• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Kenan Alpay
Kenan Alpay
TÜM YAZILARI

“Yazarlık okulu” kuluçka makinesi midir?

22 Haziran 2021


Kenan Alpay İletişim: [email protected]

İletişim fakültelerinde okuyan gençler “nasıl gazeteci olabilirim?” sorusuna ne kadar esaslı bir cevap arıyorlardır bilemiyorum. “Abi ben de sizin gibi gazeteci olmak için ne yapmalıyım?” gibi sorular yerel yönetimlere çokça soruluyor olmalı ki maşallah hemen her belediyemiz “yazarlık okulu” açmak üzere türlü bağlantılar kurmuş ve seri halde kurslar açmışlar anlaşılan. Kısa bir süre önce Cumhuriyet Gazetesi yazarı Enver Aysever’in İzmir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere bazı CHP’li belediyelerde yüksek meblağlar ve hem lüks hem de faturası ağır konaklama masrafları karşılığında yazarlık kursları verdiğini öğrenmiştik. Tartışmalar o hale gelmişti ki yazara ne kadar ödendiği ajansın ne kadar kâr ettiği gibi ihtilaflar neticesinde Cumhuriyet Gazetesi militan Kemalizmi savunan onca makalesini yayınladığı Enver Aysever’i bir çırpıda kenara koymuştu. Hatta öyle ki birileri rica minnet araya girmesi sonucunda ancak Aysever veda yazısını yayınlatabilmişti.

Popüler olanı, modası yükseleni, siyaset-medya ilişkisinde geçer akçe olanı hemen ihata edip bünyesinde ikame etmeyi pek seven yerel yönetimler “yazarlık okulu” gibi projelere de -argo tabirle- hemen dalıyorlar. Zaten proje adı altında bir iş bir belediyede tutmuşsa diğer belediyeler tarafından derhal klonlanıyor ve hemen akabinde bir iki küçük makyaj hamlesiyle “ilk, en orijinal ve en verimli” proje etiketiyle il-ilçe halkına takdim ediliyor. Zaten sadece belediyeler kültür hizmeti sunmak üzere kurulup işletilen çok sayıda ajans var.

Piyasa Kültürü ve Kültür Piyasası

Kültürel etkinlikler ajansları yakın oldukları belediyeleri bütün kültür ihtiyaçlarını tespit, tayin ve karşılama hususunda oldukça cevval davranıyorlar. Hatta diyebiliriz ki her belediyenin atanmış “kültür memuru” kadroları bulunuyor. Kültür memurlarının anlattıklarını kimler dinliyor, kaç kişi dinliyor, dinleyenlere ne katkısı oluyor gibi sorular bu açıdan teferruat sayılıyor. Etkinlik mi etkinlik. İhtiyaç duyduğumuz literatür kullanılıyor mu, kullanılıyor. Yeni arayış veya performans ölçmeye ihtiyaç var mı, hiç yok. Neden yok? Çünkü mesele halkı kültürlendirmekten ziyade yerel yönetimlere yakın duran yazar-çizer kadrosunu beslemek, kültürel faaliyetleri otomatiğe bağlamak ve belli ekonomik ilişkiler sayesinde itiraz ve muhalefeti yumuşak yöntemlerle savuşturmaktan ibaret görülüyor. İlaveten kültürel faaliyetlerde salon ve etkinlik izni için kimlerden kimlere selam getirileceği, kimlerden referans isteneceği ve ne tür söylemlerden uzak durulacağı gibi stratejik düzeyi yüksek ilim ve pratikler de bu vesileyle hızla öğrenilmiş oluyor.

Şimdi son dönemlerde olağan üstü bir hızla yükselen ve birkaç video-twitter mesajıyla düşüş ve dağılma sürecine geçen Süleyman Özışık’ın yazarlık okulu macerasına dair küçücük bir değini yapabiliriz. Kardeşleri Hadi ve Mehmet Özışık’la beraber vatana, millete ve devlete sadakatini bihakkın ispat etmiş Süleyman Özışık’ın da bazı belediyelerde yazarlık dersi verdiğine ilişkin haberlerde gözden kaçan bir ayrıntıya şöyle bir projeksiyon tutalım. Misal olarak onu aldığımız için ve bir prototip vasfına da uyduğu için buradan ilerleyelim: Süleyman Özışık nasıl bir gazetecidir, ne kadar yazardır? Süleyman beyin yazdıklarında nasıl bir edebi tarz vardır? Süleyman beyin siyasal ve sosyal meseleleri çözümleme biçiminden gençlere nasıl bir perspektif kazandırılması amaçlanmıştır? Soruları çoğaltabiliriz ama şimdilik burada kalalım. Yazarlık okulunda saat ücreti olarak neler alındı-verildi, konaklama masrafları ne kadar tuttu gibi diğer boyutları da geçebiliriz.

Roman Fabrikası ve Yazar Okulu

Gelelim sadede: Süleyman Özışık tipi gazeteci-yazarlar kendini bu tarz işlerde nasıl konumlandırıyor, asıl olarak buraya bir bakalım. Belediye belediye gezip gençlere toplamda altı saat konuşma yapan beyefendi rolünü ve misyonunu şöyle tarif ediyor: “Devletine milletine bayrağına ve toprağına sadakatle bağlı olacak 1000 tane genç yazar adayı yetiştirdim.” Hadi bakalım aksini ispat edebilen beri gelsin! “Belediyelerden şu kadar almış, şuralarda konaklayıp şuralarda yiyip içmiş” şeklinde gelen hemen bütün eleştirileri bir kalemde boşa çıkarmanın en etkili taktiği. Meseleleri izah açısından “gençlerle şu tür metinler okuyup şöyle analizler yaptık” gibi hiçbir cümle kurmaya hacet yok. Devlet, millet, bayrak vd. edebiyatı o kadar güçlü ve kudretlidir ki, yazarlık kursuna katılan gençlerden kaçına ne türden metinler yazdırılabilmiş, kaçı için kısa da olsa staj imkânı sağlanmış gibi son derece lüzumsuz sorgulamalarla yorulmuyorsunuz bile.

“Roman fabrikası” gibi bir ütopya belki de bir distopya dikilmiş karşımıza. Yazarlık akademileri de çok, yazar yetiştirmek üzere belediyelerin açtığı kurslarda gençlere birikimlerini aktarıp üç beş kazanan gazeteci de çok piyasada. Arz-talep meselesi ve piyasa kendi dengesini oluşturuyor zaten. İyi de yazarlık okullarında binlerce genci vatana, millete, bayrağa sadakatle bağlı gazeteciler olarak yetiştiren mezkûr ve meşhur yazarımızla ilgili faaliyetleri neden olmamış gibi yapmak üzere bir yarış başladı şimdilerde. Daha düne kadar resim vermekten, projenizin paydaşı olarak takdim etmekten gurur duyduğunuz, gençlere rol-model olarak takdim ettiğiniz iş bitirici gazetecileri, iş takipçisi yazarları ve referans saydığınız organizatörleri neden bu kadar çabuk ve kolay harcıyorsunuz? “Vatanına, milletine, bayrağına sevdalı gençlere yazarlığın nasıl yapılacağını anlattım. Hırsızlık veya yolsuzluk yapmadım” derken haksız mı sayın yazar yetiştirici? Sonra silmek hangi eylem ve ilişki biçimini yaşanmamış hale getirir ki?

Medya mahallesi karışık, medya mensupları toplum nezdinde muteber değil elbette. Ancak medyayı ve medya mensuplarını bu hale getiren ilişki biçimlerini ve iklimi de esastan sorgulamak icap ediyor. Yoksa sür-git devam eden vatan-millet-Sakarya edebiyatıyla varılacak hayırlı bir menzil olmayacak önümüzde.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

iman

bu verimli topraklarda kemalist düzen ortalıda dinci düzen aldı vurdu gol oldu . kemalistler mevcut dzüeni hak ediyorlar mevcut düzene oy atan lar ise daha iyisini hak etmiyorlar
  • Yanıtla

Adanalı

Tesbitlerinize genel hatlarıyla katılıyorum. Edebi metinler yazabilmek o kabiliyette yazarlar yetiştirmek elbette oyun eğlence işi değildir. Süleyman Özışık'ın eleştirildiği vatan, millet, bayrak gibi değerleri gençlere anlatmasında bir sakınca görmedim. Gazete köşelerinde yazar-gazeteci kimliğiyle maaş alıp üstüne üstlük eleştirdiğiniz o kavramları piç edenleri görünce Süleyman Özışık'ın pek de haksız olmadığını düşünüyorum. Değerlerimize yoğun saldırının olduğu 5.kol faaliyetlerinin doludizgin at koşturduğu ortamda sizin edebiyat, edebi eser gibi önem verdiğiniz değerlerin, beka kavgasının yaşandığı dönemde pek faydalı olmadığını düşünüyorum. Edebi eser üretmek güzeldir beyne ve kalbe hitap eder, iç dış düşman saldırısına edebiyatla edebi eserle karşılık veremezsiniz.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23