Turistin Kürt’ünden, Muhacirin Arap’ından Kurtulma Yolları

23 Temmuz 2019 Salı

İstanbul sokaklarında değişim rüzgârı” çok hızlı esiyor. Bir taraftan Lozan Antlaşmasının yıl dönümü vesilesiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından şehrin dört bir tarafına, cadde ve meydanlarına kalpaklı Mustafa Kemal resimleri asılıyor. Tam da muhafazakâr “Gazi Paşa Atatürkçülüğü” pazarlamayı meslek edinmiş kıblesiz trollerin istediği gibi. Fötr, melon, silindir veya panama şapka giymiş, papyon takıp frak giymiş, siyah pelerinli laiklik savaşçısı Atatürk modeli değil kalpaklı ve üniformalı “Milli Mücadeleci Gazi Paşa” modeli öne çıkarılıyordu elbette. Herkese göre, her döneme uygun bir Atatürkçülük modeli bulunuyor nasılsa. Lozan’ı da eşi benzeri bulunmaz bir zafer olarak takdim edip karşılığında nelerin haraç mezat elden çıkarıldığını tartışma dışı bırakınca zaten sokaktaki vatandaşın “oh ne güzel hayat” diyesi geliyor.

İstanbul sokaklarındaki değişim rüzgârı” diğer taraftan son derece acıklı ve yüz kızartıcı hikâyeler bırakıyor ardında. Suriyeli muhacirlere yönelik başlatılan nefret kampanyası nihayet en acı meyvelerini vermeye başladı. İstanbul Valiliği, İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla otogar, gar, havalimanı ve tüm ulaşım vasıtalarında sürekli bir biçimde kimlik, pasaport ve yol izin belgesi kontrolü yapmaya başladı. Rusya’ya ait savaş uçaklarının, Esed rejimi ve İran ordularının İdlib’e yönelik yoğun bombardımanlar yaptığı bir vasatta İstanbul’da yaka paça gözaltına alınıp kelepçelenerek otobüslere bindirilen 400 kişilik bir grubun sınır dışı edilmesi sadece İslam kardeşlik hukukunu değil seküler uluslararası hukukun temel ilkelerini de paspas ettiğimizin delilidir. İstanbul sokaklarını, meydanlarını, çarşılarını hatta tekstil ya da sanayi bölgelerini Suriyeli muhacirlerden arındırarak huzura ve refaha ereceğimiz zannediliyor herhalde!

NATO’dan Kaçarken Avrasyacılık Rüzgârına Tutulmak

Diplomatik beyanlara, ticari anlaşmalara ve medyaya bakacak olursak Türkiye’nin Rusya ve İran’la arasından su sızmıyor. Bölgeyi Amerika’nın, Avrupa’nın tasallutundan kurtarmak için Rusya ve İran’la yapılan anlaşmaların düşman çatlattığı, küresel sermaye gruplarına parmak ısırttığı yönünde çok yüksek perdeden serdedilen analizlerle sabit gibi. Ancak ne hikmetse bu iki yakın dost ülkenin Suriye’de giriştiği katliamları bitirmesini değil biraz ara vermesini dahi temin edemiyor Türkiye. Sınıra çekilen yüksek ve kalın duvarlarla övünüyoruz lakin kardeşlerimizin canını, çoluk çocuğunu, iffetini nasıl koruyup kollayacağımızı yüksek sesle tartışmaya hacet bile duymuyoruz artık. Güya PKK-PYD’ye karşı Rusya ve İran’dan teminat almışız. Peki, ne karşılığında? Daha büyük ve daha köklü hatta yıllar boyunca PKK ve daha pek çok sol-sosyalist silahlı örgüte eğitim ve üs imkânı sağlamış Esed rejimine ilişmemek karşılığında. Kafamızı biraz kaldırabilirsek bu stratejinin her geçen gün daha fazlasıyla aleyhimize işlediğini anlayabileceğiz.

Sokaklardan Suriyeli muhacirlerin toplanmasına yönelik görüntüler zihinlere kazınacak, sadece Türkiye’nin kendi tarihi misyonu ve sorumluluğu açısından değil uluslararası hukuk açısından da utandıracak görüntülere, uygulamalara vesile oluyor. AK Parti Hükümeti ahlaken ve hukuken en güçlü olduğu hususta bütün kazanımlarını inkâra kalkışan bir intihar girişimi gibi bir tablo oluşturuyor. Ancak İYİ Parti veya CHP’nin iktidar olduğu bir vasatta icra edilebilecek ırkçı-ayrımcı polisiye dalga hiç anlaşılamayacak bir biçimde AK Parti iktidarında harekete geçiyor. 31 Mart ve 23 Haziran tablosunu oluşturan negatif unsurların başına hangi akıl ve örgüt Suriyeli muhacirleri koydu acaba? 

Merhametsiz Başarı ve Zafer Mümkün mü?

Suriyeli muhacirleri ateş altındaki ülkelerine gönderince dolar ve Euro mu düşecek yoksa borsa ve üretim şaha mı kalkacak? Kadına yönelik şiddet, boşanma, hırsızlık, cinayet, gasp, tecavüz, kumar gibi hastalıklardan mı kurtulacağız yoksa? Eğitim öğretime kalite gelecek, üniversiteli işsizlik sorunu hallolacak, tarım ve hayvancılıkta rakipsiz olacağız, kira fiyatları düşecek, emekli ve memurlara zam gelecek gibi ütopik bir iklim oluşturuldu. Suriyeliler gelmeden önce her şey yolundaydı, huzur ve güvenlik içinde yaşayan bir refah toplumuyduk sanılıyor. İyi ama bu tablo nasıl bu kadar şiddetli bir biçimde terse döndü? 

Suriyeli muhacirler meselesini AK Parti Hükümeti’nin dahi bir an önce kurtulmaya çalıştığı bir kambur algısına dönüştüren sebepleri enine boyuna tartışmanın zamanı çoktan gelip geçiyor. Trabzon Uzungöl’de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden gelen turistlerin maruz kaldığı saldırıyı ve sonrasında meydana çıkan gelişmeleri yerli ve milli diye maskelenen ulusalcı-Kemalist söylemlerden ayrı düşünmemeliyiz. Rus, Alman, Fransız, Güney Koreli veya başka bütün turistlerin rahatça gezip dolaştığı, huzur içinde tatil yapabildiği bir Türkiye’yi kadınıyla çocuğuyla Kürt turistlere dar etmeye çalışan mantık Kemalist linç kültürünün uzantısıdır. Planlı ya da plansız, aynı günlerde Erbil’de Türkiye’nin bir diplomatına karşı PKK tarafından tertiplenen suikastın amacıyla uyumlu bir provokasyon sahnelenmiştir Trabzon Uzungöl’de. 

Türkiye milliyetçi refleks ve söylemlerle sürekli olarak içe kapanan, özgüvenini yitirmiş bir siyasal duruşa doğru evriliyor. Irak ve Suriye’de etkisi tükenen, Filistin sürecinde tümden dışlanan bir görüntü var. Birleşik Arap Emirlikleri gibi basit ve köksüz bir işbirlikçi devletin dahi Mısır ve Libya’ya kadar uzanan etkilerini savuşturamayan siyasal pozisyon gözden geçirilmelidir. Filistin İslami Direnişi’nin tekrar İran’a mecbur ve mahkûm hale düşmesini mümkün kılan zaafların tahlili yapılmalıdır. Payitaht ve Diriliş Ertuğrul gibi dizilerle daha bir kitleselleştirilen, tamamen hamasete dayalı ve tarihsel gerçeklerden kopuk yerli ve milli söylemleri istenmiyor olsa bile sonuçta Ata/Türkçü devlet aklını hortlatıyor. 

Seçim sonuçlarından nasıl bir mesaj alındı ya da bir mesaj alındı mı bilemiyoruz. Ancak önümüzdeki tablo alınan mesajın ve üretilen çözümün tümden yanlış hatta zarar verici nitelikte olduğunu ihsas ediyor. Suriyeli muhacirler konusunda onca kazanımı, güzel örnekliği, ufuk açıcı pratikleri böylesine kolay harcamamalıyız. Siyasetiyle toplumuyla çok geç olmadan aklımızı başımıza devşirmemiz gerekiyor.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • HacıHacı22 gün önce
    Suriyelileri bu kadar çok seven alıp evinde beslesin.
  • YektaYekta23 gün önce
    Sayın Alpay, Suriyelilerin bulunduğu bir yerde bir iki hafta yaşarsanız düşüncelerinizin değişeceğini düşünüyorum.
  • FuadFuad25 gün önce
    Yapılan hataları görmezden gelerek her yapılana doğru, bu adamlar yanlış yapmaz diyerek, feto fanatikliği gibi iktidar fanatikliği yaparsanız hakeza iktidarlar, ben yaptım oldu, benim yaptığım doğru yanlışına düşerse, son seçimlerde görüldüğü üzere bir kısım seçmen sandığa gitmez veya başka denizlere yelken açarsa "Eğer yanlış yaparsam ne yaparsınız" diyen Ömer'e "Seni kılıcımızla düzeltiriz ey Ömer" diyen sahabe gibi olmadığımız müddütce ALLAHIN İNDİRDİĞİYLE hükmetmedikçe bu memleket düzelmez.
  • Vehbi KaraVehbi Kara26 gün önce
    Suriyeli kardeşlerimiz namaz salat ehli kişiler. Sabetay yahuileri sayesinde milli benliğinden koparılmış abdestsiz taharetsiz insanlar değiller. Ne zaman camiye gitsem ya sağımda ya da solumda Suriyeli bir kardeşimi görüyorum. halbuki Türk olduğu halde alnı secdeye gelmeyen çok insan var. Osmanlı-Seçuklu dedelerimiz bu vatanı namazsız kıblesiz kalan bu zavallı nesle bırakıldığını görerek kemikleri sızlıyor. Eşcinseller sokakları doldururken gocunmayan vatandaşlar Suriyeli Muhacirleri görünce küplere biniyor. haa, demek ki İslami hassasiyetlerimiz yok olmuş. Sabetay yahudileri bizleri kendilerine benzetmiş. Yoksa bu kadar aşağılık sözleri duymazdık. Suriyelileri zalim Esed e geri teslim etmek kadar büyük bir vicdansızlığı ancak İsmet İnönü yapar. 1945 te Boraltan köprüsünde yaşanan facia 74 yıl sonra yeniden yaşatılıyor. yazıklar olsun. Kahraman Türk Milletine yakışmayan bu çirkin işler yüzünden hükümeti, İstanbul valiliğini kınıyorum. Sizler Türklüğe Müslümanlığa hizmet etmiyorsunuz. Bizi Müslüman Türkleri göçmenlere yaptığınız eziyetlerden dolayı utandırıyorsunuz, vesselam...
  • KekoKeko26 gün önce
    Reis benim siyasi kariyerime mal olsa bile ensar ruhundan vaz geçmem demedimi
  • Mustafa NailMustafa Nail26 gün önce
    Kapitalizmin hakim olduğu bu dünyada, hayal aleminde yaşamadan öncelikle kendi ülkeniz, kendi vatandaşınız için çalışmanız gerekiyor. Avrupa parasını vererek mültecileri sınırlarından geçirmez iken bize ne oluyor? Güzel ülkemizin yaylaları ve sahilleri dahi Suriye'li sığınmacılarla dolu. Tatili sevmiş gibi görünüyorlar. Ayrıca, bayramlarda ülkesine giden mülteci olur mu? Allah (C.C.) aşkına cevap verin. Bu nedir ya? Bir an evvel tedbirler alınmalı, aksi taktirde torunlarımız bu güruh ile çok hem de çok fazla uğraşmak zorunda kalacak. Aserlik çağındaki Suriyeli erkekleri her yerde görüyoruz. Bizim askerlerimiz şehit olurken bunları görmek bize eziyet olmuyor mu? Evlerinden ya da rahat ofislerinden ahkam kesenlere hava biraz hoş olabilir, ama işsiz Türk'e bunu anlatamazsınız. Ha bir de...Sığınmacıları çok düşünen gruplar için acilen yasa çıkarılmalı. Şöyle ki; isteyenler onları evlerinde ağırlayabilmeli, bütün yükü millete çıkarmamalı. Etimiz ne, budumuz ne ki milyarlarca doları bu kadar kolay harcayabiliyoruz?
  • GolgeAdamGolgeAdam26 gün önce
    2021 bile hayal oluyor ilimli islamcilara az kaldi.Canakkale savasinda olen suriyeliler masalini yemiyor bu millet.
  • yazıYORUMyazıYORUM26 gün önce
    iyi güzel diyosunuzda sayın yazar Suriyeliler gitsin diye bağıran vatandaşlar oy vermediği için Ankara İstanbul kaybedildi, Ak Parti Suriyeli muhacirler konusunda adım atmazsa iktidarıda kaybedecek. Bu milletin %50 den fazlası vicdansız izansız nefret doluysa Erdoğan ne yapsın, adam ancak bu kadar dayanabildi! Birileri illaki şunnu da diyecek "Erdoğan iktidarını kaybetmek pahasına Suriyelilere sahip çıkmalıyı" zaten herkesinde istediği bu değil mi ,Erdpoğan iktidardan insin! Adamlar boşa demiyor aman Türkiyeyele arayı çokta bozmayın Erdoğan sonrasınıda düşünün diye. Yani iki ucu b.klu değnek misali bir durum var ortada. Adamlar düğmeye başalı çok oldu dışardan bastırdılar deviremediler, içerde organize çetelerinide bir bir sahaya sürmeye başladılar. Basınına bakın kemalistinden muhafazakarına ,milliyetcisinden sosyalistine her cephede Erdoğan ve ailesine ve yakın çevresine bombardıman başlattılar, milletin bir kesimide bu zokayı yuttu, zaten CHP-HDP-IYI-SAADET çiler bu karşı tarafa gönüllü asker yazıldılar, mesele ak parti cephesini çözmekti onusa sayıl Dilipak ve avanesi sureti haktan "leştirilerle" çok gözel başarıyorlar. Böyle devam edin, Ak Parti gitsin Erdoğan devrilsin milletçe müstehakımızı buluruz hiç merak etmeyin!
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer26 gün önce
    Ülke..olarak..provokasyona..gelmemiz..isteniyor..Gençler..bilmezler..onlara..eski..olayları..anlatmak..gerekiyor.Siyonist..odaklar..boş..durmuyorlar..Oyuna..gelmeyelim..
  • MardinliMardinli26 gün önce
    Sayın kenan dilinize sağlık Allah cc razı olsun.Çok mükemmel bir yazı Allah cc şöyle buyurur innemelmuminine ihvetun müminler kardeştir türkiye suriyeden kaçan muhacirlere kucak açtı güzel davranış islami insanıdır.Ama son zamanda hükümet dahi başta içişleri bakanı suriyeliler den nefret duymaya başladı.Halbuki insanlık böyle değil iyilik sonuna kadar olması gerekir hükümet bu konuda küfür güçlerin oyununa gelmektedir .Bu konuda hükümet hata yapıyor suçu belediyeye yıkmasın bugün hükümet aynı hükümettir ne oldu hükümet bu kadar nefret ediliyor suriyeliler den oyuna gelmeyin önünüze bakın bu mazlum insanlara zulüm etmeyin.İnsan olma hasabiyle her insan hata edebilir bunlarda hata eden sınır dışı edin buna itiraz eden yoktur.Ama hepsi aynı muameleye tutmak insafsizliktir ey hükümet yetkilileri bu konuda küfür güçlerin oyununa gelmeyin devlet için millet için daha iyidir.Ayrıca bir konu daha gündeme getirdiniz bana göre çok önemli bir konu türkiye milliyetçilik yüzünden hem maddi hem manevî çok zarar gördü bu zararı görmeye devam ediyor.Bu kadar zarara rağmen pkk bitmedi ve gidişle bitmeye niyeti yoktur.Çünkü bu mesele iki taraflıdır ilk görev hükümete düşer milliyetçilik yapmayacak bütün halkına kucak açacak.AMA SEN MİLLETİNLE OVUNECEKSİN SONRA KURTLERE DİYECEKSİN KURTCULUK YAPMA İLK ONCE BU MİLLİYETCİLİKTEN VAZ GEC KARSİNDEKİDE VAZ GECECEK YOKSA BU HAL BOYLE DEVAM EDECEK
  • Akif Akif 26 gün önce
    hocam, birleştirici, kucaklayıco ,olmaz isek,son yaşanan gerekçeler bizi böler, bizi emperyalizmin istediğiistikamete götürür, ,,bu da yolun sonuolur, ,
  • Ya hepsi gider ya hic biri gitmezYa hepsi gider ya hic biri gitmez27 gün önce
    Sayet Suriyeliler gonderilecekse= 80'de iran'dan gelenlerin 2 milyonu hala Turkiyede yasiyor onlarda gi-de-cek! 85-88'de Bulgardan gelen 5 milyonda gi-de-cek! 90'da Saddam'dan kacip gelen 700 bin Irakli Kurdler de gi-de-cek! Daha zirlarlarsa= Girit'den, Bati Trakya'dan gelenleri de go-de-ri-riz! Bu da boyle biline! Bin-yil once Selcuklu beyleriyle gelmisiz ve bu devletin sahibi biziz! Anadolu'da soyunu-seceresini 300 yildan eskiye tasiyamayan herkes gocmendir ve onlarin, su gitsin, bu kalsin deme haklari kesinlikle yoktur!
  • Turk: MuslumanTurk: Musluman27 gün önce
    Lozan'da elden cikarilan hayat memat: Kendi oz kimligimiz imis. cephede yendigimiz gavurun anlasma masasinda kiyafetetini, hukuk/kanun/yasasini, yasam tarzini, kulturunu almisiz. 1000-bin yillik Turk-islam medeniyetini, yani kendi oz kimligimizi-atamizi-gecmisimizi inkar etmisiz. Dandanakan'dan Malazgirt'e, Kosova, Tuna boylarindan Viyana Canakkale Dumlupinar'a kadar Turk ve de Musluman olarak yasayabilmek icin can verip, can alip savasmamis miydik? Bin yillik tarihimizi, medeniyetimizi, kulturumuzu, dedemizi, babamizi kendimizi inkar edip, tarihimizi 1919'da baslatanlarin gecmileri, atalari kimdir? Kibris, Afrin'de nicin can verdik? Musluman ve de Turk olarak yasabilmek icin degil mi? Dandanakan zaferinden gunumuze, Turk demek Musluman demek oldugu butun dunyada bilinirken, Turkle islami ayirmak kimlerin zehiri/planiydi? 1402'de imha olmus bir devlet iken, sadece 50-yil sonra 1453'de nasil cag acip cag kapatabildik? 40 yildir bir teror orgutuyle NEDEN bas edemiyoruz? ilkinde islam adina, ikicisinde IRK adina savastigimizdan degil mi?

Günün Özeti