--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sahibini arayan teklifler

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
17

 

- İnsanları, mensubu oldukları din sebebiyle yargılamayınız. Çünkü doğuştan din tercihi insanın elinde değildir. Ezeli takdir kimin hangi dine mensup olmasını takdir etmişse iş öyle gerçekleşir. Aynı kural ırklar için de geçerlidir.

- Ticaretinizi yaygınlaştırın; fakat hiçbir zaman tekelcilik yapmayın. Tekelcilik vicdanın kabul edebileceği bir davranış veya ticaret şekli değildir.

- Daima sevgi dilini kullanın. Başkasına hep dinin kolaylıklarını, kolay yanlarını teklif edin. İsterseniz kendiniz azimetle yaşayın. Fakat güzel örnek olmanın dışında azimete davet etmeyin.

- Allah ile olan irtibatınızı, insanların size olan davranışlarıyla test edin. Beklentiniz olmadığı halde saygı, sevgi, hürmet görüyorsanız bu iyiye işarettir. Yolunuza öylece devam edin. Aksi davranışlar görüyorsanız, tövbe ve istiğfarla kendinize gelin.

- İnsanlarla, özellikle yakın çevrenizle küçük bir şey dahi olsa hediyeleşin. Hediyeleşmek kalplerde sevgi oluşturur. Hediyenin maddi değil manevi değeri büyüktür.

- Affedici olun. Fakat siz, sizi af isteyecek duruma düşürecek her türlü davranıştan kaçının.

- Sırat-ı müstakim tektir. O da bize Rabbimizin Kur’an’da tarif ettiği yoldur. Bu yol, nebiler, sıddikler, şehitler ve salih kullar tarafından temsil edilir. İnsanlar bu dört sınıfı rehber edinir, örnek alırlarsa bu yolda yürürler. Zaten ümmeti birleştirecek de hepsinin aynı yolda yürümesidir. Sırat-ı müstakim dışında birleştirici, toplayıcı ve doğru hedefe götürücü başka bir yol yoktur. Sırat-ı müstakim dışındaki yollar ittifaka değil ihtilafa ve tefrikaya sebep olurlar.  

- Edep ve terbiyenin yeniden inşa edilmesi şarttır. Bu da ancak insanca ve Müslümanca yaşamakla mümkündür. Sözlü ve yazılı tebliğden çok hal diliyle konuşmak elzemdir. Üsvey-i hasene/ güzel örnek olmak her türlü sözlü ve yazılı beyanda bulunmaktan daha tesirlidir. İşe, herkesin kendinden başlaması gerekir. Sonra tebliğ aile fertlerine sonra da sırayla en yakın olanlara taşınmalıdır. Herkes bu usulle tebliğde bulunursa hem kalıcı hem de tesirli bir icraatta bulunmuş olur.

- İman esaslarında tahşidat yapmak/ ısrarla ve devamlı iman esaslarıyla meşguliyeti gündemimizde tutmak hava kadar, su kadar büyük ihtiyaçtır. İman noktasında sürekli yeni ve zinde kalabilmenin yolu, tefekkür ve tedebbür kurallarına uygun olarak Kur’an’ı ve kâinat kitabını okumak, iman esaslarını konu edinen Kur’anî yorumları bu niyet ve düşünceyle mütalaa etmektir. İmandan beslenmeyen ahlak köksüz ağaca benzer; kurumaya mahkûmdur. Veya temelsiz bina gibidir, en küçük sarsıntıda yerle bir olur, yıkılır gider.

- Zorluklar, kolaylıkların ikiz kardeşleridir. Beraber doğar, beraber yaşar, beraber ölürler. Bu iki zıt hal biri diğeri olmadan olmaz. Onun içindir ki Kur’an’da tekrar da edilerek “Muhakkak ki zorlukla beraber kolaylık vardır” (İnşirah, 5-6) buyrulmuştur. Zorluğu istememek kolaylığı istememekle eşdeğerdir.  

- Hz. İbrahim’in elinde dirilen dört kuş, insanda olup başka varlıklarda bulunmayan ve benliğimizde diriltilmesi gereken dört fıtri haslete tekabül eder.

Bunlar, hayâ, kanaat, hürriyet ve akıbeti düşünmek hasletleridir. Hayâ, insandaki utanma duygusudur. Kanaat, dünyevi hırslardan, ihtiraslardan arınarak ihtiyaç miktarıyla yetinmek, geri kalanları infak ile başkalarıyla paylaşmaktır. Hürriyet, her türlü nefsani arzu ve isteklerin esaretinden, her türlü kötü alışkanlıkların bağımlısı olmaktan kurtulmaktır. Akıbeti düşünmek, her söz, fiil ve davranışın sonucunu baştan düşünerek yapmak, sorumluluk bilincine sahip olmaktır. Bu dört haslet dirilmeden bireylerin insan olması mümkün olmadığı gibi toplumların da insani bir toplum olması mümkün değildir.

- Önce ittifak-ı ümmet sonra İttihad-ı İslam daha sonra da hakimiyet-i İslam dönemleri aşamalı olarak gerçekleştirilmelidir. İttifak-ı ümmet olmadıkça İttihad-ı İslam’dan o da olmadıkça Hakimiyet-i İslam’dan bahis açılamaz. Ümmetin ittifakı sivil çalışmalarla vücut bulur. İttihad-ı İslam devletler eliyle gerçekleşir. Hakimiyet-i İslam, insanların fevç fevç İslam’a dehalet edecekleri dönemin adıdır. Bu da ancak İslam’ın kutsi cazibesinin aynı oranda güçlü Müslümanlarca temsil edilmesiyle mümkündür. 

 

Yorumlar

(17)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kızılelma

18 Mayıs 2024 22:39

Hz. İbrahimin elinde dirilen dört kuşun insandaki haya, kanaat, hürriyet ve akıbet düşüncesine tekabül etmesi çok güzel özgün bir yorum olmuş. Sanırım, Latif Erdoğan bu konuda bir kitap yazacak birikime sahip. Yazsa çok isabetli ve hayırlı olur.

Mehmet Ay

18 Mayıs 2024 13:21

Saolsun var olun.

Uğur

18 Mayıs 2024 11:04

Peygamberimiz (s.a.v.) önce bütün yeryüzünde mesajını yayıp sonra bunu ümmetleştirmeye/uluslaştırmaya/devletleştirmeye çalışmadı. Önce Medinede eski devletin yerine BİR ANDA kendi ümmetini/ulusunu/devletini getirdi ve insanları bu devlete ya ahali olarak katılmaya ya da birey olarak hicret etmeye çağırdı. Bu çağrıya uymayanların Müslümanlık iddiası da münafıklık olarak kınandı. Biz müminler de aynı şekilde önce Türkiye'de bir anda kendi ulusumuzu/ümmetimizi/devletimizi kurmalı, sonra diğer Müslümanları ve potansiyel Müslüman olan gayrimüslimleri de gerek davet ve gerek askeri ve siyasi müdahale yoluyla kendimize katarak bu alt-ulusun/ümmetin/devletin üstünde tek bir Müslüman ulusu/ümmeti/devleti oluşturmalıyız. Nitekim Osmanlı devrindeki atalarımız da böyle yapıyordu. Yalnız Rumi Türkler/Müslümanlar olarak bizim arazimiz fetihlerden sonra da asla bugünkü İran ve Tataristan ve Orta Asya'yı kapsamayacaktır, Avrupa taraflarında olacaktır. Oraları fethetsek de daha sonra kendi hâllerine bırakmalıyız, çünkü Anadolu ve Avrupa binlerce senelik Rumi kültür ve medeniyetçe bir bütündür, İran ve Rusya ile doğusu ise ayrı bir âlemdir, insanları da gelenekleri de bizden çok farklıdır.

Uğursuz

18 Mayıs 2024 15:13

Daha burnumuzun ucundaki ada ve adacıklara sahip çıkamıyoruz, Yunanlılar gelip mangal partisi düzenliyor. Sen ne fethinden bahsediyorsun at arabacı.

Uğur

18 Mayıs 2024 10:50

Peygamberimizin (s.a.v.) daveti birine ulaşır da ona inanmazsa o kişi inançsızdır, artık kendi seçimidir.

Sempatizan

18 Mayıs 2024 10:17

Şemseddin Nuri müstearıyla yazardı. Yazılarını okumaz adeta ezberlerdik. Ufkumuzu açar, ev sohbetlerinde onun yazılarını okur, anlamaya çalışırdık. Bir cemaat üyesiydi, fakat her zaman yanlışlara hayır demesini bilirdi. Bu yönüyle hep müstakildi. Fetö elebaşının baştan beri korkulu rüyasıydı. Latif Erdoğan ilham yüklü yazılarına yine devam ediyor. Elhamdülillah. Okuyor, dediklerini anlamaya çalışıyoruz...

Fatih Tablaşoğlu

18 Mayıs 2024 10:05

Birinci paraftaki din ile ilgili bölüm doğru olamaz.Çünkü dinini seçmesi insanın elindedir.Bu yüzden sorumludur.Irk gibi doğuştan gelmiş olsaydı insanlara hak dini anlatmamızın bir anlamı ve de gereği olmazdı.

Hakkı

18 Mayıs 2024 20:00

Kader, Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz ayetine düğümlü bir sırdır. Yazar meseleye bu açıdan bakıyor ve haklıdır. Siz meseleye kulun kazandıkları yani cüzi ihtiyari noktalı nazırından bakıyorsunuz, siz de haklısınız. Malum, kuantuma göre hak ve hakikat birden fazla olabilir.

ömer

18 Mayıs 2024 08:49

84 yaşında tutuklu olan insanlar için de bir sevgi ve adalet cümleniz olacak mı sayın hocam..

Neyin hayali??

18 Mayıs 2024 08:43

" Önce ittifak-ı ümmet sonra İttihad-ı İslam daha sonra da hakimiyet-i İslam dönemleri aşamalı olarak gerçekleştirilmelidir. " Bu yazdıklarınız Fetullah'ın da hayali idi. Bu, varolan bir devletin aşama aşama, kademe kademe, içten içten yıkılması demektir.

Ümit

18 Mayıs 2024 09:41

Keşke Fethullahın hayali gerçekten bunlar olsaydı. Heyhat o, Türkiye’yi Amerika’nın mandası yapmak peşindeydi. Latif Erdoğan ise ancak Türkiye öncülüğünde gerçekleşecek bir birliktelikten bahsediyor. Eynessera minessüreyya...

Neyin hayali?

18 Mayıs 2024 11:01

Ümit! Fethullah değil, Fetullah.

Timur

18 Mayıs 2024 08:39

Bir gün Pîr-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevî Hazretleri’ne sormuşlar: -“Müslüman mısın?” -“Elhamdülillah Türk’üm, Müslüman’ım” demiş. -“Neden Türklüğü katıyorsun, biz dinini soruyoruz” demişler. – ”Din seçim, Türklük kaderdir” demiş.

Uğur

18 Mayıs 2024 10:41

Hıhı, Orta Asyalıların pirlerinden ve bizimle de biraz ilgili olan Hoca Ahmet Yesevi aynen 21'inci yüzyıldaki bir "ocak reisi" gibi cümleler kuruyor, hatta sosyal medya vecizeleri yazıyormuş. Hatta kalp gözüyle Facebook hesabı da açmış, geçmişten zamanımıza doğru zamansal ışınlama yoluyla sosyal medya kullanıyor.

İşte Latif Erdoğan’dan hakikat dersleri

18 Mayıs 2024 05:51

Elhamdülillah . Kur ani dersler

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle