--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sosyal çöküntü harabeleri 

İlhan Oral
İlhan Oral

İstanbul’da bir hastahaneye müracaat eden yüz on beş kız çocuğun hamile olduğu haberi günlerdir medyada işleniyor. Medya mensupları, kaybolmuş devesini bulan mağribi gibi işleyecek sermaye buldukları için evirip çevirip işlemeye devam ediyorlar.

Aslında bu devletin emniyet teşkilatları, Sağlık Bakanlığı, Aile Kültür ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve belediyeleri gibi sorumluları vardır. Her aile kendi çocuğundan birinci derecede sorumludur. Bütün bu sorumlular varken geçmişte işlenen faciaların vahameti de ortada iken niçin çözümü yoktur? Adana Meydan Doğum Hastahanesinde cereyan eden akıl almaz facialar dünya çapında şaşkınlığa yol açmıştır. Sorumlular niçin dut yemiş bülbül gibi seslerini çıkarmazlar?

Demokrasi savunucuları, laiklik tellalları, özgürlükçü havarileri ve kadın hakları bekçileri neden bu olanlara çare aramıyorlar? Bu çocukların haklarını kim savunacak, bunların itibarlarını kim iade edecek ve bunların ruh çöküntülerini kim tamir edecektir? Bu olay öyle basit bir lokal olay değildir. Halkın çoğunluğu ve sorumluların büyük bir kısmı cezaların ağırlaştırılmasından yanadır. Herkesin iyi bilmesi gerekir ki bu ve benzeri olaylar ceza ile düzelecek meseleler değildir. Her gün aile faciası oluyor, bunlar önlenemiyor.

Akılların aktif çalışması ve gönüllerin vicdan ile açılması gerekir. Bir çuval inciri sen berbat ettin. Şimdi sen, incirleri sorumlu tutuyorsun! Allah’a reva mı? Beş seneden beridir bu sütunda onlarca defa konuyu ve meselenin vahametini gündeme getirdim. Bunun köklü bir alt yapısı vardır. Bu meseleyi ailede çözümlemeliyiz ve bunu bizzat devlet üstlenmelidir diye ısrarla işledim. Havaalanlarının tuvaletlerinde bebek satışlarının yapıldığını, hastahane tuvaletinde gayrimeşru bebeğini doğurup tuvaletin penceresinden atıp ölümüne sebep olan gencecik bayanları yazdım. Adana Meydan Doğum Hastahanesinde temizlenemeyecek kadar kirli akan “nesebi mülevves” bir iğrençliği dile getirmeye çalıştım.

Daha önce dile getirdiğim gibi devletimizin, konuya vakıf olup ilgili bakanlık kurup derde deva olması mücadelesi verdiğini, özenerek yazdım. Fakat palyatif tedbirlerle bu işin düzelemeyeceği üzerinde dura dura işledim. Tevazu sınırlarını aşmamak kaydıyla, diyorum ki bu tür ruh hastalıklarının ve faciaların tedavisi vardır. Reçetesi hazırdır. Kâinat kitabının birkaç yaprağını aralayıp bakmakla bu işe çözüm sağlanacağını ısrarla yazdım. Bu gerçekleri kabullenmemiz gerektiğini bilmeliyiz, unutmamalıyız ve üzerine gitmeliyiz.

Aklımızı çalıştırıp, ufkumuzu genişletmeye başladığımızda göreceklerimizin, gördüklerimizden daha vahim olduğuna şahit olacağız. Medyada yazılıp çizilenlerin emniyet kayıtlarında asılları vardır. Uyuşturucu madde kullanımı ve fuhuş ilkokul çocuklarına kadar indiyse bundan sonrası bizi düşündürmelidir, düşündürmüyorsa işin vahametini siz düşünün. Bir senede yalnızca bir hastahaneye yüz on beş çocuk yaştaki bayan müracaat ediyor, bunların hepsinin hamile olduğu tesbit ediliyor. Kanunun yetersizliği sebebiyle hiçbir gelişme sağlanamayacaktır, neticede ülkenin geleceği karanlıklara gömülecektir.

Herhalde aileye fetret dönemi yaşatma fantezimiz yoktur. Bir İncirlik Üssünün pisliklerini temizlemek için yarım asır bize yetmeyecektir. Ancak “olan olmuş, bırak olay kendi akışını sürdürsün” diyemeyiz. Yıllarca bölgeyi fuhuş bataklığına çeviren ve on binlerce gayrimeşru çocuğun nesebi belirsiz bir çöküntünün müsebbibi Amerika pisliklere doymamış ki, bakın bugün gelip planlarını daha iğrenç bir tarzda sürdürme mücadelesi veriyor. Irak’ı bitirdi, İran’ı her şartta zorluyor, Suud’a baş eğdirdi, Körfez ülkelerini korkutmaya çalışıyor. Türkiye’nin tepesine inmeye yelteniyor. Her girdiği ülkeden başarısız olup gidiyor. Bu yüzsüz irade buna rağmen, özellikle İslam ülkelerinden kanlı ve iğrenç ellerini çekmiyorlar.

Çünkü İslam ülkeleri kendine gelip toparlanırsa İslam ülkelerinin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömüremeyecekler. Fuhuş bataklıkları oluşturamayacaklardır. Bu sayede Müslüman kızlar iffetleriyle anılacak, şehit anaları olmayı başaracaklardır. O halde kadına yeniden kimlik kazandırmak için devlet-millet el ele verelim. Bu anlayış ve şuurla bir yerden başlayalım. O bir yer şüphesiz aile eğitimidir. Esselamu aleykum.

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle