• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Kenan Alpay
Kenan Alpay
TÜM YAZILARI
25 Ekim 2019

Güvenli Bölge Hedefi Ne Oranda Gerçekleşebilir?

 

Soçi Mutabakatı, Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtı’yla askeri, siyasi ve demografik olarak koyduğu hedeflerin ne kadarını elde etmesine imkân verdi, ne kadarını ertelemek veya gündemden çıkarmasını mecbur kıldı? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin’le 1998 tarihli Adana Anlaşması’na da atıf yaparak zapt ettiği Mutabakat Muhtırası’nın Türkiye’nin haklı talepleri adına çok önemli kazanımlar sağladığı muhakkak. Amerika ve Avrupa ittifakının açıktan, Rusya ve İran cephesinin örtülü olarak desteklediği PKK-PYD garnizon devleti projesinin akamete uğratıldığını, yakın ve orta vadede tümden gündem dışına itildiğini söyleyebiliriz. 

Amerika’yla 120 saatlik zaman dilimine ayarlı anlaşmanın bir benzerini 150 saatlik bir takvim dâhilinde Rusya’yla da işletebilecek kudretin Türkiye’ye ciddi bir ferahlık getirdiği, getireceği aşikârdır. Elde edilen başarı ve güvenliği temin noktasında elde edilen kazanımlara vurgu yapmak, özgüven ve sevinci coşkuyla ifade etmek hem bir haktır hem de azımsanamayacak bir moral-motivasyon kaynağıdır. Fakat savuşturulan tehdit ve riskler kadar savuşturulamayan tehdit ve riskleri azımsamadan, elde edilen kazanımlar kadar elden edilemeyen hak ve hedefleri de tartışmaya açık tutmak gerekiyor. Erken ve abartılı zafer iklimi oluşturup kendi kendine propaganda yapmanın bedeli ağır olabilir çünkü.

Niyet Neydi Sonuç Ne Oldu?

İlkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eylül ayında New York’ta katıldığı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı kararlı konuşmayı ve Suriye’nin kuzeyinde oluşturulması teklif edilen Güvenli Bölge haritalarını şuraya bir not edelim. Akabinde Amerika’yla girilen gerilimli tartışmaları, Amerika cephesinden yükselen ekonomik ve askeri yaptırım tehditlerine ve nihayet Trump’ın sadece Amerika tarihinde değil diplomasi tarihinde benzeri görülmemiş bir terbiyesizlikle kaleme aldığı rezil mektuba cevaben aynı gün yani 9 Ekim’de başlayan Barış Pınarı Harekâtı’nın ilan edilen hedefleri de şimdi bir kez daha sıralayalım: 1- Fırat’ın doğusundan itibaren Irak sınırına kadar 444 km’lik alanda oluşturulacak Güvenli Bölge, 2- PKK-PYD’nin ağır silahlarını bırakarak Türkiye’nin sınırından itibaren 32-35 km güneye çekilmesi ve 3- Türkiye’ye sığınan 2 milyon civarındaki Suriyeli muhacir için bu bölgede yaşam alanları inşa etmek.

Gazete manşetlerine çekilen, güvenlik uzmanları tarafından ilan edilen “hem sahada hem de masada” ezici bir zafer kazanıldığı vurgusuna temkinle yaklaşma, makul ve stratejik bir analiz yapma girişimleri asla zaaf emaresi olarak değerlendirilmemeli. Asıl zaaf kazanımlara odaklanırken risk ve tehditleri gözden kaçırmaktır çünkü. Amerika’nın Türkiye’ye Barış Pınarı Harekâtı’nı durdurması için yaptığı teklifleri hatta tehditleri az çok biliyoruz. Amerikan Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun kalabalık bir heyetle ve süratle Ankara’ya gelip harekâtı durdurma karşılığında yaptığı teklif PKK-PYD unsurlarının ağır silahları bırakıp 120 saat içinde 35 km güneye ineceğini temin etmekti. Türkiye’nin adım adım takip ettiği bu çekilme sürecinin dolmasına iki saat kala Soçi’de Rusya’yla bir mutabakat zaptı tutuldu.

Soçi’de Türkiye ve Rusya arasında imza edilen Mutabakat Muhtırası, Türkiye açısından Amerika’yla varılan mutabakatın ne kadar ilerisine taşıdığına dikkatle bakmamız gerekir. Türkiye’nin milli güvenliğine vurgu yapılıyor, terörle mücadele kararlılığı ilan ediliyor, Tel Abyad ve Resulayn’da Türkiye’nin oluşturduğu statüko kabul ediliyor, Adana Anlaşması için Rusya’nın kolaylaştırıcılığı vaad ediliyor, Kamışlı hariç Tel Abyad ve Resulayn’ın doğusu ve batısında 10 km derinliğindeki bölgede Türkiye-Rusya ortak devriyesine dair planlar ilan ediliyor ve nihayet Münbiç ve Tel Rifat gibi Fırat’ın batısındaki şehirlerden de PKK-PYD unsurlarının çıkarılacağı da anlaşmaya ekleniyor. Mültecilerin gönüllü bir biçimde dönüşünün kolaylaştırılması ve Anayasa Komitesi’nin desteklenmesi de mutabakatta yerini alıyor.

Sırtını Okşarken Hançerleyen Ayı

Açıkça görülüyor ki, Türkiye’nin Amerika’yı da ikna ettiği veya mecbur kıldığı PKK-PYD unsurlarının 32-35 km güneye çekilmesi teklifi Rusya tarafından da ikna edici veya icbar edici bulunmuş. Bu güzel ve rahatlatıcı bir kazanım. Peki, Türkiye Tel Abyad ve Resulayn (ki bu saha 120 km genişlik ve 32-35 km derinlik demek) genişliği 324 km derinliği 32-35 km’lik diğer alana dair taleplerinden vazgeçmiş mi sayılıyor? Sınıra Esed rejimin gelişi, 10 km derinlikte Türkiye-Rusya askerlerinin devriye atması Türkiye’nin güvenliğini ve Güvenli Bölge’nin kurulup muhacirlerin geri dönüşünü temin etmeye yeter mi? Rusya’nın Esed rejimini ayakta tutmak için giriştiği katliamlarda döktüğü kanların sıcaklığı gitmemişken Rusya askerlerinin bulunduğu bölgeye kim, neden dönsün? 

Önemli bir başka mevzu da şu; Rusya bir taraftan bir takım beyanlarla Türkiye’nin sırtını okşarken Soçi’de atılan imzaların mürekkebi kurumdan Trump’ın yakın dostu “General Mazlum Kobani”yle Rusya Genelkurmay ve Savunma Bakanlığı kadrosunun video konferans yoluyla görüşmeler yaparak hançeri hiçbir zaman elden bırakmayacağını Sputnik aracılığıyla ilan ediyordu. Artık PYD’yi temsil eden ‘sivil’ siyasi temsilcilerin Amerikan Kongre’sinde kabul edilmesi gibi sembolik meselelere değil General Mazlum Kobani’nin Rusya bayrağını arkasına alarak Rusya Savunma Bakanı General Şoygu ile yaptığı görüşmelere daha çok dikkat kesilmek icap ediyor. Rusya bir taraftan PKK-PYD’yi Esed ordusuna dâhil ederek diğer taraftan da Ankara’yı Esed rejimini meşru temsilci kabul etmeye zorlayarak Suriye sahasında Türkiye’nin öncelikli rakibi olduğunu ihsas etmiştir.

Amerika emperyalizmine karşı sergilenen haklı nefretin, Trump’ın edepsiz ve küstah tavırlarına karşı takınılan onurlu ve cesur tutumun bundan sonraki muhatabı Rusya emperyalizmi ve Putin’in sinsi ve kurnaz tuzakları olduğu umarız akıldan çıkmaz. Gerçi Rusya ve Putin güzellemelerinde sınır tanımayan ülkemizin mümtaz siyasetçi, bürokrat, akademisyen, aydın ve sanatçılarını görünce pek de umutlanamıyoruz ama …

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23