• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

28 Şubat döneminde Harp Akademisinde dinlediğim FETÖ konferansı

30 Ocak 2021


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Yıl 1997. 28 Şubat döneminin bütün hoyratlığı ile baskısını en şiddetli şekilde hissettirdiği günleri yaşıyoruz. Bu güne kadar bize ardına kadar açılmış bütün kapılar bir bir kapanıyor, ziyaretlerine gittiğimizde bizleri kapıdan karşılayan güler yüzlü konuksever dostlar(!) ya hiç randevu vermiyor ya da gittiğimizde istiskalin serbest oyunlarını oynayarak bizi kovulmaktan beter hale getiriyorlar…

Sadece bir ölçü olması için söyleyeyim: Geçtiğimiz günlerde vefat eden rahmetli Nur Vergin, 28 Şubat öncesi FETÖ elebaşına “Hocaefendi Hazretleri” demeyi bile az bulurken, 28 Şubat sonrası aniden ilgi ve alakayı kesmiş, doğrudan adını bile söylemeyi çok bulur hale gelmiş ve “Fetoş” demeye başlamıştır. 

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı olduğum için bütün bu aleyhteki gelişmelerin ilk elden muhatabı durumundayım. Aleyhe dönen kişileri, görüşerek, ikna ederek tekrar lehimize çevirmenin cehdi, gayreti içinde hummalı, sancılı günler yaşıyorum. 

Bir gün odamda otururken, daha önce beraber çalıştığımız bir arkadaş askerlik dönüşü beni ziyarete geldi. Sosyal yönü güçlü, faal, girişken bir arkadaş olduğu için geleceği günü dört gözle bekliyordum. Hele bu sıkıntılı günlerde kendisinden çok istifade edilebilir düşüncesiyle, kaldığımız yerden yolumuza devam edelim, birlikte çalışalım, dedim. Biraz duraksadı. Sonra da: “Hocam, askerde iken MİT’ten teklif aldım ben de teklifi kabul ettim. Esasen bugün, hem sizi ziyaret etmek, hem duanızı almak, hem de bu durumu bildirmek için geldim” dedi. Kendisini tebrik ettim, hayırlı çalışmalar diledim.

Sohbet esnasında, bugün, dedi, Harp Akademisinde cemaatle ilgili bir konferans var, haberiniz oldu mu? Hayır, dedim. Hemen Samanyolu Televizyonu ile Zaman Gazetesi yetkililerini aradım, onların da haberi yoktu.

Arkadaş, katılmak isterseniz ben size bir davetiye ayarlayabilirim, dedi. Hemen ayarla, dedim. Telefonla bir-iki kişiyi aradı, konuştular. Davetiye hazır, dedi. Hemen Levent’teki Harp Akademisine gitmek üzere yola çıktık.

Akademi girişinde davetiyemizi aldık. Konferansın verileceği salona ulaştık. Konferans henüz başlamamıştı. Hatırımda kaldığına göre konferans öncesi resepsiyon da verilmişti. Davetlilere göz gezdirdim. Aralarında Nur Vergin’in de bulunduğu davetlilerin, özellikle gazeteci ve yazarların hemen hepsini tanıyordum, onların çoğu beni tanıyorlardı. Fakat beni görenler şaşkınlıklarını gizleyemiyor, adeta bunun burada ne işi var, der gibi yüzüme bakıyorlardı. İçlerinden çok samimi olduklarım bile, yüzüme buruk bir tebessümle bakıyor, başlarıyla hafif selamlayıp yüzlerini başka yöne çeviriyorlardı.

Davetlilere ev sahipliği yapan beş-on genç subay dikkatimi çekti. Simaları bana hiç de yabancı değillerdi. Bir-ikisi yanıma gelerek abi hoş geldin, dedi. Bir-ikisi Latif Bey hoş geldiniz, dedi. Daha tedbirli olan bir-ikisi beyefendi hoş geldiniz, dedi. Daha da tedbirlileri uzaktan başlarıyla selam vererek hoş geldiniz, dediler.

Salona davet edildik. Ben en arkalarda bir yere oturmayı tercih ettim. Konuşmacı, tanıdığım bir akademisyendi. Birkaç kere baş başa özel sohbetimiz de olmuş, bir keresinde de kendisini FETÖ elebaşıyla tanıştırmış, uzunca sohbet etmiştik. Çok keskin bir Atatürkçüydü. Türki dünyaları iyi biliyordu. Bu mevzuda yazdığı hacimli kitapları vardı. Bazılarını bana da hediye etmişti.  Türki dünyalarda açılan cemaat okullarını çok önemsiyordu.

Hayır, konuşmacı cemaat aleyhinde tek kelime bile konuşmadı. Konuşması boyunca cemaatin faaliyetlerini övdü, göklere çıkardı. Dinleyenlerin hepsi şaşkın şaşkın birbirine bakıyordu. Ve konuşmacı sözlerini şu cümleyle noktaladı: Dünyanın dört bir yanına bu hizmetleri götüren bir cemaatin aleyhinde olmak, başka değil sadece ihanet-i vataniyedir.

Konferans bitmişti. Davetlilere teşriflerinden dolayı teşekkür edildi. Fakat davetlilerin dinledikleri karşısında buz kesildikleri her hallerinden belli oluyordu. 

Bütün İslami kurum ve cemaatlere kan kusturulurken böyle bir ortamda aklanmış bulunmaktan büyük hicap duydum. Utancımdan kimsenin yüzüne bakamadım ve aceleyle salonu terk ettim. Hemen Altunizade’ye gittim. Olanları ve konuşmacı akademisyenin sözlerini bir bir FETÖ elebaşına aktardım.

Beni, o güne kadar görmediğim bir somurtkanlıkla dinledi. Bir şey demeden de odasına çekildi. Bir daha da bu konuyu hiç açmadı. Anlaşılan, Harp Akademisinin FETÖ elemanlarıyla bu denli kuşatılmış olduğunu görmem ve cunta - cemaat arasındaki gizli, kirli ittifaka tanık olmam onu çok rahatsız etmişti…

Birkaç gün sonra vakıf başkanlığından affımı istedim. Düşünelim, dedi. Bir-iki ay sonra da talebim kabul edildi. FETÖ elebaşının, vakfın üst istişare kurulu başkanı sıfatıyla fiili başkanlığı sürdürmem teklifini de etik bulmadığım için reddettim.

Harp Akademisinde o gün dinlediğim konferans, davam ve ideallerim açısından, benim için en önemli kırılma noktalarından biri oldu.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mutmaine

RTE olmasa o konferanslar şimdi stadyumlarda yapılıyor olurdu.....
  • Yanıtla

Teşhis 1970’lerde konmuş ama mücadele edilmemiş

Eğer alınan kararlar gereği ağabeyler de meselenin üzerine ciddiyetle gitseydi, Fethullah Hoca noktasında böyle bir duruma gelinmezdi.” (M Kutlular / İşte Hayatım isimli kitabından)
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23