--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ramazanın düşündürdükleri

İlhan Oral
İlhan Oral

Evet, Ramazanı şerif cümlemize ve bütün ümmeti Muhammed’e hayırlı olsun. Ramazan geldi, hoş geldi. Ramazan Kur’an ayıdır, oruç ayıdır. Ramazan gelirken atmosferi ile gelir. İşte atmosferiyle gelen ramazan orucu getirdi, Kur’an’a yoğun ilgiyi getirdi, ramazandan ramazana camiye giden insanlara hevesi, şevki getirdi, heyecanı getirdi. Kalplere sürur ve huzur getirdi.

Beş vakit namazı kılmakta zorlanan Müslümanlardan teravih namazını bırakmadan devam edip kılan müslümanlar düşündürücüdür. Anlamak gerek. Beş vakit namaz gibi önemli bir namazı kılmakta zorlanan Müslüman teravih namazına koşuyor. Onu teravih namazına koşturan nedir ki, heyecan ve hevesle camiye gidiyor. Bunu eleştiri bazında değerlendiren yanılır. Yıllarca bazı hocamız teravih namazı öncesi ve bayram namazları vaazlarında bu insanları âdeta suçladılar. Yalnız bayram namazına niye geliyorsunuz diye camide onları yargıladılar. Bu yetmedi, cemaatten kimileri onları ötekileştirdiler. Yahya Kemal’in “Aziz İstanbul’daki duygularını, anlayacak kapasiteleri olmalıydı.

Camiye kadar gelen insanlara İslam’ın sıcacık yüzünü gösterme becerisini kanıksamalıyız. İslam kendini insanlara benimsetti. Ümitle birçok alanda nice pozitif açılımlarla bugüne geldik. Çok şükür çok yol kat ettik. Ancak kalite kaybına uğradık. Cami kapısına gelen çoğu müslüman oradakilere selam vermiyor. Hiç sorumluluğu yokmuş gibi davranıyor. Elbette İslamî ilkelere bağlı olarak görevini yapanlar bu eleştiriden âzadedirler. Onlar adap ve erkâna riayet ederler. Camiye niçin geldiklerinin bilincindedirler. Onlar saygıyla ve sükûnetle içeri girerler, saf düzenine, sünnete uygun olarak riayet ederler. İmamın arkasında sıra ile otururlar. Sağa sola kaçışıp duvara yaslanarak anormal figürler sergilemezler. Sükûnet ve huzurla cami adabına uyarak, Kur’an kıraatini, vaaz ve nasihati edep ve saygıyla dinlerler. Camiye girdikleri zaman “tahiyyetul mescid” denen iki rek’at namaz kılarlar. Bunlardan müspet olanları yapan ve yanlışları terk edenlere ne mutlu!

Bir de camiye göz atalım. Her şeyden öncelikle cami sade olmalı, tertipli, temiz ve düzenli olmalıdır. Duvarlar levha ve süs cümbüşüne dönüştürülmemelidir. Mabette israf hiç olmamalı, yıllık halı değiştirme gibi müsriflik yapılmamalıdır. Çünkü israfın olduğu yere şeytanlar üşüşürler. Şeytanlarla beraber olanlar “şeytanların kardeşleri” muamelesi görürler. İmam ve müezzin cemaate işkence yapmamalı, hoparlörü sonuna kadar açıp oradakilerin beyinlerini tokmaklama hak ve salahiyetleri yoktur. Allah Teâlâ, insan kulağını anten olarak yaratmış ve onu doğal sesleri alacak nitelikte ayarlamıştır. Her görevli dikkat etmelidir. Hem hoparlörü sonuna kadar açacaksın hem alabildiğince bağıracaksın hem akustik ses çıkaran sistem kuracaksın, pekiyi cemaate ne anlatacaksın? Sen fazilet makamındasın. Böylesi bir görmemiş biri gibi olamazsın! Hem o makam, insin ve cinnin rehberinin makamıdır. Orada yanlış yapmak hiç kimseyi âbad etmez. Vaizin, imamın kendinin inanmadığı bir konuyu anlatması gerçekten sırıtmaktadır. Hoca efendinin bağırması, işgal ettiği makamın öncüsü Resûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’e saygısızlık ve cemaate hakarettir.

Hele teravih namazlarında birçok camide müezzinler hem kendileri suç işliyorlar ve hem de cemaati günaha zorluyorlar. Teravih namazlarının arasında cemaati kaldırmak için Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e  “salat” getirilmesi komutu veriyor, kendisi de cemaat de salatü selam getiremiyorlar. Oysa Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “burnu yerde sürünsün” üç defa dedikten sonra “benim adımın anıldığında bana salatü selam getirmeyenin burnu yerde sürün” buyurmaktadır. Biraz bir şeyler bilen bir cemaat olarak huzursuz oluyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı’na arzuhal ediyorum. İl ve ilçe müftülerimiz bunları düzeltmekle yetkilidirler. Müezzinlerimiz bu kadar günaha vesile olmaktan kurtulmuş olurlar.

Bu yazımda biraz ileri gittiğimin farkındayım. Amma oldu olacak bir de Kur’an okuma hususu ile ilgili bir konuyu gündeme getireyim. Erkeklerden daha çok hanım müslümanlar okumak için çaba sarf ediyorlar. Sorumlular dâhil tüm müslümanlar Kur’an’a, Kur’an’ın layık olduğu hassasiyeti göstermeleri gerekmektedir. Kur’an, kolay öğrenileceğini ısrarla telkin ettiği halde müslümanlar, ısrarla Kur’an’ın zıddına öğretiminde zorluk çıkarmaktadırlar. Zaten eğitim ve öğretim için bütün ezberler atılmalı ve bu muhteşem ibadet için yeniden ve aslına uygun olarak harekete geçilmesi ve seferberlik ilan edilmesi gerekmektedir. Bu hamle umudumuzdur.

Ancak grupların ve sorumluların gereksiz gerilmeleri yüzünden hele daha çok sıkıntı çekeceğiz gibi bir izlenim hüküm sürmektedir. Fakat unutmamak gerekir ki bu eğitim ve öğretim işi ümmetin işidir. Hem din hizmeti veren seçkinler hasbî ve fahri olarak harekete geçmelidirler, Aile dolayısı ile insan eğitiminde sorumlular aşk ve heyecanla birlik halinde hamle yapmaları şarttır. Cinayetlerin ve işkencelerin bitmesi için din adına hizmette olanların görevleri başına geçmeleri kaçınılmazdır. Esselamu aleyküm.                                                             

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle