Steril Plajlar, Çağdaş Sokaklar Kampanyasının Son Hedefi

14 Haziran 2019 Cuma

Türkiye açısından temel sıkıntı bazı partilerin ve örgütlerin doğrudan doğruya Esedçi/Baasçı çizgide faaliyet yürütüyor olmasıdır. Bu durum şaşırtıcı değil esasen. Çünkü Türkiye’de askeri cuntalara bitişik nizam siyaset yapmış, yıllar boyunca gözünü halka ve sandığa değil TSK’nın muhtıra ve brifinglerine çevirmiş Kemalist parti ve örgütlerin Suriye’deki Baas cuntasıyla dayanışmaktan başka bir seçenekleri yoktu. Katil bir rejimi canla başla savunmak, Rusya ve İran’ın Suriye’de katliamlar tertiplemesine destek çıkmak ve nihayet Suriyeli muhacirleri Türkiye’den kovalamak için fırsatlar kollamak. CHP ve HDP’nin bu utanç verici misyonunu son iki yıldır İYİ Parti de sahiplenmiş hatta daha ileri noktalara kadar taşımıştır.

Zabıta, Şebbiha Misyonunu Reddetmelidir

31 Mart seçim sonuçlarıyla Bolu’da Belediye Başkanı seçilen Tanju Özcan’ın start verdiği “Suriyelilere ekmek yok” kampanyası Bursa-Mudanya ve Antalya-Gazipaşa’daki belediye başkanları tarafından “Suriyelilerin denize girme hakkı yok” kampanyası ilave edilmiş durumda. Ancak Gazipaşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz’ın hakkını teslim edelim ve asla Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz’ın ırkçı-faşist karakteriyle bir tutmayalım. Çünkü Mudanya Belediye Başkanı Türkyılmaz, “kanunen yetki alanında olmadığı”nı da itiraf ederek bir dizi yalanlar eşliğinde “zabıta nöbette Suriyeliler giremiyor” haberini paylaşarak bir skandala imza attı. Mudanya Belediye Başkanı Suriyelilerin sahil şeridinde bulunmasını ve denize girmesini” yasaklama kararını deklare ederken elbette bir dizi ajitasyona girişiyordu: “Bizim çocuklarımız şehit olurken, analarımız ağlarken, ekonomimiz kötüye giderken onların zevki sefa içinde yaşamaları ve bizim insanımızı rahatsız etmelerine tahammül edemeyiz.

Aynı günlerde Antalya-Gazipaşa Belediye Meclisi’nde de CHP ve İYİ Partili üyelerin teklifiyle Gazipaşa’daki plajlara Suriyelilerin alınmaması yönünde bir karar alındı. Teklife çekimser oy kullanan Başkan Yılmaz insan haklarının dikkate alınması, ilçeye gelen kişilerin vatandaşlık durumuna bakılmaması, etnik veya mezhebi açıdan hiçbir ayrıma tabi tutulmaması yönünde görüş beyan etti. Ayrıca rahatsızlık veren kimsenin yerli mi yabancı mı olduğuna bakılmaksızın işlem yapılmasının görevleri olduğunu da sözlerine ekleyerek kararı veto ederek Meclis’e iade etti. 

Suriyeli muhacirlere plaj yasağı meselesinde yükselen tepkiler ve Gazipaşa Belediye Başkan Yılmaz’ın tutumu Mudanya Belediye Başkanı Türkyılmaz’a da geri adım attırdı elbette. Türkyılmaz bir anda hukuk aşkıyla yanıp tutuşan, ayrımcılık ve ötekileştirme siyasetinden nefret eden, kapıları herkese açık ve son derece misafirperver, Mudanya’yı kardeşlik ve özgürlük kenti yapmak için savaşan bir şövalye rolüne bürünüverdi. Ancak Bolu, Mudanya ve Gazipaşa kara bir lekeyi, çirkin bir teamüle ev sahipliği yapmayı maalesef bu siyasi çizgi eliyle gündeme taşımış oldu.

Dün Mürtecilere, Bugün Suriyelilere

Türkiye’de özelde plajlar genelde sahiller ilk defa Suriyeliler için yasaklanmadı. Uzun paçalı donlarla, kısa boylu fakat uzun kıllı gecekonduluların Florya ve Caddebostan’da plajları nasıl istila ettiğine ilişkin haberlerin tarihi 1930’lardan 10 sene öncesine kadar gelir. Varoşlardan gelen adamların yüzmeyi bilemediği için denizde oynaştığı vakitte türbanlı karılarının bir taraftan mangal yelleyip diğer taraftan salıncakta bebe salladığına dair aşağılayıcı anlatımlar, karikatürler, diziler ve filmler başkalarını değil bizi anlatıyordu. Şimdi bize diş geçirmeyen ırkçı-ayrımcı Kemalist ideoloji ve sınıflar Suriyelilere karşı oluşturdukları nefret ve düşmanlığa toplumu da ortak etmeye girişiyor.

Üniversite kapılarında kılık kıyafet yasağı uygulayan Gestapo Şefi kılığındaki rektörlerin, dekanların, akademisyenlerin halka kan kusturduğu ülke de mi faşizm olmazmış? Sürekli aşağılanan, alay konusu yapılan, radyo ve televizyona asla yer verilemeyen arabesk müziğin sadece Gülhane Parkı’nda yer bulabildiği günler çok mu uzakta kaldı sanılıyor? Binlerce kez klonlanmış Suna Kan, İdil Biret, Leyla Gencer, Hikmet Şimşek hayaliyle çıkılan yol işte bu durumda.

Bursa-Gemlik’ten geçerken biraz yukarı doğru tırmanıp Celal Bayar’ın mezarı ve müzesinin de bulunduğu Umurbey Köyü’nü ziyaret etmekte fayda var. Müzede, Bayar’a ait çok sayıda güzel ve anlamlı eser sergilenirken bir de 1950’li yıllarda Bayar’ın ricasıyla bir hanımın çıkarıp sergilenmesi için müzeye bağışladığı kara-çarşafı-feracesi göze çarpar. Çarşafsız-feracesiz Umurbey ve Türkiye hayalini yerine gözlemek büyük ibretler veriyor. “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyası şöyle böyle değil bu ülke insanlarına ana dillerini yasakladı. Çağdaşlık adına, ulusa kimlik inşası adına Türkçe’den başka ana dilleri konuşmayı cezalandırdı. Çağdaş dil, çağdaş kıyafet deyip ‘ordu evleri’nin kapısında dahi hacı amcaların, muhterem teyzeleri sakallarına, örtülerine ceberutça yasaklar koyulurken tabii ki faşizmden ilham almamışlardı!? Örnekleri çoğaltmak mümkün ancak gerekli değil. 

İktidar sınıflarının göz ve kulak zevkleri için, çağdaş ve laik toplum kriterleri için sadece plajlardan değil okullardan, devlet dairelerinden, hastane koridorlarından dahi kovalanmış bir halkın aynı muameleyi Suriyeli muhacir kardeşlerine reva görmeleri mümkün mü? Şebbiha zulmünden, Rusya ve İran katliamlarından, Amerika ve PKK saldırılarından kaçıp kurtulmuş Suriyeli muhacirlerin karşısına zabıtaları dikmek hangi akıl ve vicdanın işi olabilir? Bu söylemlerin artması yarın öbür gün Almanya’daki Neo-Nazi örgütlerinin Türklere ait apartmanları kundaklaması, saldırı ve cinayetler organize etmesi gibi bir takım şiddet dalgalarına sebebiyet verirse ne olacak? 

