Suriye’yi Yıkıp Filistin’i Kurtarma Planı

31 Mayıs 2019 Cuma

İdlib’den gelen bütün haber ve görüntülerden kan damlıyor hatta kanlı cesetler fışkırıyor. Ne var ki mübarek Ramazan ayında dahi hız kesmeyen bu modern barbarlık değiştirilmesi hiç mümkün olmayan bir kader gibi benimsenmiş adeta. Hastane, okul, mescid, fırın gibi mekânlar öncelikli hedef listesinde olduğu için bu gibi yerlerden hassaten uzak duruluyor. Çoluk çocuğuyla beraber bir zeytin ağacının gölgeliğine sığınan yüz binlerce mazlum insan bütün tehdit ve saldırılar karşısında dahi teslim olmayarak tarihe önemli kayıtlar düşüyorlar.

Astana ve Soçi’de Rusya ve İran’la varılan mutabakata göre Esed rejiminin hâkimiyetinde olmayan tek bölge olan İdlib ve geniş kırsalı “Gerginliği Azaltma Bölgesi” şeklinde tanımlandı. TSK’nın konuşlandığı 12 ayrı gözlem noktası Esed rejimi bölgesinden yapılacak saldırılara karşı bir nevi bölge halkı için koruma kalkanı oluşturuyordu. Ne var ki; güya bütün takati bitip tükenmiş Esed rejimi bölgeye saldırıyor söylentileri arasında aslında ve açıkça Rusya ve İran tarafından İdlib’e yönelik son derece ağır bombardımanlar yapılıyor. Rusya ve İran görünüşte Türkiye ile mutabakatlar imzalamış, bölgede daha fazla kan akmasının önüne geçmek üzere yakınlaşmış bölgedeki dost ve müttefik devletler gibi tanımlanıyor. Ancak bir kez daha teyid olmuştur ki; ne Rusya ne de İran’la dost olunur, ittifak edilir.

Sloganları İsrail’i, Silahları Suriye Halkını Hedefliyor

Bugün Ramazan ayının son Cuma’sı vesilesiyle İran’ın çağrısına icabet edecek bazı gruplar “Özgür Kudüs ve Vahdet” etkinlikleri adı altında bazı çirkin tiyatrolar tertipleyecek maalesef. İran’ın Kudüs Ordusu, Irak ve Suriye’de oluk oluk kan dökerken hiçbir utanma emaresi göstermeden atılan slogan ve oynanan müsamerelerin içeriği Filistin’le, Kudüs’le, Mescid-i Aksa’yla dolup taşacak. Amerika ve İsrail’in nasıl büyük ve tehlikeli şeytanlar olduğundan başlayacak nutuklar ve İran’ın Rusya ve Esed’le beraber emperyalizme karşı nasıl bir direniş cephesi örgütlediğine dair klişe propagandalarla sürecek. 

Kudüs Günü’ etkinliklerinde Halep’te, Şam’da, Hama’da, Deraa’da döktükleri kanları, aldıkları canları, harabeye çevirdikleri şehirleri konuşacak değiller elbette. Bağdat’ı, Basra’yı, Musul’u, bir baştan diğerine Irak’ı bir yandan yıkarken diğer yandan nasıl da yağmalamaya giriştiklerine dair hiçbir detay vermeyecekler tabii ki. Bütün slogan, pankart ve konuşmalar hiç şüphesiz geçmişten bugüne İsrail ve Amerika’ya bir türlü doğrultulamayan silahların gücüne, askerlerin kahramanlığına endekslenecek. Uzun menzilli füzelerle, nükleer silah çalışmalarıyla, özel eğitimli ordularıyla emperyalist Amerika’ya, Siyonist İsrail’e nasıl korku salındığına dair kahramanlık hikâyeleri dolaşıma sokulacak yine.

Peki, İran’ın İslam ümmeti içerisinde itibar kazanması, dost edinmesi mümkün olacak mı? İyi de İran hiçbir dönem itibar ve dost peşinde olmadı ki. Yaşanan tecrübelere bakarak rahatlıkla ifade edebiliriz ki; İran toplumlara korku salarak saygınlık, adam ve örgütler satın alarak nüfuz casusları edinmekten başka bir gaye peşinde olmadı zaten. Amerika ve İran arasında bir süredir Basra Körfezi’nde tekrar hararetlenen “ağız dalaşı” kimseyi aldatmasın. 

Suriye’yi Yıkabilir Ama Suriye’de Tutunamaz

İran’ın Irak ve Suriye’de, Yemen ve Afganistan’da sergilediği askeri pozisyondan en az Rusya kadar Amerika’da memnuniyet duyuyor. İran bölge ve şartlara göre bazen Rusya’yla bazen de Amerika’yla “katliam kardeşliği” yapmaktan imtina etmiyor. Bu sebeple örgüt olarak PKK-PYD’nin, askeri darbe yönetimi olarak Abdulfettah Sisi Cuntası’nın, Halife Hafter çetesinin oynak ve oportünist tutumuna benzer bir biçimde rahatlıkla hem Rusya hem de Amerika işbirliğine açık pozisyonlar alıyor.

Suriye’yi baştan sona yıkıp kana boğmak üzere Rusya ve Esed rejimiyle ne kadar işbirliği yaparsa yapsın İran’ın bu bölgede değil itibar ve sevgi kazanma uzun süreli olarak tutunmasına bile imkân yoktur. Rusya’nın ileri karakolu gibi hareket etse de Esed rejimi hesabına Suriye’ye on binlerce askerden müteşekkil tam donanımlı garnizonlar kursa da İran bölgede bir işgal ve katliam rejiminden başkaca bir anlam ihtiva etmez, edemez. İran kan döker, can alır, yıkıma uğratır ama doğru düzgün istikrarlı bir düzen kuramaz asla; çünkü kendi sınırları dışındaki varlık biçimi Amerika ve Rusya’dan, İsrail’den çok farklı araçlara dayanmıyor.

Çaresizce İdlib’e sıkışan, ağır bombardımanların sağanağına, yokluk ve yoksulluğa karşı onurlu bir hayat mücadelesi veren Suriyeli Müslümanların hep böyle kalacağı, kaderlerinin değişmeyeceği sanılmasın. Suriye halkı çoluk çocuğuyla birlikte sürülüyor ve öldürülüyor ancak şeref ve haysiyetleri için savaşmaktan da asla ödün vermiyorlar. Suriye’nin Müslüman halkına karşı açılmış çok boyutlu, çok barbar ve çok kirli bir savaş sürüyor. Ancak barbarların tırmandırdığı bu kirli savaş ne sürdürülebilir ne de kazanılabilir vasıfları haizdir.

Allah-u Teâla ve Resulü Muhammed Mustafa’ya (a.s.) inanan bizlerin üzerine düşen görevler bellidir ve ertelenemez. Suriye halkının direnişini Amerika’ya, Rusya’ya olduğu gibi İran’a karşı da desteklemek, sahiplenmek ve zaferi için bütün imkânları seferber etmektir. Hem mazlum hem de mücahit oldukları için Suriye direnişini desteklemek hem fasık hem de katil oldukları için İran’ın işgal siyasetine karşı çıkmak zorundayız. Suriye direnişinin ayakta tutulması Türkiye’nin de İslam dünyasının da geleceğini aydınlatmak, ümitlerini büyütmektir. Suriye ve Irak halkına yönelik işgal ve katliam siyaseti yürüten İran’ın Amerika ve İsrail düşmanlığı ahlaksızca tertiplenen bir mizansenden ibarettir. Açıktır ki, Suriye ve Irak’ı yıkarak Filistin’e özgürlük getirme mizansenine az da olsa Türkiye’de de müşteri çıkmakla birlikte İran ve dostlarının ne bu dünyada ne de ahirette en küçük bir itibarları olabilir. Her kim zalimlere meylederse ateş ehli olmaktan kurtulamayacaktır çünkü.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • GökmenGökmen1 ay önce
    Allah Teala sizden razı olsun Allah Teala en kısa zamanda bu zulümleri sonlandırsın amiiinnn.
  • HalimHalim1 ay önce
    Bu coğrafyada yalnızız. Bizden başka kimsemiz olmadığı gerçeğiyle hareket etmeliyiz. Zannediyorum ki devlet erkanı da bunun farkında ancak herşey heryerde söylenmez
  • AliAli1 ay önce
    Kõşe yazisi değil MAKALE okudum nefis şık bir yaziydi. Dis islerindekiler de okumali.
  • nafiz gunsaynafiz gunsay1 ay önce
    yuregine saglik harika bir yazi
  • nafiz gunsaynafiz gunsay1 ay önce
    Işte böyle ümmet şuurunu pekiştirecek şeyler yaz irkciliga tavir al tabiki amaTürk kavramini dile gerirmenin yüzbinlerce dilde ve yürekte irkciligi asabildiginidegöz önünde tutiktidarı da elestir zaten cok hatalari var ama bu adamkarar gazetesine nedeyakisir duygusu oluşmasın icimizde
  • ORHAN İNANORHAN İNAN1 ay önce
    HAY ALLAH RAZI OLSUN.NE GÜZEL YAZMIŞSINIZ.DOSTA DOST DÜŞMANA DÜŞMAN DİYEBİLMEN ÇOK ZOR OLDUĞU BU DÖNEMDE AÇIK ANLAŞILIR VE NET BİR TESPİT YAPMIŞSINIZ.RİYAKAR İRAN'IN YAYILMACI POLİTİKALARINI DEŞİFRE ETMİŞSİNİZ.ABD ONLARI LAF OYUNLARI İLE DESTEKLİYOR VEİRAN'IN İSLAM ÜLKELERİNDE SUNNİ KATLİAMI YAPMASINI KOLAYLAŞTIRIYOR.BİZİM BAZI AKLI EVVEL POLİTİKACILAR DA " ABD YE KARŞI İRAN A DESTEK OLMALIYIZ" DİYE NARALAR ATIYORLAR.HER YERE SALDIRAN ABD BU GÜNE KADAR EN ÖNEMLİ DÜŞMAN OLARAK İLAN ETTİĞİ İRAN A NİÇİN EN UFAK BİR SALDIRIDA BULUNMAMIŞ ,BUNU HİÇ DÜŞÜNMÜYORLAR. YARADAN RABBİM AYNI ZAMANDA GÖZETİYOR DA...
  • CobraCobra1 ay önce
    Unutmayın İran kâfir den beterdir yavudileri hırıstiyanları dost edinmeyi diyor ALLAH CC onlar bir birinin dosttudur aynı şekilde. İran'dağil İran Haçlı siyonist uşağı dır
  • VeysiVeysi1 ay önce
    Kenan abi devletimiz uyuyor.iranlılar her gün vatandaşlık alıyormuş memlekette.iran muhipleri artık aleni biçimde hz. Peygamberin eşlerine sahabelere hakaret edebiliyor bu memlekette. Ve bizim diyanet yeşilay ve kızılayla uğraşıyor. Örümcek ağı gibi yayılıyorlar. Ve anlamadığım iranın türkiye düşmanlığı bu kadar aşikar iken iktidarın iran savunusunu anlamak mümkün değil. Tehlike büyük. Unutulmasın şeytan iranla pazarlığa otursa şeytan kaybeder. Naçizane görüşüm rafiziler düştümü bir tekmede biz vurmalıyız.
  • EvrenozEvrenoz1 ay önce
    İran konusundaki görüşunuze katılıyorum. Halep katliamı sonrası Tahran'da kutlama yapıp helva dağıtan ahlaksızların ne muslumanligina ne de insanlığına inanılır. Evet İsrail ile dusmanmış havası da sırf aşağılık hedeflerine ulaşmak için bir mizansen ve araç. Suriye'de ne katil İran ne canı Rusya kalıcı olamayacak.

Günün Özeti