--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tüp bebek tedavisinde EMDR

Kıvanç Tığlı Bulut
Kıvanç Tığlı Bulut

Aylin hanım, 33 yaşında hemşire bir bayandı. Eşiyle üniversite yıllarında tanışmışlar ve okul bittikten sonra evlenmişlerdi. Dört senedir süren mutlu bir evlilikleri vardı. Tek dertleri çocuk sahibi olamamaktı. Bununla ilgili pek çok doktora başvurmuşlardı, çıkan sonuçlar gayet normaldi. Bebek sahibi olamamak için görünürde tıbbi bir neden yoktu. Aylin hanım ve eşi iki kez tüp bebek tadavisi görmüşlerdi. Ama iki deneme de olumsuzlukla sonuçlanmıştı. Aylin hanım çocuk sahibi olmak istiyordu ama, çocuğuna iyi bir anne olma konusunda çok kaygılıydı. Kendi annesi o çok küçükken ölmüştü. Ayrıca hemşirelik yaptığı hastanede çalışırken, bir hastanın ölümünde kendisinin küçük de olsa bir payı olduğunu düşünüyordu. Bundan dolayı kendini suçluyordu, aşırı stres ve gerginlik içindeydi. Artık çocuğu olmayacağını düşünüyordu, olsa bile ona iyi annelik yapamayacağını düşüncesi içindeydi. Aylin hanım ile ilk 3 seans Bilişsel-davranışçı terapi, son seanslarda iki sene önceki hastasının ölümüyle ilgili olan travmatik anıyı çalıştık. O travmatik anının rahatsızlık seviyesi düştü ve Aylin hanım kendini suçlamayı bıraktı. Kendisiyle seanslarımız bittikten iki ay sonra telefonda Aylin hanımdan hamile olduğunu öğrendim. 

Değerli okuyucularım, eşlerin çocuk sahibi olma arzularına rağmen, bir yıl içinde hamilelik elde edilememesine gebe kalamama (infertilite) adı verilmektedir. Korunmayan çiftlerin % 85’inde bir yıl içersinde hamilelik oluşması beklenir. Her kadın anne olmak ister. Bir kadının doğurganlık bakımından en verimli dönemi 20-30 yaşlar arasındadır. Kadının iş hayatında verdiği mücadele, günlük hayatın stresi, düzensiz beslenme, zorlu hayat koşulları doğurganlık yeteneğini azaltabiliyor. Bazı kadınlar 40 yaşından önce, hatta 30’lu yaşlarda erken menopoza girebiliyor. Son senelerde de evlenme yaşının yükselmesi, yani kadınların ve erkeklerin çeşitli nedenlerle geç evlenmeleri de bence bu konuda olumsuz bir faktör... 

Bir annenin doğal yollarla hamile kalamayacağını anlaması anne için ilk şoku oluşturur. Çünkü, her kadın doğal yoldan hamile kalmayı arzu eder ve böyle olacağını umut eder. Tıbbi yardımla hamile kalacağını düşünmenin annede oluşturduğu ilk duygu yetersizliktir. Bedeninin önce hamile kalmak sonrasında ise anne olmak için yetersiz olduğunu düşünen annenin, kendinden ve bedeninden memnuniyeti azalır ve bu durumu kabullenmede zorlanır, bu nedenle büyük öfke duyar. Ayrıca kendi bedenine ve eşine kızgınlık duyabilir, ilerleyen süreçte de hamilelere, yeni bebeği olmuş annelere, doğal yolla hamile kalmış bayanlara kızgınlık duyabilir. Annede suçluluk hisleri oluşur, kendi yaptığı yanlış davranışlar yüzünden hamile kalamadığını düşünebilir. Bebek sahibi olamadığı için önce vücudunu ayıplayan anne şimdi belki de yaşının ileri olduğunu veya belki de iyi beslenemediği için, belki de sigara içtiği için kendini suçlu hissedebilir. 

Değerli okuyucular, çocuk sahibi olamamak kişilerin hayatında ciddi bir stres kaynağı oluyor. Kadınlar konuşarak, ağlayarak bu sorunu dışa dönük yaşıyor, erkekler içine kapanıp problem yokmuş gibi davranabiliyorlar. Bu zorlu süreçte yaşamdan alınan keyif de azalabiliyor. Depresyon ve kaygı bozukluğu görülebiliyor. Çift, hayatında çocuk dışında başka bir hedef göremiyorsa, bu sorundan dolayı iletişimleri bozulmuşsa, kendilerine olan sevgi ve güvenlerini kaybetmişlerse psikolojik yardım almaları onlar ve ilişkileri için çok olumlu sonuçlara yol açıyor. Zaten çoğu tüp bebek merkezlerinde psikologlar çalışıyor, çocuk sahibi olma sürecinde psikolojik destek almak bazen şart olabiliyor. 

Tüp bebek tedavisi gören çiftler, özellikle kadınlar için, geçmişte negatif olarak sonuçlanan denemeler, tedavi sonucu elde edilen ancak düşükle sonuçlanan gebelikler, spontan gebelik ardından oluşan düşükler, bu süreçte geçirdiği tıbbi işlemler, kişi için rahatsız edici birer deneyimdir ve bir sonraki tedavi sürecine ilişkin korkuların artmasına neden olmakta, bu korkuların etkisinde kişi tedaviye uyum sağlamakta zorlanmakta ya da tedavi sonucunun negatif olacağına ilişkin inançlara sahip olmasına neden olmaktadır. EMDR tedavisi ile hoş olmayan bu anılarla çalışılarak kişinin daha rahat tedavi süreci geçirmesini sağlamak ve tedavi sonucuna ilişkin daha olumlu bir bakış açısını kazanmasını sağlamak mümkündür. 

Hayırlı sağlıklı günler geçirmeniz duasıyla Allah’a emanet olunuz. 

PSİKOLOJİK DANIŞMAN

KIVANÇ TIĞLI

DNŞ TEL: 0212 503 79 95-0 506 401 79 91

Kıvanç Tığlı Bulut Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle