--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstiklâl Marşı’mızın büyük şairi Mehmet Akif’in örnek ahlak ve şahsiyeti

Mehmet Emin Gerger
Mehmet Emin Gerger
3

Üstad Mehmet Âkif, verdiği sözü mutlaka yerine getirirdi. İnsanın mahiyeti, söylemek değil, sözünü tutmaktır derdi. Sözüne kıymet vermeyenlere, sözünü tutmayanlara insan nazariyle bakmazdı. Çok mütevazı idi. Gösterişi hiç sevmezdi. Yalan nedir bilmezdi. Her sözü doğru idi. Yalan söyleyenlere de çok kızardı. Az uyur, erken yatar, sabahleyin çok erken kalkardı. Üstad çok hür fikirli idi, geniş düşünürdü. Dini konularda vüs’at (genişlik) ve kolaylık taraftarı idi. Dostunun ıstıraplarını, elemlerini ondan daha çok hissederdi. Sevdiği dostunu candan severdi. Şahsına zarar vermek isteyenlere iyilik etmişti. Müsamaha etmediği yalnız bir şey vardı: O da dini idi. Sevmediği, kızdığı adamlarla yalnız görüşmezdi. Onlarla selamı keserdi. Fakat onlar hakkında hiçbir kin beslemezdi. Ömründe bir kerecik olsun, kuvvete karşı boyun eğmemişti.

Halkın ıstıraplarına çok büyük alaka gösterirdi. Halk sıkıntıda iken, zevk ve sefahat içinde yüzenlere müthiş husumet gösterirdi. Bunları dünyanın en hamiyetsiz insanları addederdi. Çok azim sahibiydi. Bir şeye bir kere azmetti mi artık onu yapmak mesele değildi. Çok cömert idi. Herhangi bir arkadaşının parasız kaldığını hissedince hemen kesesini ortaya döker: Bunun yarısını sen al, yarısını bana bırak derdi. Hasislere (cimrilere) çok kızardı. Hasis kimselerle katiyyen görüşmezdi.

Ne olduğu belirsiz insanları hiç sevmezdi. Renkten renge giren, bu gün bir türlü, yarın başka türlü görünen, seciyesiz, meşrepsiz adamlardan çok nefret ederdi. Hüsn-ü hatt’a çok meraklıydı. Kendisinin yazısı güzeldi. Ümitsizliğin düşmanı idi. Ye’se karşı ateş püskürürdü. Üstad, musikiyi pek severdi. Musiki meclislerinde konuşanlara çok kızardı: -Be adamlar, dinlemesini bilmiyorsanız neden çaldırıyorsunuz? der, meclisi bırakır giderdi. Cahilane taassubun müthiş düşmanı idi. İlmi sever, terakkiyi candan isterdi. Eskiye her nasıl olursa olsun yani bila kaydu şart bağlı değildi. İyi olmak şartıyla, eskinin muhafazası lazımdı. Yeniyi de her nasıl olursa olsun, körü körüne almak taraftarı değildi; iyi olmak şartıyla alınması icap ederdi. Cehalete karşı müthiş düşmandı. Bütün felaketlerin, cehalet yüzünden olduğunu sözlerinde, şiirlerinde, makalelerinde, hutbelerinde tekrar ederdi. Çalışmaya büyük önem verir, siyasi dedikoduları sevmezdi. Tefrika, nifak ve kavmiyetçiliğin düşmanı idi. Akif, hem şair, hem âlim idi. Bilhassa lisanda büyük kudret sahibi idi. Üstadın en büyük zevki okutmak ve yazmak idi. Yunus Emre’nin şiirleri üstadı mest ederdi. İyilerin tembelliği, kötülerin faaliyetidir” sözünü çok tekrar ederdi.

Namaza büyük önem verir, Kur’an’ı su gibi ezbere okurdu. Üstadın kudret ve liyakata, irfan ve fazilete büyük meftuniyeti vardı. Bütün erbabı kudret ve fazileti candan sever, kudret ve kabiliyet gördüğü herkesi milleti tenvir (aydınlatma) hususunda çalışmaya, yazmaya, söylemeye teşvik ederdi. İslam ve İstiklâl Marşı’mızın büyük şairi Mehmet Akif Ersoy, Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad Mecmua-Gazetelerinin başmuharriri (Başyazarı) idi. 

Taceddin Dergâhında yazdığı büyük şiiri “İstiklâl Marşı”nı, “Kahraman Ordumuza” ithaf etti ve bu muazzam şiiri, Sebilürreşad’ın baş sahifesinde intişar etti (yayınlandı). (17 Şubat ) İstiklâl Marşımız, 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 12 Mart 1921’de büyük bir heyecan, sevinç ve coşkuyla  “Milli Marş” olarak resmen kabul edildi. İstiklâl Marşı TBMM’de Milli Marşı’mız olarak kabul edildiği gün, Akif’in sırtında paltosu bile yoktu. Buna rağmen Üstad, İstiklâl Marşı için verilen 500 Liralık büyük mükâfatı almadı.. İstiklâl Marşımızın büyük şairi Mehmet Akif, 16 Haziran 1936’da Mısır’dan İstanbul’a dönmüştü. Hasta yatağında yatarken, ziyaretine gelen dostlarından biri üstada soruyor: “-Üstad; icab ederse Türk Milleti için bir İstiklâl Marşı daha yazar mısınız?” Mehmet Akif’in gözleri buğulanıyor ve şöyle diyordu: 

“-İstiklâl Marşı.. O günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi. O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halâs dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o Marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır! O şiir bir daha yazılamaz!. Onu kimse yazamaz.. Onu ben de yazamam.. Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lâzım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur. Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın!”

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı! 

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı,

Sen şehid oğlusun, incitme yazıktır atanı,

Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.”

İstiklal Marşı’mızın TBMM’de kabulünün 102. yıldönümünde başta İslam ve İstiklâl Marşı Şâirimiz Mehmet Âkif (Ersoy) olmak üzere, bütün İstiklâl Savaşı şehid ve gâzilerine Allah Teâlâ’dan rahmet niyaz ediyorum. (Ruhlarına Fatiha)

 Daha geniş bilgi için bkz. “Bilinmeyen Yönleriyle İslam ve İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, M. Emin GERGER, Yrd.Doç.Dr. Ramazan TOPDEMİR, Gerger Yayınları, İstanbul, Tel:0532 522 61 64

 

Mehmet Emin Gerger Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle