Şeytanların kardeşleri
Şeytanların kardeşleri
LATİF ERDOĞAN
“Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma!
Çünkü savurganlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan da rabbine karşı çok nankördür.” (İsra, 26-27)
İnsanı şeytana kardeş yapan en kötü alışkanlık tebzir denilen savurganlıktır. Savurganlık, israftan da öte bir davranış bozukluğudur. İsraf, zaruret fazlası yapılan; savurganlık ise ihtiyaç fazlası yapılan bütün harcamaları ifade eder. Zaruret, olmazsa olmaz olandır. İhtiyaç ise olmasa da olandır. Bu farkları tespit edince, hayatımızın hangi yörüngede devam ettiğini de çok rahat tespit edebiliriz. Eğer sınır bunları da aşıyorsa bunun adına sefihlik / budalalık denir. İslam’a göre sefihlerin harcamalarına devlet tarafından hacır, yani yasak konulur.
Savurganlığın en temel öğelerinden biri gösteriş belası, desinler tutkusudur. Yani, kendi seçiciliğini, başkasının beğenisine tutsak etmektir. Mutluluğunu başkalarının onay şartına bağımlı kılmaktır. Böyleleri asla kendileri olamazlar, nerede ve ne kadar yaşarlarsa yaşasınlar kendi hayatlarını yaşayamazlar.
Savurganlığın sonuçta insanı götüreceği yer nankörlüktür. Buradaki nankörlük iki taraflıdır. Birinci taraf savurganın muhataplarıdır. Savurganın savurganlığı savurganlık yaptığı kişileri daima nankör yapar. Savurgan nasıl harcamakla doyuma ulaşamazsa, muhatapları da ondan devşirdikleriyle şükre, teşekküre ulaşamazlar. Bu bet mukabele bir müddet sonra savurganın davranışlarına da aynen yansır. Kendisi sürekli nankörlük gören savurgan neticede kendine karşı nankör olur. Sonra da bu nankörlük dış dünyaya akseder. Nankör bu noktada şeytanla aynı çizgide buluşur. Bu da şeytanla kardeş olma anlamını taşır.
İslam, ihtiyaç fazlasının infakını, başka ihtiyaç sahipleriyle paylaşılmasını emreder. İnfakta zaruret halinde olanlara öncelik verir. İnfak edenin kendisini muhtaç hale getirecek şekilde paylaşımda bulunmasını ise onaylamaz. Harcamada tutumluluğu istikamet olarak gösterir. Zaruret olanların karşılanması, ihtiyaç sınırı içine girenlerin önem sırasına göre telafi edilmesi; fakat asla israfa, savurganlığa meydan verilmemesi naslardaki emir ve yasaklarla disiplin altına alınır.
Zengin olmak israf için mazeret değildir. Zenginlik bir şükür sebebi, şükür vesilesidir. Bu vesilenin aslını ise verilen nimetin kadrini, kıymetini bilmek oluşturur. İsraf se bu anlayışın tam zıddına demir atmaktır. Bu bağlamda da yine israf ve savurganlık nankörlükle eş anlamda buluşur. Bu buluşma da onu şeytanla kardeş olma noktasına taşır.
“Sınırsız olan ihtiyaçlar değil ihtiraslardır.” İnsanın ihtiyaçları sınırlıdır ve bu ihtiyaçlar belli bir dayanışma çerçevesinde mutlaka karşılanabilir. Hele infak kurumunun işletilmesi ile zaruretler mutlaka telafi edilir. Ama insanların ihtiraslarını tatmin etmeye hiç kimse güç yetiremez. Açgözlünün gözünü ancak toprak doldurur. Savurganlık, harcamada ihtiras nöbeti geçirmektir. Harcamada şerre kilitlenmektir.
Onun cömertliğe benzemesi zahiri bir görüntüdür. Cömertlikte iyi bir niyet hayırlı bir netice matluptur. Savurganlıkta ise egoyu tatminden başka bir maksat, harcamış olmaktan başka bir gaye söz konusu değildir. Cömertlik ne kadar ulvi ise savurganlık o kadar süflidir. Cömertlik Allah buyruğu; savurganlık ise şeytan desisesi, şeytan oyunudur. Cömertlik hayırda yarış, savurganlık şerde debelenmektir.
Günümüzde savurganlık toplumsal bir histeriye dönüşmüş durumda. Sınıf atlama, statü kazanma gibi şeytani oyunların tutsak ettiği topluluklar yığınlar halinde sonu felaket olduğu belli bir istikamete doğru sürükleniyor. Sosyal medya bu işin de lağım çukuru. Özentiler tahrik edilmiyor, cinnete teslim ediliyor. Lüks, konfor, fantastik gibi içi boş kavramlar, bütün dini, ahlaki ve insani değerlerin önüne geçmiş bulunuyor.
Savurganlığın teknolojik alan boyutu tam bir felaket. Teknolojik gelişmelere ayak uydurmakla, teknolojik sefalete teslim olmak aynı düzlemde kendilerine yer bulabiliyor. Hak ile batılın iç içe girdiği tam muamma bir süreç yaşıyoruz.
Bize gerekli olan şimdilerde yetinme psikolojisi denilen kanaattir. Kanaatin tükenmez bir hazine olduğu bizzat Efendimiz tarafından beyan edilmiştir. Bize gerekli olan şimdilerde tutumluluk denilen iktisattır. İktisat edenin geçim sıkıntısı çekmeyeceği bizzat Efendimiz tarafından beyan edilmiştir. Bize gerekli olan Allah’ın verdiği nimetlere şükürle mukabele etmektir. Şükrün nimeti artıracağı bizzat Rabbimiz tarafından hükme bağlanmıştır. Bize gerekli olan berekettir. İsraf ise bereketin önündeki en büyük engeldir.