Okullar açıldı
2015 ve 2016 eğitim öğretim yılı başladı. Hayırlı olsun.
Okuyan çocuklarımıza, velilerimize, milletimize ve ümmeti Muhammed’e hayırlı olmasını Cenabı Hak’dan niyaz ederiz.
Ancak konu ile ilgili çok sıkıntımız var. Uzun zaman okullarda müslüman çocuklarına Kur’an okumayı yasaklayan bir zihniyetin hegemonyası nesillerin haklarını gasp etmişti. Mevcut siyasî irade müslüman çocuklarının haklarını iade etti. Rabbimiz emeği geçenlerden razı olsun. Hakları zayi olanların haklarını, o zorba, dayatmacı gaspçılar öteki âlemde çok pahalıya ödeyeceklerdir!
Cumhurun iradesini hiçe sayanlar ve demokratik! kuralları uygulamaktan korkanlar, laiklik denilen ucube bir iddiaya kapılanlar, aslında İslam’a engel olmaya kalkıştılar. Amma ilânihaye götüremediler. Zaten ömürleri de vefa etmedi. Fakat takipçileri fırsatı kollamaktan vazgeçmezler
Evet, birkaç senedir Kur’an dersi, seçmeli de olsa okullarda programa konuldu. Müslümanların bundan böyle bu konuyu ciddiye almaları gerekmektedir. Asla savsaklama gibi bir karambole getirmemelidirler.
Yalnız unutmamak gerekir ki, “su uyur, düşman uyumaz.” Her müslümanın, yalnızca Allah rızası için meseleyi sahiplenmesi çok önem arz etmektedir.
Zaten bize düşen inancımızın gereğini yapmaktır. Hiçbir zaman üzerimizden sakıt olmayan ve her zaman sorumluluğunu omuzlarımız üzerinde taşıdığımız eğitim ve öğretim hizmetlerine gereken önemi ve emeği vermemiz gerekmektedir. Hayatî önem taşıyan bu konuyu seferberlik halinde sürdürmek bizim vazgeçilmez görevimizdir.
Eğitim ve öğretim çalışmalarının temel öğesi Kur’an olmalıdır, esasında da Kur’an’dır. Özellikle Kur’an öğretimi Allah Teâlâ’nın emirleri doğrultusunda ve O’nun rızası istikametinde yapılmalıdır. Müslümanlar bu konuda da zamanı ve fırsatları aşırı derecede israf etmektedirler. Aynı zamanda Kur’an öğretimini haddinden ziyade zorlaştırmaktadırlar.
Rabbimiz Allah Teâlâ ısrarla “Kur’an’ı kolaylaştırdığını” Kur’an-ı Kerim’in çeşitli ayetlerinde zikretmesine rağmen müslümanlar hâlâ Kur’an’ı, Kur’an’a uygun olmayan demode yöntem ve klasik öğretme tarzıyla öğretmeye zorlanıyor ve klasik tarzdan vazgeçemiyorlar.
Allah Teâlâ yanılmaz, yanıltmaz, kimseyi aldatmaz, kimsenin karşısında mahcup olmaz. Her zaman, her yerde ve her şeyde doğru olan yalnızca O’dur, O’nun beyanlarıdır.
Allah aşkına kaydedeceğim ayetlere bir bakınız ve hadisi şerifi dikkatle inceleyiniz.
Kamer süresinde; “And olsun biz Kur’an’ı zikir (hayatın her alanında) öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan var mı”? buyuruyor. Bu ayet 17, 22, 32 ve 42. Numaralarda mükerrerdir. Meryem suresi doksan yedinci ayette; “Biz o Kur’an’ı senin dilinde kolaylaştırdık ki, onunla muttakîleri müjdeleyesin ve inat eden kavmi de inzar edip korkutasın.” Duhan suresi elli sekizinci ayette; “Biz onu, iyice tezekkür edip ibret alsınlar diye, ancak senin dilinde kolaylaştırdık.” Bu kadar açık ilâhî beyanlar karşısında müslümanların ne yapması gerekirdi? Hele bir düşünün!
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, hayatın her alanı ile ilgili olduğu gibi eğitim ve öğretim hakkında da buyurur ki, “kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin.”
Geçmişe bakıyor derin bir düşünceye dalıyoruz, mevcudu gözlemliyor üzülüyoruz, geleceği düşünüyor endişe ediyoruz. Normal zekâ düzeyinde olan insanlar, üç derste Kur’an okumaya başlıyorlar. Daha zeki olanlar, bir derste bile heceleyerek okumaya başlıyorlar.
Dememiz o ki, Kur’an’ın okullarda okutulması için izin verilmesi müslümanlar için çok büyük bir olay ve çok önemli bir fırsattır. Mutlaka en verimli bir yöntemle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Başta Diyanet İşleri Başkanlığımız olmak üzere, İlâhiyat Fakülteleri, il ve ilçeler müftülükleri, Kur’an Kurs öğretmenleri, okullarda ilgili öğretmenler, özellikle İmam Hatip Liselerinde öğretmen ve öğrencilerin tümü Kur’an-ı Kerim ile ciddi boyutlarda ilgilenmeli ve layık olduğu özeni göstererek seferberlik ilan etmelidirler. Hele bu alanda hizmet veren gönüllü kuruluşlar çok önemlidirler.
Bize de bu konuda görev teklifi gelirse hizmete hazır olduğumuzu ilan ediyorum.
Üç günde Kur’an okumaya nasıl başlanır, programını tanımak benim tabii görevimdir.
Yeter ki, müslümanlar, inandıklarını iddia ettikleri, Allah Teâlâ’nın Kitabı, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin emaneti Kur’an-ı Kerîm gibi bir kitaba mümin müslümanların himmet ve şuuru ile hizmeti vermiş olsunlar. Hayat boşluğu kabul etmiyor.
Giden hep bizden gidiyor. Esselamü aleyküm.







