--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yavuz hırsız yüzsüzlüğü

İlhan Oral
İlhan Oral

Geçen tüm olayları bastırmak üzere atraksiyonlarda bulunmak için yetkililerimizle bir araya gelen ABD başkanı ve yardımcısı dünya kamuoyu önünde yüzsüzlüklerini vitrinlediler, yüzlerinde utanma belirtisi görülmedi. Yaptıkları düşmanca muameleler karşılığında cumhurbaşkanımız ve başbakanımız, dostluk aldatmacası ile yaptıklarını yüzlerine çarparak anlattılar. Suratlarına inen bu tokatlardan nasiplerini almalarına rağmen hiçbirinde nedamet duygusuna rastlanmadı. Tabii “yavuz hırsız ev sahibini bastırır.” Evet, oyun oynadılar. Ancak hesapları tutmadı, ters tepti. Buna rağmen hesaplarından vazgeçmediler. Bunlara nasıl bir yüzsüzlük denir, onu milletimize bırakalım.

Şeytanca piyon olarak kullandıkları zâlim Fetullah Gülen ve zâlimler güruhları yurdumuzu ateş diyarı yapmakta başarılı olamadılar. Bu kirli ve iğrenç piyonlarından bekledikleri neticeyi elde edemediler. Girdikleri ülkelerde rezil olmaktan yılmayan bu pragmatist ahtapotlar, zehirli kollarını mazlum ülkelerden çekme taraftarı değildirler. Onun için ne kanlı kâtil Esed’den ne de dünya ahtapotu çılgın vampir Gülen’den vazgeçerler. Zaten dünya ekonomisine hâkim olmak üzere doları her fırsatta Demokles’in kılıcı gibi kullanıyorlar, gelişmemiş ya da az gelişmiş ülkeleri yıldırmaya devam ediyorlar. Silah sanayii ve ilaç sanayiini tekellerinde bulundurdukları halde keyiflerince saltanat sürdürüyorlar. Dünya iletişim ağlarını kurmuşlar ve ellerinde tutuyorlar. Dünya milletlerini kültürel değerlerini yozlaştırarak köleleştirme ve beyin özürlüsü yaparak aptallaştırma siyasetlerine hız vererek devam ediyorlar. Her halde üstünlük davalarından taviz vermek istemiyorlar..

İçimizde kiraladıkları hempalarına medyada yaptırdıkları iğrenç uygulama ve yarış programları ile toplumu ilmen ve fikren hadımlaştırıyorlar. Şimdi de bizim beyinlerimizi ve irademizi rehin aldılar ve sabah akşam virdimiz imiş gibi zikrettiriyorlar. Gazetelerin hangi sahifesini açsak FETÖ fışkırıyor, televizyonlarda hangi haber programını dinlemek istesek FETÖ sahneleniyor. Kiminle konuşsak FETÖ kokusu mide bulandırıyor, iğreniyoruz. Artık içimiz dışımız FETÖ oldu, FETÖ de FETÖ. Gülen’in içerdeki emir eri Kılıçdaroğlu’na Şavşat’ta gözdağı verildi, dersini aldı. Yenikapı ruhuna sırtını çevirdi. Kemal Kılıçdaroğlu bu dönüşleri her zaman yapar, mazurdur. Zaten eğer Kemal Kılıçdaroğlu Yenikapı ruhuna sadık kalsaydı oynanan kirli oyunları yüzünden hem patronları ve hem de piyonları daha çok deşifre olacaklardı. Evet, bunlar yavuz hırsızların sinsi planlarındandır.

Bir ay sürecinde teröristler geliyor, kalede mevzileniyorlar, yakaladıkları kişileri kendilerine hizmet ettiriyorlar, yetkililer olmak üzere herkes bunu biliyor. Fakat müdahale etmiyorlar. Öldürülenin dışındaki diğer teröristler buharlaştı mı? Kim bunlar? Devlet bu kadar acziyet izhar edemez! Bahane üretip işin içinden sıyrılıp çaresizlik zırhına bürünemez. Bu teröristlerin bulunması devlete zor değildir. Bu olmadığı takdirde sorumluların sorgulanarak gereğinin yapılması beklentimizdir. Toplum boşluk kabul etmez. Aksi halde güven bunalımı kaçınılmaz olur. Eğer bu da FETÖ tezgâhı ise konunun çözümü için daha uyanık olmak ve meselenin temeline inerek düzenin açıklarını ve yavuz hırsızları umutlandıracak açıkları kapatmak gerekir. Medeniyetimizin dışa kapalı kapılarını açtıran batı şimdi açık kapılardan girip her türlü tahribatı yapıp ideallerini gerçekleştirme hayallerini güçlendiriyorlar. Bu kapıları yüzlerine kapatıp aslımıza dönme mücadelesi zamanıdır.

Bunun için bugün en ciddi uyarılarda bulunan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez haklı olarak bir şeylerin sorgulamasını yapıyor. Bütün bunların muhasebesini yaparak, “nerede yanlış yaptık, nerede açık verdik ve nerede boşluk bıraktık” gibi ifadeler kullanıyor ve donuk zihinleri çözmeye çalışıyor. Bu milletin çok sağlam, çok verimli ve çok güvenli bir kaynağı vardır. Sahte dost yavuz hırsızlardan izin beklemeden seferberlik ilan edip yeniden o çok güvenli kaynağa toplumu yönlendirme sayesinde nice açığı kapatma imkânımız olduğunu unutmamalıyız. Kur’an’ın hakiki manada Müslümanlarca ciddiye alınması halinde her tür sahte dost “iyot” gibi su yüzüne çıkacak ve ilâhî uyarının ruhaniyeti tecelli edecektir. “Sen sistemlerine tabi olmadıkça, ne Yahudiler, ne de Hristiyanlar senden asla güven duymaz, razı olmazlar. Ey Habibim, onlara de ki, Allah’ın gösterdiği hidayet sistemi esas sistemdir. Eğer sana gelen ilimlerden sonra, onların beşerî istek ve düzenlerine uyarsan andolsun ki senin için Allah tarafından ne bir yâr bulunur ne de bir yardımcı.” (Bakara: 2/120) Allah Teâlâ’nın yâr ve yardımcı olması için işte bu ve diğer vahyin ilkelerini gerçek anlamda ifa etmek gerekir. Öyle buyurur; KEy Resulüm, biz sana Kitabı hak ile indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği gibi hüküm veresin, sakın hainlerin savunucusu olma!” Bir başka ayette ise; “Elif lâm Râ. Bu öyle bir Kitaptır ki, bunu sana indirdik, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa, O Aziz Hamid Allah’ın yoluna çıkarasın.” (İbrahim: 14/1) Ve işte yavuz hırsızları haremi ismetimize yaklaştırmadan onlara hakkın yüceliğini göstererek bizim üstün olmamız gerekir. Esselamu aleyküm.

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle