--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Öncü iradenin çağrısı

İlhan Oral
İlhan Oral

Varlık sahnesine çıkışından günümüze varıncaya kadar insan, hep mutlu olmak için çaba sarf etti. Buna rağmen bazen tabii afetler karşısında kaldı, bazen de kedini sosyal felaketlerin içinde buldu.

Asırlar sürecinde insan, bu tür olaylarla yoğrulageldi. İnsan böylesi olaylar karşısında çok şeyini kaybetmesine rağmen, kendi neslini sürdüregeldi.

İnsanlık, varlığını sürdürme uğruna çok bedel ödedi. Amma katlandığı fedakârlıklar sürecinde mutlulukta zirve yaptığı zamanlar da oldu.

İnsanlığın mutlulukta zirve yaptığı zamanlar, genelde peygamberler dönemidir. Elbette onlar da çok bedel ödediler. Bu konuyu net bir tarzda ifade eden ayeti kerime gerçekten dikkat çekicidir;

Ey müminler! Yoksa siz, sizden önce geçenlerin durumu başınıza gelmeden, onların çektikleri sıkıntıları yaşamadan cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı dokunmuştu, öyle sarsılmışlardı ki, peygamber ve onunla birlikte olan müminler; “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek olmuşlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı yakındır. (Bakara:2/214)

İnsanın iradesi dışında gelişen hayat serüveni, sayısız risklerle gebe olarak yansıma yapar. Bu ise gerçekten, insanın derinlemesine bilemediği ve düşünme kapsamı içine alamadığı nice uyarıları içermektedir.

Daha çok tevhit inancını ön plana çıkarıyor ve kendini açıkça zihinlere yerleştiriyor. İnsanlara tevhit inancı kapsamında mutluluk vaadini deklare ediyor.

De ki: «Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ve o işitme kuvvetine ve gözlere sahip olan kimdir? Ve kimdir ki, ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır. Ve kimdir o bütün işleri yöneten?» Elbette diyeceklerdir ki: «Allah...» Artık de ki: «Siz ittika edip kendinize çeki düzen vermez misiniz?» (Ra’d:13/2)

Her halde elbap akıl sahipleri bunu çok iyi değerlendirirler. Ancak aklını normal kullanacaklar da bundan yeteri ölçüde yararlanabilirler. Evet, her tür emir ve gerçek ve kalıcı hüküm Allah Teâlâ’ya aittir. Buna toplumların ve bununla direkt ilgili devletlerin yönetimi de ayni kategoride değerlendirilir.

Onun içindir ki, seçimle işbaşına gelecek ve özellikle dünya müslümanlarını Allah Teâlâ’nın muradı istikametinde yönetecek  “öncü iradenin” üç temel görevinden biri olan “hayra çağrı” yine Allah Teâlâ’nın emri gereğince “tevhit sistemi” dâhilinde gerçekleşecektir.

Hayrı, önceki yazımızda ayeti kerimelerden özetini alarak tanımlamaya şöyle çalışmıştık; şirk ve küfürden sıyrılıp tevbe ederek hakka yönelmektir. İman edip takva makamına ermektir. Takva azığını artırmaktır. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, miskinlere, yolda kalmışlara yardım etmektir. Islahtır, maruf bir söz ve bağışlamaktır. Hikmet ehli olmaktır. Fakire sadaka vermektir ve sadakadır. İyiliği emretmek ve kötülükten menetmektir. Allah’tan mağfirettir. Allah katında olan iyiliklerdir. Sabırdır. Allah’a, Resulüne ve mümin yetkililere itaattir. Kısacası, Allah’tan gelen öğüdü kabul edip yapmak hayırdır. Netice itibarı ile kulların yararına ve Allah Teâlâ’nın rızasına uygun olan her şey hayırdır.

Buna, tamamlayıcı tanımlama ekleyelim; hayrın en başında gelen öğe, iman ettikten sonra, öncü iradeye biat etmektir. Her meselenin hikmet yüzünü ve içeriğini görmektir. Bu elbap akıl sahipleri için çok büyük hayırdır. Fakire sadaka verirken o sadakayı gizli vermek hayırdır. Borçluya mühlet vermek, Allah Teâlâ’nın dilediğini aziz, dilediğini zelil etmesi hayırdır. O’nun birliğine inanıp putlaştırmanın her türünü reddetmek ve Allah’ın, düzenbazların hilelerini başlarına çökertmesi hayırdır. Emri bil maruf ve nehyi anilmünker görevini yapmak ve bunun için Allah Teâlâ’ya inanıp güvenmek ve hayırlı işlerde koşuşturmak ve rızık verenlerin en hayırlısı olduğunu yürekten kabullenmek hayırdır. Hükmün yalnızca Allah Teâlâ’ya ait olduğuna ve O’nun sözü hak olarak söyleyeceğine inanmak hayırdır.

İnsanların ayıp sayılan yerlerini örtmesi ve takva elbisesinin daha hayırlı olduğunu kabullenip inanmak hayırdır. Tartıya, ölçüye riayet etmek insanların mallarına zarar vermemek, Ahiret hayatının dünya hayatından muttakilere daha hayırlı olduğunu bilmek hayırdır. Sürekli olarak hayırların gerçekleşmesi için çalışmak hayırdır. Hakikatleri dinlemek kabul etmek hayırdır. Hayırlı olan kalbe hayır verileceğini bilmek, malla ve nefisle Allah yolunda cihad etmek, tevbe etmek, dünya malı biriktirme yerine lütfü ilahiyi daha hayırlı bilmek, cezada haddi aşmamak hayırdır. Peygamberin hayırlı olduğuna inanmak ve Kur’an’ın ve sünnetin bütünlüğünü kabul etmek ve gereklerine sımsıkı sarılmak hayırdır…! Esselamü aleyküm.

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle