• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

Transatlantikte kırılma, ‘Avrupa NATO’sunda Türkiye’nin yeri ve önemi…

18 Nisan 2026
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

Transatlantikte kırılma, ‘Avrupa NATO’sunda Türkiye’nin yeri ve önemi…

MEHMET KOÇAK

ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci kez Beyaz Saray’a dönüşü, yalnızca Amerikan iç siyasetinde değil, küresel güç dengelerinde de önemli kırılmaların habercisi oldu. Özellikle transatlantik ittifakın temel taşı olan NATO ile Washington arasındaki gerilim, artık geçici bir görüş ayrılığından öte, yapısal bir ayrışmanın sinyallerini veriyor.

Trump yönetiminin NATO’ya yönelik sert eleştirileri ve ittifakı “ABD’ye hizmet eden bir araç” olarak yeniden konumlandırma çabası, müttefikler arasında ciddi rahatsızlık oluşturdu. Özellikle İran merkezli Ortadoğu krizinde yaşanan stratejik hatalar nedeniyle ABD’nin askeri destek taleplerine mesafeli yaklaşan Avrupa ülkeleri, Washington ile stratejik uyumsuzluğun giderek derinleştiğini ortaya koydu.

Trump’ın sosyal medya platformu üzerinden NATO’yu “kağıttan kaplan” olarak nitelendirmesi, yalnızca bir retorik değil; aynı zamanda ittifaka duyulan güvenin aşındığını gösteren sembolik bir çıkıştır.


Bu tür açıklamalar, NATO’nun caydırıcılık kapasitesine zarar verdiği gibi, ittifakın geleceğine dair soru işaretlerini de artırıyor.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin, ABD’nin bazı müttefiklere yönelik “cezalandırıcı tedbirler” üzerinde çalıştığına dair ifadeleri ise, transatlantik ilişkilerde yeni ve riskli bir evreye girildiğini ortaya koyuyor. Bu durum, müttefiklik hukukunun yerini karşılıklı güvensizlik ve stratejik hesaplaşmaya bıraktığını gösteriyor.



*

“Avrupa NATO’su” Arayışı ve Türkiye

Trump’ın küçümseyen, azarlayan ve dışlayan politik tavırları ittifak içinde gerilimleri tetiklediği dikkat çekmektedir.

Artan gerilim, Avrupa başkentlerinde yeni arayışları da beraberinde getirdi. “Avrupa NATO’su” ya da daha bağımsız bir Avrupa savunma mimarisi fikri, artık teorik bir tartışma olmaktan çıkıp somut bir stratejik hedef haline gelmeye başladı. Zira Avrupa ülkeleri, ABD’nin öngörülemez politikaları karşısında güvenliklerini tek başına Washington’a emanet etmenin risklerini daha açık görmeye başladı.



Bu durum, NATO’nun geleceğinin sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi bir mesele olduğunu da gözler önüne seriyor.

Asıl soru şu: Avrupa’daki arayışlar ve yeni bir savunma gücü konusunda Türkiye’nin konumunun ne olacağıdır.

“Avrupa NATO’su” arayışının hız kazandığı bir dönemde, Türkiye’nin yeri ve önemi hiç şüphesiz ayrı bir başlık olarak ele alınmalıdır. Zira Türkiye, sadece coğrafi konumu itibarıyla değil; askeri kapasitesi, operasyonel tecrübesi ve bölgesel etki gücüyle Avrupa güvenlik mimarisinin vazgeçilmez aktörlerinden biridir.

Bugün Avrupa’nın ABD’den daha bağımsız bir savunma yapılanmasına yönelmesi, teoride mümkün görünse de pratikte Türkiye‘siz bir güvenlik denkleminden söz etmek oldukça zordur. 


Orta Doğu, Kafkasya, Karadeniz ve Doğu Akdeniz gibi kritik hatların kesişim noktasında bulunan; Başkan Sayın R. Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki Türkiye, yalnızca bir “sınır ülkesi” değil; aynı zamanda kriz yönetiminde aktif rol oynayan bir güç merkezidir.

Bu nedenle, Türkiye’nin dahil olmadığı bir “Avrupa NATO’su” projesi, askeri kapasite açısından eksik kalacağı gibi, stratejik derinlikten de yoksun olacaktır. Avrupa’nın güvenlik vizyonunun gerçekçi olabilmesi için Türkiye ile ilişkilerini yeniden tanımlaması ve güven temelli bir iş birliği zeminine oturtması kaçınılmazdır.


Ancak asıl belirleyici olan, Türkiye’nin bu süreçte nasıl bir pozisyon alacağıdır. Ankara’nın Batı ile ilişkilerinde son yıllarda yaşanan dalgalanmalar, alternatif çok yönlü dış politika arayışları ve bölgesel öncelikleri, bu kararı daha da karmaşık hale getirmektedir.


Türkiye, bir yandan NATO içindeki rolünü sürdürürken, diğer yandan kendi stratejik otonomisini koruma eğilimindedir. Bu denge arayışı, “Avrupa NATO’su” gibi yeni oluşumlara yaklaşımını da doğrudan etkileyecektir.

Sonuç olarak, Avrupa’nın güvenlik geleceği tartışılırken Türkiye’yi dışarıda bırakan bir denklem ne gerçekçi ne de sürdürülebilirdir. Ancak Türkiye’nin bu denklemde nasıl konumlanacağı, yalnızca Avrupa’nın değil, aynı zamanda küresel güç dengelerinin de seyrini belirleyecek kritik bir faktör olacaktır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23