--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Çocuklarda gecikmiş konuşma

Kıvanç Tığlı Bulut
Kıvanç Tığlı Bulut

Konuşma bozuklukları, konuşma organlarının yapı ve hareketlerinin engellenmesinden dolayı ortaya çıkar. Konuşma, pek çok organın ortak çalışması sonucu oluşur. Konuşmada gerilik şu nedenlerden dolayı görülebilir: Kazalar, düşme hastalıklar, tümörler ... vb. nedenlerle beyin travmasına uğramış çocuklardaysa travmanın yeri ve şiddetine göre, dil sorunları görülmesi doğaldır. Ayrıca kötü davranılmış, örselenmiş çocuklarda da dil sorunları görülebilir.

Çocuklarda en yaygın olarak görülen, halk arasında “gecikmiş konuşma” olarak da bilinen “Özgün Dil Bozukluğu”dur.

Çocukta herhangi bir konuşma probleminin varlığından kuşkulandıktan sonra hemen bir çocuk ruh sağlığı uzmanından ve çocuk gelişim uzmanından (pedagog) yardım istenmeli, konuşma sorununun şiddeti ve eşlik eden başka bozuklukların olup olmadığı araştırılmalıdır.

Değerlendirme basamakları şöyle olmalıdır;

- Öncelikle çocuğun çevresiyle olan sözel iletişimi değerlendirilir. Çocuğun gelişiminde sorun olmayabilir ancak çevresiyle sözel iletişimi uyaran eksikliğine bağlı olarak desteklenmiyor olabilir. Gördüğü bakım ve ilgi yetersiz bulunabilir, önemli noktalarda konuşma gelişimini aksatabilecek sıkıntılarla karşılaşmış olabilir. Bütün bu durumlar çocuğun doğal gelişimini aksatabilecek sosyal engellerdir.

- Takip ve tedaviyi yönlendirmek için çocuğun ne tür bir konuşma problemi yaşadığının belirlenmesi gerekir. Konuşma hiç başlamamış olabilir, çok yavaş gelişiyor olabilir, sesler uygun çıkmayabilir, konuşma akıcılığı bozuk olabilir, kelimelerin kullanımı uygunsuz, cümle kuruluşları bozuk olabilir. Konuşma becerisi tam olsa bile, düşünüleni ifade etmekte, diyalog başlatmakta ve sürdürmede beceriksizlik görülebilir.

- Çocuk doğuştan veya sonradan ortaya çıkan bir nedenle hiç duymuyor veya az duyuyor olabilir. Bu nedenle çocuğun işitme becerisi odyolojik ölçümlerle değerlendirilir ve işitme sorunu varsa gerekli tedavi için yönlendirilir.

- Konuşma dışı alanlarda da gelişiminin yaşa uygun olup olmadığına bakılmalıdır. Bunun en iyi yolu da çocukla ilgili geniş bir özgeçmiş, gelişim ve aile öyküsü almak ve bütün vücut sistemlerini içeren ayrıntılı bir fiziki muayene yapmaktır.

Huriye 4.5 yaşında olan, isteklerini hep ağlayarak belirten, elleri titreyen, tuvalet becerisini kazanmamış sevimli bir kız çocuğuydu. Danışmanlık merkezine anne ve babasıyla geldi. İlk seansta, öğrencinin  gelişim öyküsünü almak için anneyle bireysel olarak görüştük. Huriye çocuk psikiyatristi tarafından “Gecikmiş konuşma bozukluğu” tanısı almış bir çocuktu. Huriye’nin konuşması kendi yaşından beklenenden geri bir aşamadaydı.

Huriye’nin doğum öncesi ve sonrasında belirgin bir sorun yaşanmamış. Öğrencinin  şu an iki yaşında olan erkek kardeşi doğduktan sonra, konuşması gerilemeye başlamıştı. Kardeşini içten içe kıskanmış ama hep bu duygularını bastırmak zorunda kalmıştı. Çünkü anne ve baba kızlarının bu kıskançlığını anlamaya çalışmamış ve doğal olarak kabul etmemiş, bilakis kızlarını her seferinde suçlamıştı. Ayrıca Huriye’nin babası oldukça otoriter, çocuğundan çok fazla şeyler bekleyen, kendi içinde sorunları ve güvensizlikleri olan bir babaydı. Huriye ile tanıştığımızda adına tepki vermiyor, oyuncakları ile amacına uygun oynamıyor, topla oynamayı sevmiyor, kulaklarını kapatıyor ve parmak emiyordu. Sözel ifadesi bulunmuyordu. Konuşma becerisi olduğu halde konuşmamayı tercih ediyordu. Huriye’ye psikolojik testler ve zeka testi uygulandı. Öğrencinin zekası normaldi ancak anneye bağımlı, kendine güveni olmayan, kaygılı ve korkuları olan bir çocuktu.

Huriye dört aylık eğitim sonunda oldukça hızlı bir gelişme gösterdi. Şu an elleri titremiyor, ağlayarak konuşması kayboldu, tuvalet becerisini kazandı. Kendisiyle haftada iki kez konuşma terapisi ve davranış bozukluğu eğitimi uygulandı. Değerli okuyucular, konuşma insan yaşamında çok önemli yeri olan bir beceridir. Konuşma, doğuştan getirilmeyen, sonradan kazanılan bir beceridir. Öğrenmeyi etkileyen etmenler, konuşmanın öğrenilmesini de etkiler. Konuşmanın öğrenilmesi, pekiştirilmesi ve geliştirilmesi belirli bir olgunluğa erişmeye, alıştırma fırsatı bulabilmeye, rehberlik edilmesine bağlıdır. Konuşmayı etkileyen faktörler şunlardır:

Zeka - Konuşma geriliği ile zeka geriliği arasında bir ilişki vardır.

İşitme - Bireyin işitmesi özürlü olursa bundan ses algısı da etkilenir.

Olgunlaşma - Çocuğun konuşmayı sağlayıcı organları normal düzeye ulaşmadan, çocuk çene ve dil kaslarına hakim olup onları kullanacak olgunluğa erişmeden konuşma seslerini çıkaramaz.

Duygusal durum - İlk çocukluk döneminde çocuğun karşılaştığı duygusal güçlükler onun konuşma gelişimini etkiler, hatta geciktirebilir. Bir kardeşin doğumu, çocuğun yaşamını sürdürdüğü ve alışık olduğu düzenin değişmesi, fazla korku ve heyecan verici olaylarla karşılaşması gibi pek çok durum, çocuğu etkiler. Bu etkiler, konuşmanın kazanıldığı dönemde olursa konuşma gelişimini yavaşlatabilir.

Değerli okuyucularım, aşağıda belirtilen maddelerin mevcut olduğu kişiler, konuşma bozukluğu olan kişiler olarak kabul edilirler; 

Konuşmanın anlaşılır şekilde olmaması.

Konuşmanın duyulamaması-sesin bozuk ve tırmalayıcı olması.

Ritmlerin ve vurguların bozuk oluşu.

Dil yönünden kelime haznesinin yetersiz olması.

Yaşı ve fiziksel yapısına göre konuşmanın iyi gelişememiş olması gibi..

Konuşma bozukluklarının tedavisi öncelikle bir  psikolog, çocuk psikiyatristi uzmanlarının muayene sonuçlarına göre konuşma ve dil terapistleri tarafından yapılır. 

Çocuklarımızın akıcı konuşabilmeleri ve kendilerini doğru anlaşılır şekilde ifade edebilmeleri duasıyla Allah a emanet olunuz.

Kıvanç Tığlı Bulut Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle