• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Emin Gerger
Mehmet Emin Gerger
TÜM YAZILARI

Unutulmayan Başbakan Menderes

19 Eylül 2018
A


Mehmet Emin Gerger İletişim: [email protected]

M. E. Gerger: -“Peki Demokrat Parti ve merhum babanız Adnan MENDERES’in genelde DÎN’e özellikle de İSLÂM DİNİ’ne bakışı, bu konudaki politikası nasıl olmuştur?. Açık ve belirgin bir biçimde bahseder misiniz?..

Aydın Menderes: -Bu noktada isterseniz Türkiye’deki, bu dönemde gerçekleşmiş olan İCRAAT›a bakalım.. Ve bu noktada ifade edilmiş sözlere bakalım.. Ve böylece biz bir yorum yapmak yerine, tarihin tanıklığına başvuralım.. Ve somut bir takım değişmeleri ve olayları, bu vesile ile gündeme getirelim.. DEMOKRAT PARTİ’nin ilk icraatı; “EZAN’ın, milletin arzu ettiği dilde okunmasını” mümkün kılması olmuştur... 1950’ye kadar bir Kanun Maddesine göre; “Ezan Türkçe okunacaktı!..” Esas itibariyle DP’nin ilk icraatı; “isteyen Ezanını istediği dilde okur” şeklinde değiştirmek olmuş, ama o günden bugüne kadar Türkiye’nin hiçbir noktasında, “BİLAL-İ HABEŞÎ’nin okuduğu EZAN” dışında bir Ezan da okunmamıştır! Bu, hem “icraatın anlamını, önemini gösteriyor, hem de aksi uygulamanın yani “illa Türkçe okunacaktır şeklinde yasalaştırmaların, toplum tarafından ne kadar “hiç benimsenmediğini” ortaya koymuş oluyor.. İkincisi DP devrinde; Kur’an Kurslarına ve İmam - Hatip okullarına hız verilmiştir!... Vatandaş, çocuklarına kendi dinini öğretmesinden dolayı alıkonulmamıştır. Öyle bir serbesti getirilmiş, bunun yanısıra Türkiye›de birçok CÂMÎ onarılmıştır. «Tarihî Eser» hüviyetinde, yıkılmaya terkedilmiş camiler onarılmıştır.. Ve Türkiye›de pek çok Câmî yapılmıştır. O gün en zarurî ihtiyaçları olan köylerde bile köylülerimiz ihtiyaçlarını 3. plana iterek, hızla bir “Camî’ye” kavuşmak için o günkü dar imkânlarını seferber etmişlerdir. Türkiye’de 1950-60 arasında yapılan CÂMÎ adedi; ANADOLU’da 1071’den 1950’ye kadar yapılan CÂMÎLER’den çok daha fazla olmuştur!.. Bu da milletimizin bu alandaki özlemlerini gösteriyor! Ve Demokrat Partinin bu alanda da neleri gerçekleştirdiğini gösteriyor. Dînî hayatta tam bir canlanma, UYANMA ve serbesti meydana gelmiştir. 1952’de İZMİR›de Devrin Başvekili (Başbakanı) ADNAN MENDERES, “Türk Milleti Müslümandır ve Müslüman kalacaktır!. Bunun da bütün gereklerini yerine getirecektir!..” demek sûretiyle, DEMOKRAT PARTİ’nin “Dînî hayat’a” bakışını ve burada nasıl bir görev üstlendiğini de zannediyorum en belirgin bir şekilde ifâde etmiştir!..

Gerger: -Peki 27 MAYIS 1960 ihtilâline nasıl gelindi?. Bu konuda benim bizzat görüştüğüm DPT’liler - özellikle - çok farklı görüşler öne sürdüler!. Demirkırat Dizisinden edindiğim izlenim: “Kamuoyuna, İsmet Paşa (İnönü)’nün ihtilalde hiçbir rolünün olmadığı mesajı verilmek istendi...” İnönü’nün ihtilale ve DP’lilere ilişkin sözlerini burada tekrarlamayayım çünkü vakit çok dâr!. Siz, İNÖNÜ›nünİHTİLÂL›deki rolü konusunda ne düşünüyorsunuz?.

Aydın Menderes: -Türkiye’de - o zaman - dördüncü SEÇİMİ de Demokrat Parti kazanırdı. 27 Mayıs olmasaydı, 60 veya 1961’de seçim yapılmış olsaydı, o seçimi de DP kazanırdı!.. Eğer «4. Seçimi» de Demokrat Parti kazanamayacak olsa Türkiye›de 27 Mayıs da olmazdı!. Az önce ifâde etmeye çalıştım: CHP; sandığı ve SEÇİMİ esas alan bir ÇÖZÜM düşünmemiş, OLAYLARI tırmandırarak; bir “Askerî Müdahale’yi” Devreye sokabilecek bir vasatın oluşmasına yardımcı olmuştur!.. 27 MAYISLA, Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP’nin) ORGANİK BAĞLARI nedir?. İsmet Paşa’nm 27 Mayıs’la Organik Bağları nedir?. Onu bilemem... Ama genel “Manzara” budur!. Bir Askerî Müdahale’yi CHP, kendi aleyhine kabul etmemiştir! Önemli olan da budur! Eğer İKTİDAR ve MUHALEFET; “Askerî Müdahalenin” olmaması noktasında İTTİFÂK içerisinde olamıyorlarsa, o zaman ortaya TOPAL, KÖR, çolak bir DEMOKRASİ çıkar!. Bir tarafı iyi, bir tarafı kötü bir Demokrasi çıkar!. İşte Türkiye’nin 1950-60 arası yaşamış olduğu TEMEL ÇIKMAZ da budur!. Bir “Askerî Müdahale’yi” CHP; - o zaman - en azından kendi aleyhine kabul etmemiştir!. Ve “ya bu İKTİDARI bana gönülleriyle bıraksınlar, ya da Askere bıraksınlar!..” şeklinde bir düşünce, netîce îtibâriyle hakim olmuştur CHP’ye.. Görünen manzara budur!.. Ama, yine aynı noktaya dönüyorum: “Demokrat Parti de bu OYUNU çözememiş, bu OYUNU çözebilecek, mukâbil bir SİYASETİ zaman içerisinde üretememiştir! Bu DP’nin mazlum ve MAĞDUR olması niteliğini değiştirmez! Demokrat Parti kendi umdelerine, kendi inancına bağlı kaldığı için, MİLLET’in kendisine vermiş olduğu emânete bağlı kaldığı için (buna ihânet etmediği için) bir yerde; “27 MAYIS Darbesiyle” karşı karşıya kaldı!.. Bu gerçek değişmez.. Ama acaba Siyasî yönde neler yapılabilir?. Ve “Böyle bir kendi etrafındaki KUŞATMA HAREKETİ’ni, Demokrat Parti nasıl yarabilir, nasıl çözebilirdi?. Siyâsî mânada neler yapması gerekirdi?.” Bunlar tabi ayrı bir “tartışma” konusudur.. Bunu sadece belirtmekle yetineceğim. OLAY’ın tabi böyle bir boyutu vardır!. Maksadım Ona ayrıca işâret etmektir...

Gerger: - DARBE ile ilgili bir sorum daha var sayın MENDERES.. O da şu; “27 Mayıs İhtilâlini” destekleyip, idamlara fetvâ verebilen o dönemdeki Prof’ların bu tavırlarını nasıl buluyorsunuz?. Rusya’da bile halk DARBECİLER’e karşı çıkıp-Darbeyi akamete uğratırken Türkiye’de AYDIN, ilerici, çağdaş, bilimsel ve Demokrat geçinen çevrelerin DARBECİ kesilmesini ahlâkî, kültürel, hukûki ve demokratik açılardan nasıl değerlendirmektesiniz?.

