• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Kenan Alpay
Kenan Alpay
TÜM YAZILARI

Tarihi tekerrür etmeye mecbur kılan kronik zaaflar

28 Eylül 2021


Kenan Alpay İletişim: [email protected]

Türkiye’de de benzer tuhaflıklar hiç eksik olmuyor maalesef. Yükselen döviz kuru ve altın fiyatları enflasyon ve işsizlikle birleşince hayat pahalılığından azade hiçbir alan kalmadı. Evet, Türkiye ihracat rakamlarında ve büyüme oranlarında yeni rekorlara imza atıyor, enerji açığını giderecek ölçüde yeni ve büyük rezervler keşfedip yatırım alanları oluşturuyor, silah sanayiinden iletişim teknolojisine değin parmak ısırtan sıçramalara imza atıyor. Lakin bütün bunlara rağmen çarşı pazarda yaşanan pahalılık geniş kitlelerin belini büküyor. Ne gazete manşetlerini süsleyen müjdeli haberler ne de TÜİK verileri hayatı kolaylaştırmaya, geçimi rahatlatmaya yetiyor maalesef. Millet İttifakı’nı oluşturan Hükümetin, CHP ve İYİ Parti’nin ülkeyi yoklukla, maliyeyi iflasla, halkı açlık sınırında yaşamakla özdeşleştiren ve zaman zaman mizansenlerle desteklenen aşırı provokatif söylemlerini bir kenara bırakıp hayat pahalılığı, geçim zorluğu, yüksek enflasyon ve artan işsizlik olgusuyla objektif olarak önce yüzleşmek ve sonra da hesaplaşıp halletmek gibi acil bir görevi var. 

En Etkili Muhalefet Çarşı Pazarda 

Türkiye’nin artan zenginliği, kavuştuğu imkân ve konfor inkâr edilemez elbette. Ancak zenginlik artışı, yükselen ve yaygınlaşan imkân ve konforlara ait bazı göstergeleri kitlelerin gözüne sokarak piyasada yaşanan daralma ve sıkıntıları kronik muhalefet, ajitasyon veya algı operasyonu şeklinde niteleyerek mahkum etmek ters tepecektir. Şimdi önümüzde duran tablo sanki birkaç yıl önce yaşadığımız tuhaf şaşkınlığın tekerrürüne yine bazı dair acayip işaretler veriyor. “Fahiş fiyatlar” hangi siyasal veya kültürel çevreye mensup olursa olsun toplumun dengesini bozuyor, ağzının tadını kaçırıyor. Son dönemde Hükümete karşı en etkili muhalefet pazar ve marketlerde sürekli yukarıya doğru seyreden fiyat etiketlerinden yükseliyor. Fahiş fiyatla mücadele etmek, etiketlere fahiş fiyat yazanlara karşı etkili bir biçimde müdahale etmek icap ediyor. İyi ama bu mücadele öncelikli muhatap kim ve nasıl bir yol takip edilsin ki geçim kolaylaşsın, alan da satan da memnun kalsın? 

Bu süreçte fahiş fiyat meselesinin sorumlularını tarif ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği beyanlar oldukça dikkat çekiciydi. New York’taki temasları sırasında gazetecilere konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan “beş zincir market piyasayı altüst ediyor” mealinde bir beyanat verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre mezkûr “beş market ürünleri toplarken de piyasaya sürerken de daha adil davranırsa” sıkıntıları gidermek mümkün olacaktı. Aksi durumda “Ticaret Bakanlığı gerekli operasyonları yapacak”tı. Bu hemen işaretin ardından Rekabet Kurulu tarafından zincir marketlerden sözlü savunma istendiği kamuoyuna ilan edildi. 

Yöneticilerimiz Uyuyor mu?

Haksız rekabetini tekelleşmenin, ihtikârın önüne geçmek kanunen ve ahlaken hükümetin vazifesi elbette. Zincir marketleri avukatları ve PR şirketleri savunsun. Ama her şey gözlerimizin önünde oldu; küçük esnafı ezen, haksız rekabet şartlarını oluşturan, mahalle ve sokak aralarına kadar, en küçük ilçelere hatta varoş mahallelere değin zincir marketler AVM’ler uzanırken “yöneticilerimiz uyuyor muydu?” Piyasayı düzenleyen ticaret kanunlarını güncellemek, hem üretici-tüketici dengesini kurarak rekabet şartlarını geliştirmek hem de siyaset ve toplumu olası manipülasyonlara karşı güvence altına almak neden siyaset ve bürokrasinin gündemine girmedi?

İşin diğer boyutuysa şu: Dönem dönem bazı mallar üzerinde spekülasyon yapıldığı, küresel güçlerin bir dizi kumpaslar tertiplediği yönünde savunma mekanizmaları devreye sokuluyor. O vakitler yalap-şap üretilen bir çözüm yoluna “yerli ve milli” denilince adeta akan sular dursun isteniyor ama ne mümkün! Klişe söylem ve davranışlarla badireler atlatılmak isteniyor ama “pansuman tedavi” çoğu kez yaraları derinleştirmekten başka bir işe yaramıyor. “Milli birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz günler” sık sık kendisini hissettiriyor hatta hiç bitmeyecekmiş gibi dayatıyor. Akaryakıtta dışa bağımlılık halen sürüyor ve cari açığın en büyük kalemini petrol, doğalgaz ve elektrik ithalatı oluşturuyor. Üstelik enerji ürünleri başta olmak üzere hemen her ürünün üzerine bindirilen ağır vergilerin devlet ve bürokrasi kademelerinde israf ve gösteriş şeklinde harcanıyor oluşu toplumun canını daha bir sıkıyor. Hem “dünya beşten büyüktür” demeyi hem de “Türkiye beş marketten büyüktür” demeyi sürdüreceğiz. Ancak daha adil ve müşfik bir dünya talebimizi daha adil ve müşfik bir Türkiye pratiğiyle dünyanın en ücra köşelerine, en mahrum halklara ulaştırabiliriz. 

Hali hazırda market ve pazarda ciddi hatta yıkıcı bir rekabet sürüyor. Ancak rekabeti zorlaştıran asli unsurlar arasında devletin vergi sistemi, hükümetin üretim ve tüketime dair tanzim ettiği politikalar belirleyici oluyor. Tanzim demişken umarız sokak ve meydanlara kurulan yeniden tanzim satış mağazaları üzerinden çözüm üretileceğine ilişkin mantıksız ve faydası bir iklim inşa edilmeye kalkışılmaz. Toplum yaşadıklarını, şahit olduklarını, talep ve eleştirilerini çok sistematik ve akademik olarak telaffuz edemese de siyaset, bürokrasi ve medyadan sadır olan söylemleri eskiden bu yana hakikat değirmeninde öğütecek feraset ve basirete yeterince sahiptir. Doktoralı iletişim uzmanları, Paris-Londra görmüş PR şirketleri ne derse desin “Kur’an Şairi” merhum Mehmet Akif Safahat’ında avama da havasa da izlenecek rotayı en edebi ve hikmetli benzetmelerle şöyle çizmiş:

Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

“Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Osman ahi

Hz. Ömer adaleti ile kapitalist adalet uyuşmuyor. Neden görülmüyor... Tarihte hükümetleri mutfak yangınları yıktı... İbret alalım...
  • Yanıtla

Ömer

Rahmetli özalı da yıkan enflasyon ve döviz olmadı mı ? Neden blr denge kurulamıyor . Döviz arttımı herşey artıyor bunu ilkokul çocuğu bile biliyor . Tekelleşme bu çok tehlikeli . Bizim bakanlar yok mu ? Her şeyi Erdoğan’dan bekliyorlar olmaz ki . Üretim artmalı . İhracat çok üretmekle olur . Japon örneği . Yok olmuyor . Döviz artıyor fiyatlar artıyor enflasyon artıyor . Eksilen milletin cebi oluyor . Blr lira artan döviz ve faiz bile zararı çok iken yüzde yirmi faiz ( ben düz dedim ) ne demektir. Cevabı piyasa veriyor .
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23