Dünya eşkıyalığı kalıcı olamaz…
Dünya eşkıyalığı kalıcı olamaz…
MEHMET KOÇAK
İran’daki Besic milislerinin komutanı ile birlikte İran’ın ‘gölge lideri’ Laricani’nin öldürülmesi (Laricani’nin öldürüldüğü yazı hazırlandığı zamana kadar İran tarafından henüz doğrulanamadı) Siyonist İsrail ve ABD’nin uluslararası hukuka aykırı, egemenlik haklarının ihlali gibi “savaş suçu” işlemeye devam ettiklerini gösteriyor. Bu tür eylemler uluslararası hukukun açık ihlali, devlet egemenliğinin hiçe sayılması ve yargısız infaz anlamına geldiği gibi aynı zamanda küresel düzeyde hukuk düzenini zedeleyen ve meşruiyet krizini derinleştiren son derece tehlikeli bir gidişattır.
Zira, uluslararası toplumun bu tür ihlaller karşısındaki sessizliği ise hukuk düzenine olan güveni ciddi biçimde sarsmaktadır.
Eğer beynelmilel hukuk, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi veto sistemi, büyük güçlerin siyasi etkisi ve çıkar çatışmaları yüzünden işletilemiyor ise bu dünyada gücün üstünlüğünün, insani değerleri, güven ve toplumsal barışı esir aldığı anlamına gelmektedir.
Bu durum ise haydutların ve çetelerin kısacası eşkıyanın dünyaya hükümran olduğu iddiasını doğrulamış olur.
Kim ne derse desin; bugün özellikle Orta Doğu’daki gelişmeler, ABD’nin askeri ve siyasi gücü küresel ölçekte belirleyici, İsrail’in beynelmilel hukuka meydan okuyan saldırı, işgal, suikast ve soykırıma varan toplu katliamlar gerçekleştirme gücüne sahiptir.
Zira, bu hukuk ihlalleriyle dünyaya meydan okuma gibi suçları nedeniyle uluslararası hukuk mekanizmaları tarafından sorgulanma ve cezalandırılması söz konusu değildir.
Bu durum, “güç hukukun önüne geçti” algısını besliyor.
Kısacası, dünya, gücün hukukun önüne geçtiği bir dönemden geçiyor. Uluslararası sistemin temelini oluşturan kurallar, büyük aktörlerin çıkarları karşısında giderek daha fazla aşınıyor. Bu durum, küresel ölçekte adalet duygusunu zedeliyor ve yeni gerilimlerin zeminini hazırlıyor.
Daha doğru bir ifadeyle; dünya insanlığı, ABD destekli Siyonist İsrail’in kıskacında can çekişiyor.
Bunu ifade etmek çok acıdır, ancak maalesef ki gerçek işte budur…
*
Eşkıyalığa karşı yeni bir sistem kurulmalı.
ABD ve Siyonist İsrail’in insanlığı teslim alması ve güçle sindirme saldırı ve işgallerine karşı “Böyle geldi ama böyle devam edemez” diyerek uluslararası toplum harekete geçmeli.
Ancak sadece bir tepki değil, aynı zamanda etkili bir politik söylem ve askeri eylem başlatılmalı.
Çünkü, “eşkıya dünyaya hükümran oldu” bir şarkı sözü iken bugün bu söz maalesef ki, artık dünyaya hüküm süren bir gerçeği ifade ediyor.
Nitekim, “Güçlü olanın kural koyduğu, zayıfın ise bedel ödediği bir düzen” dünyada söz konusudur.
…Evet, eşkıyalığın hüküm sürdüğü bir dönemden geçiyor olabiliriz. Gücün, hukukun önüne geçtiği, adaletin sessiz kaldığı bir zaman dilimi… Ama tarih bize şunu defalarca gösterdi: Bu düzenler kalıcı değildir. Zulüm ne kadar büyürse büyüsün, ona karşı yükselen itiraz da o kadar büyür. “Bu böyle geldi belki… ama böyle gitmez.”
*
Şer ittifakına karşı yeni bir sistem kurulmalı.
İhlal iddiaları karşısında bağımsız soruşturmalar yürütülmeli, hesap verebilirlik mekanizmaları işletilmeli ve benzer olayların tekrarını önleyecek somut tedbirler hayata geçirilmeli gibi beyanların maalesef ki artık bir hükmü kalmadı.
Şimdi sadece öfke değil, tarihsel bir perspektifle daha etkili hem de somut ve uygulanabilir bir planla uluslararası hukukun uygulanması ve suçluları cezalandırma zamanıdır.
Sözlü ve yazılı beyanlar yerine somut adımlar atma zamanıdır.
Ülkelerin egemenlik ve bağımsızlıklarına saygılı ve sivillerin korunması amacıyla İslam ülkeleri ve hukukun üstünlüğünü temel esas kabul eden ülkelerden oluşacak daha planlı ve kararlı yeni bir uluslararası siyasi ve askeri bir sistem kurulmalı.
Aksi halde milletler camiasının tamamı, ABD ve Siyonist İsrail ile müttefiklerinin oluşturduğu şer ittifakının tehdit ve müdahalelerinin hedefi olmaktan kurtulamayacaktır.
Şimdi geç olmadan ve yarın “keşke” veya “eyvah” demeden önce dünyayı kasıp kavuran ABD ve Siyonist İsrail öncülüğündeki bu dünya eşkıyalığına karşı herkes üzerine düşeni yapmalı...