Aydın Menderes: -Türkiye’de “Aydınlarımız” o dönemde sıkı sıkıya devletin kadroları içerisinde yeralmış ve devletin değerleriyle bütünleşmiş insanlardı!. Halkla - Milletle bütünleşmiş aydınımıza (ister sağdan, ister soldan olsun) daha yeni yeni kavuşuyoruz!. Tabi umuyoruz ki bundan sonra Aydınlarımız hep Milletle beraber ve Milletin içinden çıkmış kimseler olacaklardır.. Devletçi bir ÇİZGİ›de bulunmayacaklardır.. Bunu umuyoruz.. Ve bunun işâretlerini görmekten de memnûnuz! Ama O dönemdeki AYDIN KADROLAR’ın özelliği de buydu!. Ve tabi bu da Türkiye adına büyük bir şanssızlıktır!. Aydınlar genellikle Devletin yanında değil, halkın yanında yer alırlar ve böyle bir özellikte olup-böyle bir fonksiyonu yerine getirirler. Ama bizde (Türkiye’de) bu, tamamen farklı olmuştur!. Bu da tabi “Türk düşünce ve siyaset hayatı adına” söylemek gerekir ki bir KAYIP olmuştur!.. Ama Türkiye’de aydınlar, bu noktada da takılıp - kalmamışlar, geçtiğimiz 30-40 yıl içerisinde bence ciddî - önemli değişiklikler olmuştur. Bunu da kaydedelim.. İşte bu değişiklik yönünde, ben aydınlarımızın ve fikir hayatımızın da gelişeceğine inanıyorum.. Ve bunu bekliyorum..

Gelelim YASSIADA’ya Yassıada’da DP’lilere yapılan İŞKENCELER›in; Demirkırat Belgeselinde (TV’de) yer almamasının ya da üstünkörü geçilmesinin arka-planında ne vardır?. Başta babanız merhum MENDERES’e ve DP’lilere yapılan işkenceleri; İnsanî, hukûkî, ahlâkî ve demokratik açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?..

Evet, tamâmen İNSANLIK DIŞIDIR!. Sadece O insanlar, o acıları çektiler diye değil, (ki o insanlar içerisinde çeşitli düzeylerde benim şahsen yakınlarım vardır) sadece bu duygunun tesiri altında söylemiyorum, keşke bunlar toplum hayatında; hiç YAŞAMADIĞIMIZ OLAYLAR OLSAYDI!. Türk Tarihi “27 MAYIS’larla, Yassıadalarla, İMRALILAR›la zenginleşmemiştir!. Ve, Türk Milleti hiçbir şey kazanmamıştır!. Bunun sorumlusu da; “27 Mayıs ve ondan sonra ortaya çıkan 27 Mayıs’la ilgili şartlardır!” Netice itibariyle, şunu belirteyim ki, normal hayatı bir Askerî müdahaleyle noktalarsanız; ortaya denetimsiz bir dönem çıkar ve o denetimsiz dönemlerde; toplumlar için ileride kabul edilemeyecek; son derece IZDIRAP - üzüntü verecek; her insanın şiddetle reddedeceği durumlar çıkar!.. Bunu şunun için ifade ediyorum: Türkiye ne yapıp-yapıp, bundan sonraki dönemde de kendi normal hayatını kendi işleyişi içinde tutmaya gayret etmelidir ki insanlık onurunun çiğnendiği birtakım dönemler, tekrar ortaya çıkmasın!..” (M. Emin Gerger’in Aydın Menderes’le Mülâkatından bir bölüm) (1)

Türk Milleti Müslümandır ve Müslüman kalacaktır” diye haykıran, milletin adamı, Milletin hür iradesiyle demokratik Seçimlerle tek başına İktidara gelerek 10 yıl boyunca Türkiye’ye sayısız büyük hizmetler yapmış olan Türkiye sevdalısı merhum Başbakan Adnan Menderes’e ve dava arkadaşlarına “27 Mayıs Darbecileri” tarafından haksızlık ve zulümle İdam edilişlerinin 57. yıldönümünde Allah Teâla’dan rahmet niyaz ediyorum. Mekânları Cennet olsun. (Ruhları için el-Fatiha.)

(1) Daha geniş bilgi için bkz. M. Emin Gerger, İnönü Menderes Mücadelesi ve 27 Mayıs Darbesi, s, 12- 38, İstanbul, 2015. Kitaba Ulaşmak için İletişim: [email protected]/Gerger Yayınları. 

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23