Uyku bozuklukları
Değerli okuyucularım, her insanın uykusu zaman zaman bozulabilir. Ruhsal sıkıntılar, bedensel hastalıklar, uykunun süresini, düzenini, gelip geçici olarak bozabilir. Bunlara uyku bozukluğu denilemez. Ayrıca birçok ruhsal bozuklukta (depresyon, şizofrenli obsesif kompülsif nevroz gibi) uyku bozukluğu belirtisi çok sık görülür.
Uyku bozukluklarını iki ana grupta inceleyebiliriz:
1. Ana grup: Dissomniya- Uykunun miktarı, niceliği ve zamanlamasındaki bozukluk (uykusuzluk, aşırı uyku gibi)
Uykusuzluk (insomniya): Uykuya dalmada, uykuyu sürdürmede güçlük ya da uyuduğu halde uykusunu alamamış, dinlenememiş hissetme ile belirli bozukluktur. Bu durum en az 1 ay boyunca, haftada en az 3 kez sürüyorsa o zaman ciddiye alınmalıdır. Kişi saatlerce uykuya dalamadığını, uykuya erken dalsa bile uykusunun sık sık bölündüğünü ve uyanınca tekrar uyumakta güçlük çektiğini anlatır.
Bu uykusuzluk, başka bir ruhsal bozukluğa bağlı olabilir. (Depresyon, bunaltı bozukluklarında görülen uykusuzluk gibi) Veya organik bir bozukluğa, ilaçlara bağlı olabilir. Bir de “Birincil uykusuzluk” denilen durum vardır ki, bunda belirgin bir ruhsal sorun ya da bedensel sorun yoktur. Birey uyuyamamaktan endişe eder, gece olunca gene uyku tutmayacağı korkusuna kapılır.
Aşırı uyku (hipersomni): Bu bozukluğun temel belirtisi, geceleri normal süre uyunduğu halde, gündüzleri aşırı uykululuk durumudur. Gündüzleri uykululuk, iş yerinde, araba kullanırken uykuya dalma ve uyku isteğinin sürmesidir.
Uyku bozukluklarının ikinci Ana grubu “Parasomni” denilen, uykuda anormal bir durumun ortaya çıkmasıdır.
Bunlar:
1- Bunaltılı düşler şeklinde görülür. Kişi gece uykusunun sonlarına doğru korkulu düşlerle uyanır. Uyanınca rüyayı hatırlar fakat kişi tekrar uyumaktan korkabilir.
2- Uykuda korku nöbeti şeklinde olabilir? Kişi uykunun genellikle ilk birkaç saatinde, bir rüya görmeksizin birden büyük bir korku ile haykırarak uyanır. Bu korku nöbetleri 4-12 yaşlarında başlar ve çocukluk sonlanırken kaybolur.
3- Uyurgezerlik şeklinde de olabilir. Kişi uykunun ilk birkaç saatinde yatakta oturur, kalkarak dolaşır, yineleyici hareketleri yapmaktan kendini alıkoyamaz. Nöbet sırasında kişinin yüzü donuktur, çevredekilere cevap vermez, uyandırmak güç olur. Bu durum çocuklukta daha sık görülür.
Değerli okuyucular, özellikle Travma sonrası stres bozukluğunda (TSSB); uykusuzluk, kabuslar, olayla ilgili anıların sık hatırlanması, sürekli olayın tekrarlanacağı korkusu ve bu nedenle diken üstünde hissetme, kolay irkilme, çabuk sinirlenme, gelecekle ilgili plan yapamama, yabancılaşma (beni kimse anlamıyor hissi), olayı hatırlatan durumlarda huzursuz olma ve bu durumdan kaçınma görülür. Uykusuzluk, travma geçiren kişilerde ciddi stres nedeni olup, bu kişilerin % 50’si sakinleştirici özelliği olan antidepresanlar ve uyku ilaçları kullanır.
Kendiliğinden tekrarlayan kabuslar, travmatik geçmişe sahip kişilerde uyku fobisi oluşturur. Kişi bu durum karşısında kendini çaresiz hisseder ve travma yüklü kabuslardan kurtulmanın yolu olarak uykusuzluk çeker. Tekrar eden kabuslar, uykusuzluk ve yatak odasına karşı olumsuz şartlanma oluşturur ve kişiler yatak odasını düşündüğünde bile anksiyete belirtileri gösterirler.
Araştırmalara göre; TSSB hastalarının sık sık uykudan uyandıkları, özellikle REM fazında aşırı uyarıldıkları ve uykularında şiddetli motor faaliyetlerde bulundukları görülmektedir. Tabiri caizse bu kişiler adeta tek gözü açık, tedirgin uyurlar. Sabah uykudan uyandıklarında baş ağrıları, ani adale boşalmaları, uyku öncesi halisünasyonlar sık rastlanan şikayetlerdir.
Fizyolojik olarak bakıldığında da uyku bozuklukları, obezite, şeker hastalığı, hipertansiyon ve kalp rahatsızlıklarına neden olmaktadır.
Uykusuz kalmamanız duasıyla Allah’a emanet olunuz.
PSİKOTERAPİST KIVANÇ TIĞLI BULUT
DNŞ TEL: 0212 503 79 95-0506 401 79 91







