--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tefrika yangını

İlhan Oral
İlhan Oral

İnsanlık âlemi birlik ve beraberlik ilkeleri çerçevesinde yaşama kültürüne sahip olsa idi hayat nasıl olurdu? Hiç düşündünüz mü? Siyasî, sosyal, ekonomik ve mesken alanlarında bu nasıl gerçekleşirdi. Gerçekten böyle bir oluşumu düşünebiliyor musunuz?

Böyle bir manzarayı idrak etmeye insan hafızası müsait değildir. Zaten vaki’aya da uygun değildir. Farzı muhal böyle bir ortamın gerçekliği düşünülebilse bile, ortamın karmaşasından önce insan zihni karmaşaya mahküm olurdu.

Pekiyi tüm milletlerin birliği değil de bütün müslümanlar birlik ve beraberlik ilkeleri çerçevesinde yaşamayı benimsemiş ve beraberce mutlu olmayı hedeflemiş olsalardı?

İşte bizim meselemiz burada başlar. Aslında müslümanlara emredilen de tevhit sistemine uymaktır. Hem “tüm müminler kardeştirler” ilâhî beyanı kabul etmeyen insan, mümin değil, Kur’an beyanlarına göre kâfirdir. Allah Teâlâ’nın beyanları hususunda, “kabul” dediği halde başka iradelerin beklentileri doğrultusundaki hayatını düzenlemeye kalkışan ise “müşriktir” Kâfirin de, müşrikin de tevhid sistemi ile alakası tamamen kesilir.

Tabii bu kadar hassas ve bu denli sorumluluk gerektiren konular elbette delil ister. Eskimeyen, hiçbir zaman tartışma konusu olmayan sağlam ve muhteşem delil Kur’an’dır.

Eğer Rabbin dileseydi elbet bütün insanları bir tek ümmet yapardı, oysa ihtilâf etmeye devam edeceklerdir. Ancak Rabbinin rahmet ettiği kimseler ihtilaftan müstesnadır. Ve Allah o insanları bunun için yaratmıştır. Ve Rabbinin şu beyanı da tam olarak kesinleşmiştir; «Elbette cehennemi bazı cinlerden ve insanlardan dolduracağım.» (Hûd:11/119)

Elbette tüm akılları yaratan “küllî aklın” hikmetleri sonsuzdur. Tabiatıyla kedi aklını tanımlayamayan insan ilâhî hikmetleri anlamaktan acizdir. Ancak Cenabı Hak, insana verdiği akıl nispetinde onu sorumlu tuttuğunu bildirmektedir. Tam burada tefrika konusunda, insanı ne kadar sorumlu tutar, onu ele alalım. Allah Teâlâ, Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme sesleniyor, çok ağır ifadelerle Ona tefrikanın korkunç yüzünü tasvir ediyor ve buyuruyor;

Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır, sonra Allah onlara yaptıklarını haber verecektir. (Enam: 6/159)

Emir ve beyanlarının oldukları gibi kabul edilip aslına uygun yaşanması Allah Teâlâ’nın hakkıdır. Burada, O’nun hakkına riayet edilmediği için Cenabı Hak tefrikacıların dinden ve Peygamberden kopup uzaklaştıklarını açıklamakta olduğuna şahit oluyoruz. Bu çok anlam içerikli ayetler Kur’an’ı Kerim’de çokça vardır. Bu ayetleri ibretle okuyup idrak etmek gerekir.

Kendilerine açık deliller geldikten sonra ayrılık çıkarıp ihtilâfa düşenler gibi de olmayınız. Ve işte onlar için büyük bir azap vardır. (Âli İmran: 3/105)

Normal bir mümin olarak bu ayetleri okuyan herkes, ayetlerde müthiş şifreler bağı kurar.

Kalben ancak O’na dönünüz,  O’ndan ittika ediniz ve namazı kılınız ve müşriklerden olmayınız. O müşriklerden ki, onlar dinlerini parça parça etmişler,  grup grup olmuşlardır. Bu tefrikadan her biri, kendi kabulleriyle böbürlenir sevinir onda ısrar ederler. (Rûm: 30/31,32)

Genelde tefrika marazına müptela olan zalimlerin ayakları hiç yere basmaz, kendilerinden daha üstün kimseyi kabul etmezler, tefrikacılar, Allah Teâlâ’nın Kitabını ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetini ikinci plana atarlar. Onların liderleri birinci kabulleridir.

Ancak İslam nizamı, tefrikacıları re’sen mahküm edip tasfiyeye başlamaz. Önce islah eder, islahı kabul etmezlerse inzar edilirler. Bunu da kabul etmezlerse de fitne ve fesada tevessül edip karşı tarafa saldırıya geçerlerse, yine islah çağrısı yapılır. Bunu da kabul etmeyip karşı tarafa saldırırlarsa, “bunlar, Allah’ın emrine dönünceye kadar onlara savaş ilan edilir.” Bunlar teslimiyeti kabul ederlerse pürüzsüz bir adaletle barış yapılır. Hucurat süresi dokuzuncu ayette bu konu anlatılmaktadır.

Böyle bir anlaşmaya da yanaşmazlarsa da onlara Bakara yüz doksan üç uygulanır.

Bir fitne kalmayıp din yalnız Allah’a ait olduğu kabul edilinceye kadar onlar ile savaşa devam ediniz. Eğer onlar son verirlerse artık husumet ancak zalimlere karşıdır. (Bakara: 2/193)

Şu anda İslam dünyasının içinde bulunduğu fitne tam bir cehennem ateşinin homurtusunu andırmaktadır. Ülkemizdeki kaynatılmaya çalışılan fitne kazanları da şaşkınlık verecek niteliktedir. Ancak gerek tüm İslam dünyasında gerekse ülkemizde batıl anlayışların ve şer güçlerin korkunç ihanetleri sürmektedir. Buna göre tefrikacılar ve fitneciler çok önemli bir hakikati unutuyorlar. Allah dilemedikçe onlar hiçbir başarı sağlayamazlar. Allah sabredenlerle beraberdir. Allah Muhsinlerin, muttakilerin ve mükrimlerin velisidir. O ne güzel mevlâ, ne güzel yardımcıdır. Yakma bizi

ey merhametlilerin en merhametlisi!. Esselamü aleyküm. 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle