Temel sarsılırsa
Varlığını ve geleceğini düşünen toplum, maddî ve manevî değerlerine sahip çıkan toplumdur. Bu toplum, her tür tehlike karşısında tedbirini almasını bilen toplumdur ve bilinci üst düzeydedir.
Böyle bir hassasiyeti olmayan toplum er geç yıkılmaya mahkûmdur. Öyle bir toplum, dayanacak güç ve tutunacak bir destek bulamaz. Ayakta dimdik kalabilecek toplum, ilkelerine sımsıkı sarılan ve birbirlerini davası adına kucaklayabilen mümtaz insanların kenetlendiği toplumdur.
Burada önemle iki umde üzerinde değerlendirme yapmak istiyorum. Her iki umde de ilgili toplumu öz kimliği ile gerçek değerine kavuşturur. İlkeler bütünlüğü çerçevesinde toplum kendi hayatını sağlam temeller üzerinde inşa eder. Manevî değerleri ile beraber ekonomik gücünü kazanan ve kendi parasına sahip olan irade, kendi bağımsızlığına adım atmış olur. Kendine ait kendi parası olmayan bir ülke tam bağımsız olamaz. Bu iddiaya itiraz edilebilir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devletinde, devletin kullandığı, koruduğu ve her türlü parasal işlemlerde değerlendirdiği hem de Türk Lirası adı ile zikrettiği halde para politikası net değildir. Ülkemizde seçmeninin yarısının seçip yetkilendirdiği iktidar, para politikasında sıkıntı çeker. Bu sıkıntı bazen problem olur.
Genellikle kimsenin ilgisini çekmediği çok küçük ayrıntılar vardır. Bu ayrıntılar insanı derinlemesine düşündürmektedir. Buna şaşırmamak elde değildir. Para patronları büyük oyun oynarlar. Hele ülke insanına yabancı iradelerin para patronları yerli ve de milli insanın zenginliklerinden büyük pay devşirirler sonra fırsatı bulur çeşitli yollarla parayı yabancı ülkelere kaçırır ve oralarda kötüye kullanırlar. Kendilerini yüksek değerlere layık görür ve milleti de anlamaz zannederler. Hele dış kaynaklı sermaye patronları her şeyin sahibi oldukları zehabına kapılırlar. Bana öyle geliyor ki, bu millet bu taktiği aslına uygun haliyle algılayabilse, millet her türlü tartışmayı bırakır, bunun üzerine yoğunlaşmaya yönelir. Özellikle İslam âlemindeki kitlelerin beyinlerini bloke edip hadımlaştıran dünyanın büyük oyuncularını teşhir ederler ve şeytanca tezgâhladıkları oyunlarını bozarlar. Kendi değerlerine yönelir ve karşı hamle yapma gereği duyarak toparlanırlar.
İkinci ilke de toplumun manevî değerlerine bağlı ve ilkelerini yaşayan kadınıdır. Böylesi kadın, ideal kişiliğini kazanmış kadındır. Aynı zamanda nebevî beyanındaki mübarek değerdir. Buna rağmen analık makamındaki kadın ondan da önemlidir. Yüce Resûl sallallahu aleyhi ve sellem’in “cennet anaların ayakları altındadır” buyurarak muhteşem bir hakikatin mesajını verdiğini çok iyi anlamalıyız. Çünkü kadını ideal kadın olmayan bir toplumun temelleri zayıftır ve sarsıntı tehdidi altındadır. Müslümanların Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem, anaların çok yüksek mertebede olduklarını, ümmetine talim ediyor ve onların bu yüksek mertebelerini herkesin korumasını ve analık makamında kalmalarını sağlamak için bütün müminlerin seferber olmalarını öğütlüyor. Ciddiyetle, sadakatle ve sorumluluk anlayışı çerçevesinde konunun bilincine sahip olmak ve bu bilinç ile kişiliğini ve toplum bilincini zindeleştirmek gerekiyor.
Meselelerin tahlilini yapabilecek düzeyde aklı eren sorumluların çok ileri düzeyde analiz etmeleri şarttır. Bir gecede ya da bir saatte paranın değeri nasıl ve niçin değişir? Acaba paralar gece boyu savaşıyor da yenilen para pes ediyor ve ondan dolayı değer kaybına uğruyor. Yoksa sinsice oyun tezgâhlayanlar mı düşmanca oyun kuruyorlar da para politikaları ile iktidarı hırpalayarak başka şeyler mi hedefliyorlar? İşte bunun için para ve para politikası çok önemlidir. Bir o kadar da hassastır.
Uzun vadede parayı kötü kullanan güçler kadını dolayısı ile aileyi tahrip ederek ve aynı tezgâhta gençliği de değerlerinden soyutlayarak bir ülke ve bir toplum üzerinde korkunç plan yaptıkları bilinmektedir. Sosyal medyada, yazılı ya da görsel medyada kadını dolayısı ile tüm toplumu iğrençliklere sürükleme mücadelesi verenler, insanların beyinlerini bloke ettiler. İzdivaç adı altında programlarında kadın pazarları kuruldu. Kadına ya da erkeğe müşteri arıyorlar. Her kesin huzurunda buluşturdukları istekliler orada burada dolaştıktan sonra gelip tüm seyircilerin huzurunda birbirlerini kıyasıya rencide ediyorlar. Artık iş çığırından çıkıyor. O olmadı öbürü, o da olmadı bir diğeri, yine yine başka birileri bitmeyen bir hikâye sürüp gidiyor. İğrençlik dikkatinizi çekiyor. Önceden bir kadının görüştüğü bir erkek bir başka kadınla görüşüyor. Daha sonra aynı kadın bir başka erkekle fingirdemeye başlıyor. Onu seyreden önceki görüştüğü erkek aval aval ona bakıyor, için için sıkıntı çekiyor. Kişilik sorunu yaşamaya başlıyor. Hele birileri (affedersiniz) tam koç katımı sahneleri sergiliyorlar. Bu, tüm milletin bütün ahlâki ilkelerine düşmanca ve alçakça saldırıdır.
Toplum temelinin altı böyle boşaltılırsa bu milletin geleceğini düşünün! Her halde hiç kimsenin yapacağı hiçbir şey kalmadı!? Temelin sarsılmaması için tüm toplum bu iğrençliğe karşı koyup inanç ve ahlâkî değerlerine sahip çıkma zorundadır. Aksi takdirde bu iğrenç debelenmeler tüm toplumu perişan edecektir. Esselamu aleyküm.







