Geriye İşleyen Yargı Adalet ve Siyasete Hizmet mi Ediyor?

10 Eylül 2019 Salı

Geçtiğimiz haziran ayında Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, “Son zamanlarda halk nezdinde yargıya güven endeksinin hızla yükseldiğini görüyoruz” mealinde bir değerlendirme yapmıştı. Ancak Yargıtay Başkanı “halk nezdinde yargıya güven endeksinin hızla yükseldiğine” ilişkin somut bilgilerden, anket ve istatistiklerden bahsetmemişti. Bunun yerine hukuk sistemindeki aksaklıkların giderilmesi için yapılan çalışmalara, Adalet Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı Yargı Reformu Strateji Taslağı’na atıflar yapmayı tercih etmişti. Evrensel hukuk kaidelerine yapılan atıfların, bir takım güzel temennilerin ilerisine geçip somut tespitler, teşhisler ve çözüm önerileriyse hemen hiç göze çarpmıyordu ne yazık ki.

Taslak Var, Reform Yok

Eğer doğruysa 1 Ekim’de Meclis’in açılışıyla birlikte AK Parti Hükümeti’nin ilk gündem maddesi “Yargı Reformu Strateji Belgesi” olacak. AK Parti, muhalefet partilerinin de desteğini alarak yargı reformuna ilişkin üzerinde uzun zamandır çalıştığı düzenlemeyi kanunlaştırmayı hedefliyor. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün beyanına göre ilk hedef; “Yargı reformunda birinci paketimiz düşünce ve ifade özgürlüğünü daha da güvenceye alıcı, tutuklamadaki keyfiliği, uygulamadaki farklılığı ortadan kaldıran düzenlemeler içeriyor.” Bu cümle yargının adalet beklentilerine karşılık veremediğini ikrar sadedinde sayabileceğimiz en üst düzeyde söylenmiş bir cümledir aslında. Yargı üzerinde siyasal ve ideolojik angajmanların belirleyici olduğunu, resmi ideolojinin muhafızı ve tetikçisi pozisyonundaki yargıdan adalete değil olsa olsa devlet sınıflarının çıkarlarına hizmet edildiği ortadadır.

Düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırları, işleyişi dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Ancak kabul edelim ki son dönemlerde AK Parti iktidarının diğer dönemlerinde olmadığı kadar tartışma, gerilim ve ayrışma konusu olarak karşımıza dikiliyor. Bu “son dönemler” vurgusunu 15 Temmuz’dan bu tarafa doğru artan, yoğunlaşan, keskinleşen saldırılardan bağımsız görmeyiz elbette. Mesele askeri darbe girişimine kadar yükselen tehdit ve saldırılarla hukuk içinde kalarak nasıl mücadele edileceği noktasında düğümleniyor. Burada esas önceliğin “sütten ağzı yananın yoğurdu üfleyerek yemesi” mantıksızlığına sürüklenmemeye verilmesidir. Sütten ağzı yanan neden yoğurdu da üflesin ki? Yoğurt tabiatı icabı zaten soğuktur ve üflenmesi mantık dışı bir korkunun devamını işaretler. Makul olan korkunun kaynağını ve sınırlarını net olarak tanımlayabilmektir.

Sosyal medyanın bir iletişim aracı değil esaslı bir operasyon merkezi olarak kurgulanıp işletime sokulduğu hepimizin malumu. Sarsıcı hatta yer yer yıkıcı sonuçlar ürettiğine de şahit olduk. Ancak sosyal medya operasyonlarına yönelik ahlaki ve hukuki sınırları muhkem kuşatıcı bir strateji de geliştirilemedi hala. Bunun karşısına ya ahlaksız trol ordusuyla çıkmak ya da olanca şiddetiyle yargı sopasını sallamak çare olarak görüldü.

Muhalefetle Mücadele Yöntemleri

Aktüel gündemden bir örnekle bu sarkacın çözümsüzlüğüne dair birkaç kelam edelim. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun kimliği ve misyonu belli. İtikadi ve siyasi açıdan, hayat tarzı ve hedefler itibariyle hemen hiçbir ortak noktamız yok fakat çatışma alanlarımız sayılamayacak kadar çok. Tipik bir Kemalist, İslami değer ve sembolleri kamusal alandan söküp atmak üzere mücadele ediyor. Parti içindeki ağırlığı arttıkça, vitrinde daha fazla öne çıktıkça bu yöndeki mesajlarını ve davranışlarını, uygun bir fırsat buluncaya dek, usulca geri çekiyor. Son süreçte sadece Kaftancıoğlu değil genel olarak CHP yönetimi yeterince Atatürkçü olmadığı, Kemalist ilkelerden ödün verdiği için eleştiriliyor bu sebeple. Atatürkçü-Kemalist cenahtan yapılan bu tür eleştiriler saçma da olsa anlaşılabilirken bu işe muhafazakar-dindar siyasi kadroların da katılmış olmasının hiçbir izahı bulunmuyor.

Canan Kaftancıoğlu, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bu hafta terör örgütü propagandası yapmak, kamu görevlisine hakaret, Cumhurbaşkanına hakaret, Türkiye Cumhuriyeti’ni alenen aşağılama, halkı kin ve düşmanlığa sevk gibi suçlardan toplam 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Bu suçlar için 2012, 2014, 2015 ve 2017 tarihlerinde yaptığı sosyal medya paylaşımları delil olarak kabul edildi. Peki, dava ne zaman açıldı? 31 Mart 2019 seçimlerinden sonra. Yani iki, dört, beş veya yedi yıldır suç olarak görülmeyen, soruşturmaya bile konu olmayan sosyal medya paylaşımları bugün 10 yıl hapis cezasına dönüşüverdi. 

İşlediği suçlarda zamanaşımı olmamış, siyasetçilerin suç işleme ayrıcalığı yok, pişman olmadığı için tabii ki en üst sınırdan ceza verilecek” gibi yaklaşımlar şimdilerde birilerinin yüreğini soğutabilir belki. Öncelikle ortada suç olup olmadığı tartışmalıyız, adaletin tecelli edip etmediğini esastan sorgulamalıyız. Bununla birlikte yarın öbür gün iklim değişip başka sosyal medya hesaplarından atılan mesajlar, siyasi beyanlar veya gazete köşelerinde serdedilen bazı görüşler için de benzer bir yargı süreci işletilme ihtimalini düşünelim. 

Geriye dönük işletilen bu tür bir yargı süreci hem siyaset kurumu hem de yargı mekanizması için ileriye yönelik büyük ve ölümcül bir tuzağa dönüşecektir. Siyasi muhaliflerin yargı mekanizması marifetiyle tasfiye edildiği algısını güçlendirecektir. Kayyım atamalarıyla girilen süreç bu türden mahkeme kararlarıyla siyasetle toplumun arasını daha bir açacaktır. Meydanlarda ve sandıkta kaybedileni yargıda telafi etmeye girişen bürokratik oligarşiye karşı esaslı ve uzun soluklu bir mücadele verilmişti. Bu mücadele öfkeyle harcanmamalı, soğukkanlı bir biçimde geçmişten ibret alınmalı.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • RamazanRamazan4 gün önce
    Şehidlik konusunda soran arkadaşa Mehmet PAMAK ın Kemalizm, Laiklik ve Şehidlik kitabını okumasını öneririm.
  • HüseyinHüseyin4 gün önce
    Ak kadrolarda istediğiniz türden insanlar maalesef kalmadı. Yenilerin hepsi batacağını düşündükleri bir gemiden ne kaparlarsa kardır mantığıyla hareket ediyorlar.
  • Kim DinlerKim Dinler4 gün önce
    Çok doğru bir yorum, ama kim dinler,,Herkes kendini alemin kralı sanıyor ama bütün makamlar geçicidir,Adaletle bu kadar oynamak ülkemize kaybettiriyor görmüyormusunuz yazıklar oluyor
  • İsmail AGARİsmail AGAR5 gün önce
    Sayın yazar doğru söze ne denir ki.Her konuda objektif olmalıdır.Adalet mülkün temelidir,adaletsizliği yapan babam da olsa karşı çıkmalıyım.Hep muhalefet olsun diye karşı tarafı yermek,bu taraftaki olumsuzlukları es geçmek ne kadar doğru?Korkmadan gerçekleri haykırırsak belki düzlüğe çıkabiliriz,saygılar.
  • akit.akit.5 gün önce
    tc laik bir devlet İslam şeriatı uygulanmıyor. ben müslümanım bu devlette askerim savaşta ölürsem şehit olurmuyum.
  • ahmet koçakahmet koçak5 gün önce
    adalete güvenin yükselmesi için suçu sabit ,net olan kişinin gerekli cezayı alması,suçu olmayan,sadece duyumlarla,tahminlerle,kumpaslarla gencecik SUÇSUZ,GÜNAHSIZ gencecik insanları işsiz bırakıp,hapislerde süründürerekmi adalete güvenimiz artacak???adalet kin ve öfkeyle şekil almamalıydı.fakat fetö teröristinde mücadelede adalet tamamen devre dışı kaldı,hadi ilk zamanlar neyse dedik adamlar her yere sızdırılmış(tabiiki devletin bilgisi dahilinde)temizlemek için sert tedbirler alındı.suçsuz canlar yandı,mağdurlar var artık bunlara bir düzenleme şart oldu.yahu mahkeme davaya bakıyor.adamın fetöyle en küçük bir bağı yok irtibatı yok,çünkü adamın hayatında fetö yok,beraat alıyor.devlet hala ben kararı tanımıyorum demeye devam ediyor.fetöcü yü değil, iftiraya kurban gidip beraat alana devlet tutumunu değiştirmelidir.hz ÖMER r.a adaletide bunu gerektirirdi.
  • Vatansever Vatansever 5 gün önce
    Dün otobüsde Çorlu tren kazasında erkek torununu ve damat’ını kaybeden Mehmet beyle konuştum. Söyledikleri Ülkemiz için utanç vericiydi; mesela iyi ve chp tarafından meclisin oylamasına sunulan tren kazası soruşturması Akpartililer tarafından reddediliyor!!!Tuğrul Türkeş’in sahip olduğu şirketin demiryolunu yaptığını söyledi! Akit gazetesi araştırın lütfen.
  • Mehmet BalabanMehmet Balaban5 gün önce
    Sayın yazar; Türkiye'de olan ÖZGÜRLÜĞÜN kesinlikle dünyanın hiç bir ülkesinde kırıntısı yok. Sizin özgürlükten kastınız, herkese sövmesi, hakaret etmesimi? Devlete katil demesi mi? kaftancıoğlu denen kişi; "... Devlet katil olmak yerine, kahraman olmayı seçseydi ne güzel olurdu!.., "...Devlet katil değil, seri katil..", "..Tarihte Bugün: Ermeni soykırımı başladı. Katledilen ermeni kardeşlerimizi anıyoruz. 19.15'te Taksim'de.24.04.2012 14:22..", "..Tayyip Erdoğan neredesin Allah belanı vedsin. Şimdilik sloganımız bu!..",(15 Temmuz'u kastederek),"..Dinin nasıl afyon olarak kullanılabileceğini canlı ve acı örneğini yaşadık dün gece...", "..Vatan yüzünden ölenleri Vatan için öldü muamelesi yapıp kimi kandırıyorsunuz? Ne şehidi vatanı yüzünden katledilen insanlar onlar!.."daha böyle onlarca twitterleri mevcut bir zahmet araştırıver. Bunların hiç mi cezai yaptırımı olmasın. Nerde o yoğurdun bolluğu. Boşuna kalem oynatıyorsunuz. Kime şirin gözükmeye çalışıyorsunuz.
  • selmanselman5 gün önce
    Geçmiş kurcalandığında fetöye yardım ve yataklıktan çok kişinin canı yanar.
  • AdilAdil5 gün önce
    Dilerim Allahtan akp nin kurduğu hukuk sistemi ve atadığı es dost hukukçulara geriye dönük iş ve işlemleri yargılanır..rabbim o günleri göstermeden canımı alma....sayın yazar ..ya şimdiye kadar şikayet ettiğiniz keyfi uygulamaların hesabını kim verecek

Günün Özeti