--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Erbakan’ın dâva arkadaşı Lütfi Doğan Hoca

Mehmet Emin Gerger
Mehmet Emin Gerger
1

 

Merhum Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın dâva arkadaşı, İslâm Âlimi, İslâmi İlimleri Araştırma ve Yayma Vakfı (İSİLAY) Başkanı, Diyanet İşleri eski Başkanı Lütfi Doğan Hoca 93 yaşında dârı bekaya, âhiret yurduna irtihal etti. Allah Teala rahmet eylesin. Mekânı Cennet olsun. Peki, kimdi Lütfi Doğan, nasıl bir ahlâk ve şahsiyete sahipti? Genç nesillerin Lütfi Doğan Hoca’nın hayatı, dâvası, ahlâk ve mücadelesini daha yakından ve doğru olarak tanımasının sayısız faydaları olacağı muhakkaktır. Şimdi gelin merhum Hocamızı daha yakından tanıyalım..

“Lütfi Doğan, 1930 yılında Gümüşhane Kelkit Salyazı Köyü’nde doğdu. Kur’ân-ı Kerim okumayı babası Mehmet Fehmi Efendi’den öğrendi. Dayısı Hafız Fevzi Efendi’nin derslerine devam etti. Küçük yaşta Hafızlığını tamamladı. Samsunlu Hafız Muhyiddin Efendi’den tecvid ve Tashih-i Huruf okudu. Abdurrahman Efendi ile Gümüşhane eski Müftüsü Mehmet Ragıp Efendi’den özel dersler aldı. İlkokulu dışarıdan bitirerek 1952 yılında Gümüşhane’de İmam-Hatiplik görevine başladı. 1954 yılında girdiği imtihanı kazanarak Kemah Müftüsü oldu. 1960 yılında Erzincan Müftülüğüne tayin edildi. Bu arada Ortaokul ve Liseyi dışarıdan imtihanlara girerek bitirdi. Daha sonra Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazanarak Ankara Müftü Yardımcılığına naklen atandı. 

Gezici Vaizlik ve Ankara Merkez Vaizliği yaptı. İlahiyat Fakültesi’ni bitirdikten sonra Diyanet İşleri Başkanlığı Müfettişliğine atandı. 1965 yılında Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliğine seçildi. Bir süre vekil olarak Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı yaptıktan sonra 15 Ocak 1968 tarihinde vekâleten Diyanet İşleri Başkanlığı görevine atandı ve 25.08.1972 tarihine kadar bu görevini sürdürdü. Daha sonra Başkanlık Müşavirliğine ve Ankara Merkez Vaizliğine naklen tayin edildi. 14 Ekim 1973 seçimlerinde MSP Erzurum Senatörü seçildi. Bu görevi 12 Eylül 1980 tarihine kadar devam etti. 1991-2002 yılları arasında da Refah Partisi Gümüşhane Milletvekilliği yaptı. 

Basılmış eserleri arasında “Toplumun Temelini Sarsan Belli Başlı Problemler”, “Mutluluğun Kazanılması”,“Kütüb-i Sitte Müelliflerinin Hayatı ve Eserleri” adlı kitapları bulunmaktadır. Gelin biraz da (merhum) İslâm Âlimi Lütfi Doğan Hoca’nın şu altın tavsiyelerini ve açıklamalarını hep birlikte dikkatle okuyalım ve gerekli dersleri çıkaralım:

“İslâm Dini insana şu görevi verir: İnsan düşünce ve kavrayışlarında hakkı, doğruyu aramalı; işlerinde, davranışlarında iyi ve faydalı olanı seçip yapmalı, gerçekleştirmelidir. Demek ki, insan bu iki ana esasa aklıselimini teksif edip, burada başarı gösterdiği ölçüde insanlık şerefini son derece yükseltmiş olur ve Kur’an diliyle övülen bahtiyar kimselerden olur. Hiç şüphe yok ki, insan bunu yaparken, insanın yolunu aydınlatan İslâmî talimat, şüphesiz yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’dir. Biz bu kitaptan dinî vecibelerimizi öğreniyoruz, İslâmiyet’i anlıyoruz ve inanan insanlar gücü yettiği ölçüde vazifelerini yapıyorlar. 

Şu bir gerçektir, İslâmiyet güneş gibidir… İnsanların hepsi, insan hak ve hukukuna sahiptirler. Dinimizin bize telkin ettiği budur. Hatta henüz dünyaya gelmemiş olan, ana batnındaki cenin dahi insan haklarına sahiptir ve onun hukukunun korunması devlet yetkililerinin hukuken vazifesidir. Demek ki, İslâmiyet aklıselimi esas alıyor. İkincisi, İslâmiyet ilmi de hakem tayin ediyor. Yani nerede aklıselim ve ilim varsa, orada İslâmiyet vardır. Aklıselim, ilmin olmadığı yerde İslâmiyet’ten söz etmek bahis mevzuu olamaz. İslâmiyet nasıl aklıselimi esas almış, ilmi hakem kabul etmişse, üstün ahlâkı da öylece bir esas kabul etmiştir. Yani İslâmiyet güzel ahlâktan ibarettir ve burada İslâmiyet beşeriyete şu ölçüyü koymuştur. Bir insan başkaları tarafından kendisine yapılmasını arzu ettiği fiil ve davranışları, o da başkalarına yapmalıdır; ama kendisine başkalarının yapmasını istemediği bir hususu o da başkalarına yapmamalıdır. Bakınız İslâmiyet bize şunu anlatıyor: Mal, can, namus muhteremdir. O halde insanlar birbirlerinin ne malına, ne canına ne de namusuna tecavüz edemezler. 

Şu halde, bu duyguda Diyanet İşleri muhterem mensuplarının bütün halkımızı küçük büyük iyiden iyiye aydınlatmaya çalışmaları memleketimiz için çok büyük hayır, çok büyük iyilikler getirmiş olacaktır.   İslamiyet, Allah’ın buyruklarına kayıtsız şartsız tazim etmek, Allah’ın yarattıklarına, şefkatli, merhametli davranmaktır. Kur’an’da, Allah-u Tealâ, insanlara “güzel konuşun” diye buyurmuştur. Ahmet Şemseddin Efendiler gibi alimler yetiştirmeliyiz, Hoca Sâdeddin Efendiler gibi bilginler yetiştirmeliyiz ve bu çalışmanın önünü açmalıyız. İlimden insana zarar gelmez. İlim, hakikaten, nerede olursa, bulunduğu yeri aydınlatır. Onun için, güzel söz söylemişler: 

“Elden kaçırma asla kalbe hayat ilimdir; 

 Düşme sakın cehlin eline, insan için ölümdür.” (1)

Türkiye’ye ve İslâm Alemi’ne büyük hizmetlerde bulunan Diyanet İşleri Eski Başkanı, örnek İslâm Âlimi merhum Lütfi Doğan Hocamıza, Allah Teala’dan rahmet, akrabalarına sabr-ı cemil niyaz ediyorum. Mekânı Cennet olsun. (Ruhuna Fatiha.) 

Daha Geniş Bilgi için Bkz. “Türkiye’nin Diyanet İşleri Başkanları, Mehmet Emin Gerger”, Gerger Yayınları, İstanbul, s, 65-74 /Kitabı istemek için iletişim [email protected]/ Tel: 0532.5226164

 

Mehmet Emin Gerger Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle