--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ağır bilanço

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
16

Ağır bilanço

LATİF ERDOĞAN

Kırılgan bir dünyada yaşıyoruz. Sabitelerimiz ile aramıza giren mesafeler gün güne artıyor. Ya onlar bizden ya da biz onlardan uzaklaşıyoruz.

Örf ve adetlerimiz, kadim kültür ve dini değerlerimiz bilinmezliğin perde perde arkasına sinmişse pek çok sabitemiz bizden uzaklaşmış demektir. Onlar diri iken biz ölüye dönmüşsek, biz onlardan sonsuz mesafe öteye düşmüş sayılırız. Yeni bir dönüşe, yeni bir dirilişe ihtiyacımız var. Ya da yeniden buluşmaya…

 Toplu taşımada bir anneyi görüyorum. Elindeki telefona bakma uğruna kucağına iğreti gibi oturttuğu çocuğunun iç çekişlerine, yanaklarına süzülmüş gözyaşlarına ve ilgi dilenen sarılışlarına ara sıra umursamaz bir gözle bakıyor ve yüz mimiklerinin sırıtışı ile ne izlediği belli telefonuna bakmaya devam ediyor.

 Bir çağrışımla kırk beş sene öncesine gidiyorum. Almanya’dayım. Buzlu zeminde kayıp kolu kırılan bir talebemin ziyaretindeyim. Orada bulunanlardan birinin söyledikleri hafızamda bütün tazeliği ile duruyor. Alman doktorlar şöyle dermiş: Bir hasta çocuğun başında gözyaşı döken bir anne varsa mutlaka Türk’tür. Alman kadınlar hasta çocuklarını bir eşya emanet eder gibi hastaneye yatırır bir daha da ilgilenmezler.

Bir başka çağrışım da beynime kıymık gibi saplanıyor. Otuz altı yaşına kadar onlarca ölümcül hastalıkla mücadele eden oğlum Metin’in başında koruyucu melek gibi duran abide şahsiyet eşimin sabrı aşan metanet, rıza ve teslimiyetle ömrü boyunca ona bakışı; en küçük sıkıntısını bile büyük bir hassasiyet ile göğüslemeye çalışışı, son dört senesinde bilfiil hastanede birlikte bulunuşumuz; oğlumuza verdiği böbreğin ertesi gününde onun aramızdan ayrılışına döktüğü hâlâ dinmeyen gözyaşları… 

Dikkat edin, annelik bağları çözülüyor. Biyolojik bağdan ibaret kalıyor. Bundan sonrası mekanik bağ. Anlamsız, duygusuz, şefkatsiz, ölü ve hissiz… 

 Yazmak ebedi konuşmaktır. Halbuki şimdi yazdıktan bir-iki saat sonra çöpe atılmaya mahkum içerikte yazılar yazılıyor. Hiçbir sorumluluk üstlenmeyen, hiçbir değerle tanış olmayan, küstahlıkta pik yapmayı marifet sanan bu yazılar aslında tefekkür yanımızın nasıl tahrip olduğunu, ilhama açık yanımızın nasıl kuruduğunu gösterir belgeler…

Aksini ispat eden yazılar yok değil. Fakat şimdilik sadece birer ürperti. Üslup kazanabilirlerse birer kimliğe de bürünmüş olacaklar. Kimlik, yani onu o yapan ve onu başkalarından farklı kılan özellik.

Kendimizden kaçar gibi okuma alışkanlığımızı terk edebilirsek onları keşfetmemiz mümkün. Bu kötü alışkanlık aslında marifeti de öldürüyor. Marifet iltifata tabidir de ondan…

 Medya toplumun aynasıdır. Toplumun rağbeti üzerine şekillenir. Duyumuma göre, televizyon kanallarının birbirleriyle yarışırcasına ortaya koydukları aile içi mahremiyeti öldüren programlar elbette rağbet üzerine gerçekleşiyor. Günahı, kötüyü, çirkinliği, yanlışı kanıksatır hale dönüştüren bu tür programların rağbet görmesi, geçmişte, düşünceyi öldüreceğini söyleyerek, medya patronluğu yapan kişilerin yapmak istediklerinde nasıl başarılı olduklarını da kanıtlıyor. Yazık ki ne yazık.

Dinle aramıza koyduğumuz rezervin bilançosu oldukça ağır. İman ve onun tezahürü salih amele dayalı bütün değerlerin altüst olduğu bir süreçten geçiyoruz. İnfak duygusunu kökünden kazıyan faiz, alışverişten öte meşruiyet kazanmış durumda.

Toplum katmanlarını birbiriyle buluşturan zekat ve sadaka gibi temel dinamikler yerini çoktan çıkarcılığa ve katmanlar arası mücadeleye bırakmış halde.

Haya ve edebin kelime olarak söylemlere girmesi bile imkansız gibi. İbadetlerin ve güzel ahlakın tümü alıcı bulmakta zorlanıyor. Kur’an bir vadide biz ayrı bir vadideyiz. Sünnet-i Seniyeyi hatırlayan kalmadı. Bir yokuştan bir başka yokuşa; bir yok oluştan bir başka yok oluşa sürgündeyiz. Bilmem ki bir kez daha varlık sürgünü verebilecek miyiz? 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Salih

6 Temmuz 2025 12:00

Sn Erdoğan HUKUMETIN ACILEN IMAM HATIP DEN BASLAYARAK RISALEI NURLARI DERS KITABI OLARAK OKUTMASI LAZIM. BOR KITAPCIK SEKLINDE. IMAM HATIPTEKI MESLEK OGRETMENI BILE NAMAZ KILMIYOR. DIN KULT. OGRETMENLERI ACI SACIK NAMAZ KILMAYANLAR VAR.. ILK OKULLARDA UYGULAMALI NAMAZ KILDIRMIYORLAR.. SADECE MAASIN KULU VAR.. SORUMLULUK BILINCI YOK.. AHIRET KORKUSU OGRETMENLERDE YOK YOK..BUNLARIN DEGISMESI LAZIM.. DEGERLER EGT .. TEKRAR LISELERE GIRMESI LAZIM. DIYANET HOCALARININ YAPACAGI SEYLER DEGIL BUNLAR..ETKISIZ YETERSIZ KALIYORLAR RISALEI NURLARI BAZ ALMADAN BU ZAMANIN GENCLERINE DINI OGRETILERI ANLATMAK IKNA ETMEK ÇOK ZOR BUNLAR HALA ANLAMADI..

Derviş Gezgin

5 Temmuz 2025 16:55

Allah oğlunuza rahmet etsin. Sizin ve eşiniz için cennet öncüsü yapsın.

Solmaz Can

5 Temmuz 2025 16:53

Erezyon büyük, yıkım korkunç. Karşıdakiler tahrip yapıyor biz ise tamir. Bu sebeple de güç dengesi onlardan tarafa ağır basıyor. Ama nice az toplululuk çoklara galip gelmiştir. Muradı ilahi hükmünü verince her şey asan olur.

Sempatizan

5 Temmuz 2025 16:50

Abi, yine çok can alıcı konulara değinmişsiniz. Allah sizden ve sizin gibi abilerimizden razı olsun. Kaleminize ve yüreğinize kuvvet versin. Amin.

Ayyüz

5 Temmuz 2025 16:48

Dini cemaat ve derneklerin dağınıklıktan kurtarılması gerekir. Akıllıca bir konfederasyon güçlerin ve imkanların müşterekler konularda buluşmasını sağlar. Bu da az bir kazanç değildir.

Servet Dağlı

5 Temmuz 2025 16:44

Bizi kurtaracak yine dinimize sımsıkı sarılmaktır. Kuyuya nereden düştük ise çıkış yeri de orasıdır, vesselam.

Numan Sani

5 Temmuz 2025 16:41

Dini yeniden ihya edecek rehber kadrolara ihtiyaç şedit. Her şeyi devletten bekleme refleksinden var geçmeliyiz. Bütün aile değerleri can çekişiyor. Bazıları da batmakta olan geminin direklerini boyamakla meşgul. Ne diyelim, Allah basiret versin.

Ahmet Serdar

5 Temmuz 2025 16:37

Evet bilanço ağır hem de çok ağır. Özellikle dinimizi yozlaştıranların marifetiyle.

Mustafa

5 Temmuz 2025 15:32

Muhterem Latif bey yazıyı beğenerek ders alarak okudum. Sağ olun var olun. Teşekkürler

Mehmet Ay

5 Temmuz 2025 12:41

Türkiye de dini duygu mu kaldi, insanlari din adina, üniversite sorularini calip kendi yandaslarina veriyor, orada kul hakki yeniliyor, bunu yapanlarda dini bütün bir cemaat, din adina yapiyor. Rüsvet aliyor, seyhleri sihlari lüks hayat yasiyor, müritlerine fakirligi övüyor. Cocuklarini abd de okutuyor, yoksula imamhatipi öneriyor. Kisaca, türkiye hizli bir sekilde yozlasiyor. Buna sebep olanlarda rahat rahmet yasiyorlar, kendilerince dine hizmet ettik zannediyorlar. Selam ve dua ile

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle