çıt, çıt...

Ayıptır, günahtır yahu...

Bence sen kimseye kulak asma! İlim irfan saç... Cümle saç! Bitmezse milletin “beyni” utansın Davutoğlu!

Darbe Araştırma Komisyonu’ymuş...

Gazete röportajıymış, hiiiç fark etmez...

Sen her fırsatta uzuuun uzun anlat, aydınlat Davutoğlu!

Üç gün dedin, beş gün dedin, aylar oldu gelmedin...

O diyor ki Aralık’ta...

Öbürü diyor ki sıkın dişinizi, iki gün sonra!

Ne darbeymiş ama?

Pensilvanya Şeytanı ne üfürse yiyorlar!

Cinci ya...

Ne dese, gaipten haber almış muamelesi yapan ahmaklar var!

Hillary’yi destekledi, kadının yollarına ataşlar salındı...

Meral’i destekledi, ümitleri sinesinde kaldı...

Selocan’ı destekledi, Allah bir şey olmasına fırsat vermedi...

Beddua etti, İsrail’in ormanlarında yangın çıktı!

Neymiş?

Demek ki cinleri ananaslarını yiyip, Bedduacıyla dalga geçmiş!

Sahibinin sesi...

Aydın Doğan, nereden estiyse aniden aydınlanmış!

Bu herifin kumaşından, Ali Birand’ın yerine bir “Anchorman” devşirebilir miyim diye saksıyı çalıştırmış!

Müftü oğlu durur mu?

Anında sazanlamış!

İyi güzel de...

Daha ilk haberini sunarken, yerel TV’lerdeki “idare eder abi” tadında çuvallayınca, bize de kerevetine çıkmak kaldı!

Yalnız... Meşhur “Anchorman” yamağını ekranda görmeye en fazla beş dakika dayandım!

Sonra mı?

“Puhahahahaha”

 

Mehtap Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle