Siyaset
Mevcut siyaset, zemini kaygan olan sosyal ve geniş bir alandır.
Çoğu zaman nerede, neyin ve nasıl olacağı ve ne tür teşebbüsün hangi gelişmelere sebep olacağı kestirilemez. Bu aynı zamanda çok karmaşık bir denklem niteliğine sahiptir.
Siyaset, yönetimler üretir. Mutlakiyet, monarşi, meşrutiyet ve demokrasi gibi düzenler oluşturur. Toplumları, sistemin gücünün ipine takar, sürükler istediği belirli- belirsiz hedeflere taşımaya çalışır. Hür iradesi olmayanların beyinlerini bloke eder, kalplerini arızalandırır, şartlandırır, özü olmayan iddiaların şarlatan ve fikir yoksunu hamalları yaparak nesiller boyu kendini taşıtır.
Siyaset şekilden şekle bürünür imrendirir, iştah açar, yükseklere çeker, en yüksekte baş döndürür, gurura büründürür ve “artık güç bendee” dedirtir.
Siyaset, ateş olur, içine atılanı kavurur, zalimi “ziruzeber” eder, güç balonunu bir sinek nefesi ile söndürür. Bazen tufan olur, bazen amansız kasırga, bazen insanları yerden yere vuran sayha olarak şahlanır kanlı katil zalimleri zilletlerin zilleti içinde perişan eder.
Günümüzde bu mevcut siyaset ise, müslümanların beyin fonksiyonlarını zedelemiş ve i’tikadî ayarını karıştırmıştır. Müslümanlar ne kadar inanç keşmekeşinin içine çekildiklerinin ve siyaset çöplüğünün içine mahkûm edildiklerinin farkında değildirler.
Allah Teâlâ’nın kitabı ve tüm müslümanın yegâne ve mutlak düsturu Kur’an’dır. Ve Kur’an’ın isimlerinden biri Furkan’dır.Bir başka ismi de Hak’tır. Hak, en ideal şekliyle olması gerekendir. Furkan ise hakkı, bütün incelikleriyle tanıyıp kabul edip her tür batıldan arındırma sanatı ve becerisidir.
Bu yüzdendir ki, mevcut siyaset, esas siyaset değil, politikadır. Bu dayanaksız bir iddia değildir. Bunun dayanağı vardır. “REDHOUSE” İngilizce-Türkçe sözlüğü ilgili maddesinde; “polish off, işini bitirmek (bir rakibi yenip) başından defetmek anlamında kullanılıyor, diğer eklerle dile getirilen “pol.i.tics …politika, siyaset, parti entrikaları, siyasî desiseler; siyasî partilerin idaresi, politikacılık” tarzında ifade ediliyor.
Evet, İslam dünyasını ifsat etmek için büyük projeler üretip uygulamaya çalışan batı fesat teşkilatları, İslam ülkelerinde entrikalarla, desiselerle tahribatlarını sürdürüyorlar. Kendilerince haklı olabilirler. Ancak entrikalar, desiseler dikkatten kaçmamalıdır.
Pekiyi, İslam siyaseti nedir? Bunun için Furkan yönü ile Kur’an’ın beyanı ile tevhid sistemi çerçevesinde; marifet, adalet, medeniyet, ehliyet ve hakkaniyet yönetimidir, şeklinde ifade etmemiz mümkündür.
Bunun da dayanağı, Furkan nitelikli Kur’an’ın temel değerlerinde gösterilen “tevhid akidesi” ile bilginin, mananın, insafın, paylaşmanın, merhametin, hakkın, hukukun, adaletin ve anlayışın hâkimiyetidir.
Bunların değer kaybedişi ile başlayan çalkantılar, sosyal ve siyasi fırtınalar çıkarır. Devamında korkunç sosyal bir girdap olur, bu girdap homurdar dengeleri bozar. Bazen otoriter güçleri altüst eder. Zelili aziz yapar ve hâkimi mahkûm eder.
Burada “hududullah” aşılır, tehlikeli alana geçilir. Bir anda rahmanî bağlar kopar, kibir hortlar, çıkar devleşir, önü alınmaz canavar olur.
Bundan sonra da yine dengeler ters istikamet gösterir. Bir meydan savaşının, bir sapan taşının, bir gözyaşının nelere sebep olacağı ve ne büyük değişimler getireceği öngörülemez.
Fakat Allah Teâlâ bunu, çok manidar ve çok net bir ifade ile dile getirir.
Eğer size Uhud’da bir yara dokunmuş ise şüphesiz o kavme de Bedir’de onun misli bir yara dokunmuştu. Ve o günleri Biz insanlar arasında döndürürüz.(bazen birilerine güç kazandırır) zafer (veririz bazen de tersini yaparız) Ve bu Allah’ın, iman edenleri bilmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Ve Allah zalimleri sevmez. (Ali İmran:3/140) Bundan anlaşılan; özellikle müslümanların çok agâh olmaları gereğidir ve zulümden kaçmaları uyarısıdır.
Bu uyarı, kimi ne kadar etkiler diye de düşünmekten kendimi alamıyorum!
Siyaseti böyle anlama dirayeti ve basireti dileğimle. Esselamü aleyküm!







