--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şiddeti önleme bahane! 

İlhan Oral
İlhan Oral
7

23 Aralık 2018 Pazar günü yazıma; “Şiddete karşı koymaya kalkışmayın” başlığını koymuş ve şöyle bir giriş yapmıştım; “Şiddete karşı koymakla, şiddete başvurup diretmekle şiddeti önleyemezsiniz.” Bu yazımdan dolayı, gerek sosyete feministlerden ve gerekse Müslümanımsı feministlerden çok eleştiri almıştım. Amma eleştiriler genellikle tutarsızdı.

Aslında insan, her tür üst değere layık “ahseni takvim” bir varlıktır. Bu değerli varlık, ilâhî lütuf eseri olarak dünyaya getirilmiştir. Çok kaliteli güzelliklerle kıvam bulmuş değerdir. Bu açıdan bakınca insan, araç, gereç, malzeme yani tek yönlü materyal değil, sonsuz Kudret Allah Teâlâ tarafından yaratılmış ve üstün değerlerle donatılmış eşrefi mahlûktur. Yaratan, bu yaratığı maddenin elementlerinden insanlaştırmış ve “ruh” enerjisi ile donatarak, kâinat içinde müstesna bir varlık olarak dünya sahnesine yerleştirmiştir. Kısacası, insan, nice elementlerden inşa edilmiş ve sonsuz âlemden gelen ruh ile bütünleşmiş harika duygularla bezenmiş üstün değerler bütünüdür. Üstelik vahyi gibi bir nimete mazhar kılınmış ve bununla sonsuz geçmişinden ve sonsuz geleceğine kadar haberdar edilmiş bilge bir varlıktır. Bu üstün varlığı tanımak ve onu aslî değerleri ile kabul etmek gerekir. Ancak, insana böyle ayar tutturulabilir.

Kudreti sonsuz, hikmeti sonsuz Allah Teâlâ, insanı yaratırken onu, birini dişi ve birini de erkek olarak iki cins yarattı. Onların her birine farklı özellik ve karakterler halinde kimlik verdi. Buna göre erkeği devre dışı bırakarak kadını koruma imkânı yoktur. Kadın ile erkekten mürekkep olan insanı, parçalama eşyanın fıtratına aykırıdır. Böyle bir tasarı insanı sonsuz yanlışa sürükler. Bugün şiddeti önleyememenin temelinde bu gerçek yatar. Üstelik karı koca arasına konan fitne bombasının nefsanî enerji yoğunluğu, nükleer bomba aktivitesi gibidir, tahribat etkisi de onun gibidir. Onun için insanın iki parçası olan kadın ve erkeği parçalar, birini diğerine karşı farklılaştırırsanız her ikisine de, atom enerjisi yüklemiş olursunuz.

Allah Teâlâ, aile kurumunu Kitabında açıkça anlatır; ilgili ayet, “Erricalü KAVVAMÛNE” ifadesi ile başlar. “Erricalü,” o erkekler demektir. Hem de belirlilik takısı ile belli ve bilinen adamlar demektir. Koca olarak bilinen erkeğin kalitesini, KAVVAMÛNE” kavramı net ve açık bir tarzda ifade eder. Katıksız saf altın, yirmi dört ayar olan altındır. İnsanın da saf olanı “kavvam” olanıdır. Yani, insanî değer olarak ne varsa hepsinin eksiksiz bulunduğu kişi demektir. Elbette kul kusursuz olamaz. Ancak insanî değerleri tam, anlayışı sapasağlam, düşünceleri çok tutarlı, aklî melekeleri dengeli, hoşgörülü, mantığı yerinde, öfke yönetiminde ehliyetli, sevgi hazinesi düzeyli ve gönül ehli örnek bir insan ve gönül kırmayı Allah’a isyan olarak bilen kişidir. Kısacası ideal kocadır. 

Pekiyi, KADIN kimdir? Aynı ayetin bir cümlesi, kadının en çok olması gereken önemli vasıflarını dile getirerek onun aslî değerini ifade eder; “Saliha kadınlar, Allah’a itaatkârdırlar ve Allah’ın kendilerini koruduğu gibi onlar da, kocalarının gıyabında ırzlarını ve mallarını korurlar.” Dikkat etmek gerekiyor. “Saliha” kavramının manasına bakmalıyız. “Saliha,” iyi, hayırlı ve kendine katıksız güven duyulan hanımefendi demektir. Bu özellik kadına yüksek değer vermektedir. “Ana”dolu’ya adını nakşettiren kadından “saliha” vasfını çıkarıp attıktan sonra yerini dolduramaz, şiddetten başka imaj koyamaz, onu siz çökertirsiniz.

 Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği ve bütün feministler, kadını aslî değeri yerine artı değer katacak şiddetten başka neyiniz vardır? Kadını, fıtratından ayırdınız onu balon gibi şişirdiniz her şeyi ile patlatarak berhava ettiniz. Onu koca şiddetinden kurtarma yerine kadınlık değerlerini çökertip elden ele attınız, kucaktan kucağa sürüklediniz. Ölümden ölümler beğenmelerini başardınız. Onları, ötekileştirdiğiniz ve İspanyol boğaları gibi kızıştırdığınız azgın erkeklere yem yaptınız. Şiddet dediniz, şiddeti tetiklediniz. Anaları öldürttünüz, babaları zindana çocukları yâd ellere attırdınız, sıcacık yuvalarını harabeye çevirdiniz. Siz kadına hiçbir şey kazandırmadınız, virüs gibi saldırdınız, Şiddeti önleme bahanesi ile onu ahlaksızlığa ve sefalete sürüklediniz, harabeleri üstünde çılgınca dans ettiniz. Şiddeti önleme ancak altyapısı sağlam bir eğitim işidir! Aksi fitnedir, sinsi bir bahanedir!

Beyinlerinden zıpkın yemiş şaşkınlara vâh vâh! Esselamu aleykum. 

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle