Sosyal virüsün gücü ve etkinliği
Bugün dünyamızda korona virüsün etkisi yürekleri hoplatarak ölüm püskürttüğünün şahidiyiz. Böylesi etki yaptığı gerçeği ile iç içe yaşıyoruz. Bu virüs maddidir, görülmüyor ve tetikleyicisi şüpheli olarak kabul edilmektedir. Manevî virüs ise görülmez. Fakat virüsün tetikleyici aktörleri tarih sahnesinde rollerini sinsice ve alçakça yaptıkları da bilinmektedir.
Manevi virüsün etkileri uzun süre Müslümanlara derin acılar yaşatmıştır. Bunun tahribatı tahammül sınırlarını çok çok aşmıştır. Çektirdiği acılar cehennem azabı gibi elem vermektedir. Yüz yıllarca İslam’ın gücü karşısında yenildikçe yenilen ehlisalip ve perde arkası destekçileri Siyonist zâlimler, kendilerini düzeltecekleri halde Müslümanları dağıtıp perişan etmek için kalleşçe ve sinsice tahribatlarını sürdürdüler. Bu iki blokun her biri ilâhî sistemin devamını kabul etmedi. İsrailoğulları, Hazreti İsâ aleyhisselamın gelişi ile ilâhî sistemden koptular. Ehlisalip de Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin gelişi ile ilâhî sistemden koptu. Bu sistemden kopan her iki blok güçlü gelen İslam karşısında sindiler.
Özellikle ehli salip birçok ülkesini İslam’ın âdil ve merhametli ellerine terk ettiler. Bu mağlubiyetler onları âdeta çıldırttı. Böylece küçülüp çaresizleşen Batı toplumları maddî ve manevî değerlerini kullandılar, başaramadılar. Artık çare, virüs gibi sinsileşerek İslam toplumlarını içten vurmaktı. Birkaç yüz yılda bizi içten kemirdiler. İçimize sahte kimliklerle sahte din adamı, öğretmen ve benzeri adlarla nice şerefsiz iğrenç ajan soktular. İlim ile güç ile İslam’ı engelleme fırsatı bulamayınca sinsileşen ehlisalip fırsatı kolladı. Müslümanların zafiyete düştüklerini tesbit edince nice şeytanî entrikaları ile içimize sızmaya ağırlık verdiler. Kalleşlik ön plana çıktı. Şeytanî tuzaklarını ustaca hazırlamışlardı. İçimizdeki dönmeleri devletin üst kademelerine yerleştirmişlerdi. Etkinliği minimize olmuş ilim adamlarının kimilerini şaşırtarak masonlaştırmışlardı. Çoğunluğunu ağır baskı ve tehdit ile susturmuşlardı.
Artık çirkin ve iğrenç felaket selleri her taraftan akmaya başlamıştı. Etkilemedik alan ve içine girmedik kurum bırakmamıştı. İşin ciddiyetinden etkilenen ehliyet ve liyakat sahibi değerlerimiz nice manevralarla bir bir bertaraf ediliyorlardı. Bunların önde gelenlerinden biri şapka bahanesi ile “darağacına” çekilmiş ve ibreti âlem için uydurma bir idam fermanı ile darağacında sallandırılan İskilipli Atıf Hoca idi. Onun gibi mazlum hiç de az değildi. Çok manidar ilâhî bir uyarı, kıyamete kadar gelecek Müslümanlara yeterli idi. Fakat iş değişmişti.
Ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar, sen onların dinlerine tâbi olmadıkça asla senden razı olmazlar. Sen, de ki: “Allah’ın hidâyet yolu olan İslâm, doğru sistemin ta kendisidir.” Sana gelen bunca ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyacak olursan, Allah’a karşı hiçbir koruyucu ve yardımcı bulamazsın. (Bakara: 2/120) Konuyu anlamak için ayetler önemlidir:
Ey müminler! Din kardeşlerinizden başkasını dost edinmeyin: Onlar size fenalık yapmakta, fesat çıkarmakta kusur etmezler ve sıkıntıya girmenizi arzu ederler. Onların size karşı olan kin ve düşmanlıkları ağızlarından dökülmüştür. Kalplerinde gizledikleri düşmanlık ise daha büyüktür. Düşünür anlarsanız diye onların düşmanlıkları ile ilgili ayetleri açıkladık. İşte siz o kimselersiniz ki o düşmanlarınızı seversiniz, hâlbuki siz bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, onlar sizi asla sevmezler. (Âli İmran: 3/118, 119) Yukarıda geçen ayetleri, biraz daha anlayabilmek için her Müslüman, başını iki eli arasına alıp düşünmek zorundadır. Düşünemeyecek kadar ilgisiz ise öyle bir Müslüman acaba neye yarayacağını hiç düşündünüz mü? Müslümanın ilgisizliği ve bilgisizliği, sırf Batılı İslam düşmanlarını sevindirir;
Size bir iyilik dokunursa onları kederlendirir. Başınıza bir felâket gelirse, onunla sevinirler. Eğer siz, sabırlı olur da ittika ederseniz, onların hileleri size hiç bir zarar veremez. Gerçekten Allah, onların yaptıklarını ilmen kuşatmıştır. (Âli İmran: 3/120) Şimdi bu büyük ilâhî teminat karşısında, Müslümanların takkelerini önlerine koyup dürüstçe düşünmeleri gerekir. Allah’ın emirlerini yapmamalarının sebebi olamaz. Allah Teâlâ’yı daha etkin kabul etmiyorlarsa sıkıntıyı çekeceklerdir. Ve eğer Müslümanlar Allah’ın emir ve hükümleri, beşerî yorumlar kadar etkilemiyorsa, sıkıntı çok büyük ve çok etkin demektir.
Müslümanların mümin olabilmeleri de zordur! Esselamu aleykum.