Kimse hayal kurmasın, gereksiz yere öfkelenip depresyona girmesin: Suriyeli muhacirler ne kadar isteseler de Avrupa’ya geçemeyecekler çünkü denizleri aşamadıkları için cesetleri şu ya da bu sahile vuruyor. Suriye’ye de dönemeyecekler çünkü Esed-Rusya ve İran kampı da Amerika-Avrupa ve PKK kampı da hız kesmeden yıkıma, katliama, tehcire devam ediyorlar. Eğer Esed rejimi yıkılmaz ve PKK garnizon devleti engellenemez ise makul ve mecburi çözüm içeride ve hep birlikte olacak. Balkanlardan gelen Boşnak, Arnavut, Pomak, Tatar, Makedon kardeşlerimiz gibi veya Kafkaslardan gelen Çerkes, Abhaz, Azeri, Gürcü, Kabartay, Özbek kardeşlerimiz gibi zaman içinde onlarda bu topluma entegre olacaklar. Sabırla hukuki ve ahlaki zemini güçlendirmekte fayda var; toplum için de böyle devlet için de böyle bu mesele. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • MehmetMehmet1 ay önce
    İşte böyle Müslümanlara böylesine sahip çıkan hükümete medya üzerinden değil de kapsamlı bir dosya ile elestirilerimizi ulastirmaliyiz.Değerli yazardan beklentimiz budur.Mesele müslümanların birliği dir. Akparti zayiflarsa bir de ardından müslümanlar Türkiye'de tek başına iktidar olmazsa o zaman tüm dünya müslümanları kaybeder. Sayın yazarımızın bu konuyu derinlemesine düşünmesini tavsiye ederim.
  • sema emine aydınellisema emine aydınelli1 ay önce
    Sayın, Veysi adlı yorumcu, sizi kutluyorum, olayı çok güzel toparlayıp, çok güzel ifade etmişsiniz, bir kelime ekleyemedim.
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    Kaleminize..sağlık..Şimdiki..Sevgili..Cumhurbaşkanımızın..çocukluğunda..simit..sattığını..bir..düşünelim..ve..suriyeli..mazlum..sığınmacılardan..30-40..sene..sonra..Bu..Ülkeye..ya..da..suriye..veyahut..Avrupa..ülkelerinde..bakan..başbakan..Vali..General..Belidiye..Başkanı..çıkmıyacağını..kim..söyleyebilir..ALMA..MAZLUMUN..AHINI..demiş..Atalarımız..yüce..dinimiz..ise..Muhacire..yardımı..öğütler..Benim..Vergilerimden..Suriyeli..sığınmacılara..daha..fazla..yardım..yapılsın..Helali..hoş..olsun..selamlar.
  • UmutUmut1 ay önce
    Yani sayin yazar özetle miletcek yaprağı yedik diyorsunuz
  • Böyle başa böyle tarak Böyle başa böyle tarak 1 ay önce
    Hiç kimse insanları toplumları oraya giremez burada oturamaz diyerek kara faşistlik yapmasın öyleyse batıda bulunan 4 milyon Türkede yapılan faşistçe takınılan tavırları ELEŞTİRMEYDCEKSİN nerede olursa olsun kim yaparsa yapsın kahrolsun faşist ırkçı zihniyet
  • AhmetAhmet1 ay önce
    Bu ne Suriyeli seviciliğidir arkadaş anlamış değilim
  • selmanselman1 ay önce
    Suriyelilerin plajda rahatsız ettiği kadınlar, kızlar genelde CHP'li olduğu için bu durum AKP'lilerin içten içe hoşuna gidiyor. Laik kesimin huzuru kaçınca mutlu oluyorlar. Yoksa Suriyelileri çok sevdiklerini düşünmüyorum. Reisleri yarın "yetti artık" dese ellerine birer pala alıp sokağa inerler.
  • yasaryasar1 ay önce
    sen neyin peşindesin hassiktir derdim ama demiyorum. Kendi vatandaşına değer vermiyorsun suriyelilere veriyorsunTürkiye zengin ülke mi bu kadar mülteciyi aldı barındırıyor her yere bulaştılar hele plajlarda röntgencilik yapıyorlar
  • ayşe gülayşe gül1 ay önce
    bu arada şunu da söyliyeyim benülkemde türkçe hariç bütün yabancı dil de tabelaya karşıyım.bazen avrupada mıyız biz diyorum. bu ne kompleks? insan dilinden utanır mı?kürtçe de ülkemin dili tabi bunu da unutmayalım.
  • ahmetahmet1 ay önce
    bu ülkenin gelişmiş beyin takımına ihtiyacı var ÇAPULSUZA DEĞİL. Bayramda ülkesine gidip tatile buraya dönemez.
  • ayşe gülayşe gül1 ay önce
    yanlış düşünüyorsun. memleketimin en merkezi yeri arapça tabela ile dolu. içim acıyor. misafirliğe ve yardıma evet ama bir süre sonra gitsinler. kaynaşamayız çok değişikler çünkü. bakın iler de chp bu konuda seçim kozu olarak üstüne giderse inanın halk oy verir. bu dediğim 10 sene sonra olur kanımca. her gördüğüm suriyeli çiftin önün de bebek arabası. onların nüfusunu ülkemiz kaldırmaz. steril yerde oturup da ahkam kesmeyin. yakınlarımşahsen şikayetçi mahllesinde olanlardan.
  • VeysiVeysi1 ay önce
    Maalesef devletin öngörüsüz basiretsiz ve pısırık politikaları sayesinde bu duruma gelindi.Kafir iran devletinin binde biri bedel göze alınabilseydi suriye çoktan düşmüştü. Hep amerikanın ağzına bakılıp hareket edildi. Günün sonunda muhalefetin rengi islamileştiğinde amerika ve suudi Türkiyeyi yalnız bıraktı. Türkiye baştan iran gibi proaktif bir tutumtakınmalıydı.Bunca general subay ve asker yiyip içip zıbarmak içinmi maaş alıyor bu memlekette? Ve en nihayetinde doymak bilmez çapulcuların talanı yüzünden düşülen parasızlık girdabından kurtulmak için avrupadan gelecek üç beş kemik artığı mesabesindeki para için memleket resmen toplama kampına dönüştürüldü.Bundan sonra ortadoğuda hiçbir halkın direnmesine gerek yok. Nede olsa baba devlet türkiye var. Alıp hepsine bakıyor. Ve yarısından fazlası açlık sınırında yaşamaya mahkum edilmiş halkın bu derin ekonomik kriz ortamında hiçbir yarasına merhem olmayıp en ufak sitemlerine; kendi rahat koltuklarında konformizmlerinden hiçbir ödün vermeden insafsızca mülteci düşmanı damgası vurulabiliyor.Dışardan günlerce bir suriyeli bile görmeden vicdan rahatlatmak kolay.Zor olansa çoluk çocuğunla biraz nefes almak için gittiğin parkta 35- 40 yaşlarında beş altı suriyeli nin yanyana siper alır şekilde yüzüstü uzanıp gelen geçeni süzmelerine sabredebilmek. Hep empatinin bizden beklenmesi ne kadar gerçekçi ve izana uygun? Ki bu yazdıklarım diyarbakırda oluyor.Sahil kentlerini varın siz düşünün artık.

Günün Özeti