Dünyanın gözü Cenevre’de...
Dünyanın gözü Cenevre’de...
MEHMET KOÇAK
Büyük güçler arasında devam eden hegemonik mücadelede, Ortadoğu’da ABD- Siyonist İsrail, Kafkasya jeopolitiğinde Rusya ve Doğu Türkistan, Tibet ve Hong Kong başta olmak üzere Asya Pasifik bölgesinde ise Pekin yönetiminin çok ciddi anlamda hukuk ihlallerine sebep oldukları ise bir diğer gerçektir.
Şimdi, bir yandan dünyanın çeşitli bölge ve ülkelerinde çatışma, saldırı, savaş ve işgallerin yanında tehditler ile karşılıklı restleşmeler devam ederken, diğer yandan ise ABD, Siyonist İsrail ile İran üçgeninde devam eden açık-gizli pazarlıkların yeni bir büyük savaşa mı, yoksa büyük bir barışa mı evrileceği merak ediliyor.
Doğrusu kimse bunun nasıl sonuçlanacağını bilmiyor:
Dünya başkentlerinde ve kamuoyundaki farklı kesimlerde insanları bu meraka iten husus ise Washington ile Tahran’ın askeri hazırlıkları, caydırıcılık mesajları, tehditler ve güç gösterileri ile çeşitli senaryoların tartışılıyor olmasıdır.
Aslında ABD ve Siyonist İsrail’in İran, gücünün anahtarı sayılan nükleer program ve füze cephaneliğini yok etme adına İran’a karşı takındıkları tehditkâr politik karşı tavrın hiçbir haklı gerekçesi yoktur.
Hedef ve amaçları haksız saldırılarına haklı bir gerekçe kazandırmak ve İran’ın misillemelerine karşı Siyonist İsrail ve bölgedeki ABD’nin askeri üslerini korumaya almak için hazırlık seviyesini güçlendirmektir.
Ancak, taraflar diplomatik kanalları her şeye rağmen açık tutmaya çalıştıkları ve Cenevre’deki görüşmede geçici de olsa bir kapı aralanacağı yönünde mesajlar dikkat çekmektedir.
Karşılıklı tehditlerin amacı ‘Çatışmasız Savaş Stratejisi’ üzerinden sonuç kazanmaktır.
ABD’nin hedefi, baskılar ve tehditlerle büyük bir savaşa girmeden İran’ı ABD’nin şartlarını kabul ettirmeye mecbur etmektir. İran’ın uğraşı ise Nükleer program konusunda bazı tavizler karşısında hem yaptırımların tamamen veya önemli bir kesimini kaldırması hem de ABD’yi ileri sürdüğü ağır şartlardan vazgeçirmek.
Blöf ile tehditlerin gölgesinde gizli pazarlıklar devam ederken, geçen yılki gibi sürpriz bir ABD saldırısı da ihtimal dahilindedir.
*
Hürmüz Boğazı neden önemli…
ABD ile İran arasındaki gerilim, Cenevre görüşmesinde düşürülemez ve uzlaşı adına bir yol açılamaz ise savaşın başlaması kuvvetle muhtemeldir.
Zira, taraflar şimdiye kadarki politikaları hazırlık seviyelerini yükseltme adına zaman kazanma amaçlı olduğu net bir şekilde görülmektedir.
ABD’nin dev uçak gemileri bölgede. ABD Savaş Bakanlığı, uçak gemisi taarruz grubu, gelişmiş savaş uçağı filoları ve füze savunma bataryalarını hızla bölgeye konuşlandırıyor.
Diğer yandan ise İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’nde askeri tatbikat başlattığını duyurdu.
Anlaşılan kriz savaşa dönüşür ise dananın kuyruğu Hürmüz Boğazı’nda kopacak…
Çünkü, Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği stratejik bir geçiş noktası olması ayrıca İran’ın savunma stratejisi bakımında da ayrı bir öneme sahiptir.
Bir küçük kıvılcım büyük savaşı başlatmaya yetecek.
İran, onun için ABD ile muhtemel bir savaşta Hürmüz Boğazı’nı kapatacağını tehdidini tekrarlıyor.
Onun içindir ki, dünyanın gözü ABD ile İran heyetlerinin görüşeceği Cenevre ile ABD’nin savaş gemilerinin bulunduğu ve İran’ın askeri tatbikatının devam ettiği Hürmüz Boğazı’nda olacak.
Durum gerçekten çok ciddi ve de bıçak sırtında bir durum söz konusudur.
Nitekim, Orta Doğu’da artık sıcak aylar veya günler değil, sıcak saatler söz konusudur.
Ağır bedellerinden uzak, adil ve hakkaniyetin ölçü alındığı, aklıselim bir çözüm bulunması dileğiyle…