Depresyonum tekrarladı
Değerli okuyucular, son zamanlarda danışma seansına gelen vakalarımda şu sözleri çok sıklıkla duyar oldum; “Kıvanç hanım, bana iki yıl önce depresyon teşhisi kondu. İlaç tedavisi gördüm, düzelir gibi oldum, fakat son zamanlarda yaşadığım stresli olaylardan sonra tekrar kendimi karamsar ve sıkıntılı hissettim, gene uyku sorunlarım başladı. Ne yapacağımı bilemiyorum.” Buradan, ilaç tedavisinin işe yaramadığı sonucu çıkmasın. Tabii ki işe yarıyor, fakat ilaç sadece kaygıyı, semptomu hafifletiyor. Depresyonun altında yatan nedenler, bilinçaltı süreçler ortaya çıkarılıp düzeltilmedikçe tedavide başarı tam sağlanamıyor.
Ümit bey 30 yaşında, bir şirkette müdürlük yapıyordu. Kamu yönetimi mezunu idi. Evliydi ve iki yaşında oğlu vardı. Baş ağrısı, dikkat dağınıklığı, ölüm korkusu, moral bozukluğu, uykuda sıçrama, mide bulantısı, gerginlikten yakınıyordu. Babası, küçükken kendilerini terk etmişti. Babadan bir haber alınamıyordu. Ümit bey üç sene önce annesini kaybedene kadar son derece aktif, neşeli, konuşkan biri olduğunu söylüyordu. Bir süre mide rahatsızlığı çeken annesi birkaç kez doktora gitmiş ve kendisine “Midede gastrit var gibi teşhisler konmuş ama verilen ilaçlardan fayda görmemişti. Danışanımın annesi kilo vermeye de başlamış, günden güne halsizleşmişti. Sonunda yapılan tetkikler sonucu hastamın annesine kanser teşhisi konulmuştu. Ümit bey, çok sevdiği annesine böyle bir teşhis konulduğu için mahvolmuştu. 1 yıl hastanelerde koşuşturmuş, annesinin tedavisi için bankadan kredi bile çekmişti. Annesi için özel bir doktor bile ayarlamıştı. Ama annesinin rahatsızlığı ilerlemiş haldeyken teşhis konulmuştu, bu yüzden tedaviye olumlu cevap vermemişti. Sonunda danışanım annesini kaybetti.
Ümit bey üç kardeşti, kendinden iki yaş küçük kız kardeşi ve bir de üç yaş büyük abisi vardı. Ancak annesinin rahatsızlığında Ümit bey kadar kimse çaba harcamamıştı. Bu yüzden kardeşler arasında tartışmalar da yaşanmıştı. Şu an kız kardeşiyle bu yüzden konuşmuyorlardı. Ümit bey yine de, annesinin teşhisinin gecikmesinden kendini sorumlu tutuyordu. Zamanla suçluluk duygusu azalmıştı ancak, vefatın ardından uzun bir süre geçmesine rağmen bir türlü eski huzuruna kavuşamamıştı.
Ümit bey bir sene önce, kendisinde de mide ağrıları başlayınca çok kaygılanmış ve korkmuştu. Kafasından kötü şeyler geçiyordu; “Acaba ben de annem gibi kanser mi oldum, bende mi öleceğim” diyerek kendini ve eşini bunaltıyordu. Kötü haberi duymamak için doktora bile gidemiyordu.
Gece uykusundan mide ağrısıyla uyanıp, uykusundan olunca Ümit bey doktora gitmeye karar verdi. Tüm tahliller ve tetkiklerden sonra doktoru kendine, “Hepatit taşıyıcısın, miden stres yüzünden ağrıyor” demişti. Doktorun iyi haberine sevinmek yerine, hepatit sözünü duyan danışanım daha da kötüleşmişti. Hepatit ile ilgili tüm yazılanları okuyor, birçok doktora gidip muayene oluyordu.
Ümit beye depresyon teşhisi koyuldu. İlaç tedavisi kullanmadan psikoterapilere başladık.. Psikoterapilerde danışanımın, ölüme ve hayata bakışını konuştuk. Annesinin ölümüyle ilgili suçluluk duygularını tartıştık. Danışanım terapilerde, ihmalkar biri olmadığını, aşırı sorumluluk duygusunun kendini yıprattığının farkına vardı. Bedensel belirtilerin, stresten oluştuğunu ve stresin vücutta ileri derecede şiddetli ağrılara yol açabileceğini örneklerle açıkladık. Onunla birlikte, depresyona girmesine neden olan zararlı yanlış düşünceleri bulduk ve bunları doğru mantıklı düşüncelerle değiştirebilmesinin yollarını öğrettik.
Ümit bey olumsuz bütün düşüncelerinden ve suçluluk hislerinden kurtuldu. Geçmişin olumsuz izlerinden kurtulup, şu anı yaşamaya motive oldu, kendine güveni ve yaşama isteği arttı.
Değerli okuyucular, depresyon tedavisinde genelde “Bilişsel-davranışçı terapi” uygulanmakta... Bu terapi sırasında depresyonla ve karamsar olumsuz düşüncelerle nasıl başa çıkabileceği danışana öğretiliyor. Daha sonraki aşamada danışanın yanlış bilişsel süreçleri bulunur ve bu süreçler olumlu düşünceler ile değiştirilmeye çalışılır.
Tedavide bir uzman yardımının yanı sıra ben ne yapabilirim diye soruyorsanız işte size birkaç öneri;
Depresif durumdan çıkabilmek için, daha mutlu hissettiğiniz günlerdeki gibi düşünmeye ve davranmaya başlamanız gerekir. Olumsuz düşünme-Olumsuz davranma-Olumsuz hissetme kısır döngüsünü kırabilirsiniz. İlk başlarda zorlansanız da, olumlu düşünerek ve hareketinizi arttırarak bir süre sonra daha olumlu hissetmeye başlayabilirsiniz.
Gün boyunca nasıl hissettiğinizi not alın, böylece haftanın değerlendirmesini yapabilir; örneğin günün hangi saatinde, ne yaparken, neredeyken daha olumsuz duygular yaşadığınızın farkına varabilirsiniz.
Kendinizi daha iyi hissettiğiniz zamanlarda, neler yaptığınızı not alın (örneğin bir arkadaşla görüşmek, yürüyüş yapmak, spor yapmak...) ve bunları daha sık yapın.
Ayrıca kişilere en önemli tavsiyem de şöyle; Duygularınızı içinize gömmeyin. İçe atmak demek aslında kalbe atmak değil, hafızaya atmak demek. Bu da organlarımıza zarar verdiği gibi tüm sinir sistemimizi bozar.
Bunların dışında; yapamayacağınız işler için söz vermeyin. Sonrasında verdiğiniz sözü tutabilmek için kendinize fazla yükleniyor ve aşırı strese giriyorsunuz. Bu nedenle herkesin ricasını yerine getirmek zorunda olmadığınızı bilin. Arada sırada insanlara “hayır” diyebilin.
Depresyondan kurtulmak için günlük faaliyetlerinizi artırmak gerekir. İkinci adım, yapmak istediğiniz şeyleri kaydedip, bununla ilgili günlük plan yapmaktır. Bunun için;
- Her akşam, ertesi gün neler yapabileceğinizi düşünün.
- Yalnız kalmamaya, sevdikleriniz ile iletişime özen gösterin.
- Kişiliğinize, ilgi alanlarınıza yönelik uğraşılarınıza devam edin. Bir hobi geliştirin.
- Hayatınızda olumlu yönleri ve güzel şeyleri görmek için çaba harcayın.
Olumlu düşünmeniz ve huzurlu olmanız duasıyla Allah’a emanet olunuz.







