“Nereye gidiyorsunuz”?
Köşe yazımı yazmaya başlamak üzereydim. Zihnimde bir şeyler dolaşıyordu. Zihnimdeki belirsizlik görüntü vermeye başladı. Birdenbire netleşti ve başlıktaki ifade göründü. “Nereye gidiyorsunuz”? Bunu müteakip melekelerim hızlı bir performans ile aktivitelerimi canlandırdı.
Sahi nereye gidiyorsunuz? Evet, bu soruyu herkes birbirine sorar sormasına da Allah Teâlâ’nın sorması çok farklıdır. Elbette çok farklıdır. Çünkü O, Tekvîr süresinde kıyametin kopuş merhalelerini ayet ayet, madde madde sıralayıp anlatırken on beşinci ayete gelince ifadeler ilginç bir mecraya giriyor. Korkutuyor, ürkütüyor ve dehşete sürükleyerek derinden düşündürüyor.
Ve cehennem şiddetle alevlendirildiği zaman. Ve cennet yaklaştırıldığı zaman. Her şahıs, ne hazırlamış olduğunu bilmiş olur. Artık akıp saklanıveren yıldızlara, karanlığa yöneldiği zaman geceye. Ve açılmaya başladığı zaman gündüze andolsun. Muhakkak bu Kur’an, Allah katında kerim olan bir elçinin Cebrail’in getirdiği kelâmdır. Büyük bir kuvvet sahibidir, Arş’ın sahibi nezdinde yüce bir makama ermiştir. Orada kendisine itaat olunmuş bir güvendir. Ve sizin sahibiniz cinlenmiş biri değildir. And olsun ki, Peygamber, o Cebrâil’i açık ufukta gördü. Ve o, elçi gaybe ait hususta cimri değildir. Ve o Kur’an, kovulmuş şeytanın sözü değildir. Artık nereye gidiyorsunuz? (Tekvîr: 81/12-26) Burada Allah Teâlâ’nın azameti, verdiği haberlerin ciddiyeti ve gelecek zamanın akıllara durgunluk verecek niteliği şaşkınlıkla temaşa edilmektedir. Bunlar ve daha nice Kur’an uyarısı Müslümanları ne derecede etkilemektedir, düşünmek gerekir. Olması gereken iman gücü ile görev aşkı ile ölesiye mücadele verilmelidir. Ve bugünün çok utanç verici olaylarını unutmamak gerekmektedir.
Mesela; bugün her insanın anası, her ailenin temeli, her çocuğun merhamet ve sevgi dolu mürebbisi ve erkeğinin hayat bağı kadın güvende değildir, özgür değildir ve mutlu değildir. Özellikler kadın, jön Türklerin öncülük ettiği batılılaşma ve Avrupalılaşma hareketleri ile kendi öz benliğinden, kültüründen, inancından, hayâsından ve kadınlığından mahrum edilme projelerinin kurbanı oldu. Kadın aleyhinde korkunç planlar ve projeler yapıldı ve insafsızca uygulandı. Kadına yapılmayan iğrençlik kalmadı. Buna karşı kadını koruyabilecek ciddi çalışmalarda yapılmadı. Kimi dindar kesimden yetkili sayılan ve dinde olmayan fakat ataerkil aile alışkanlığı müptelası marazlıları kadını bütün haklarında mahrum ederek onları ikinci sınıf vatandaş yaptılar. Cumhuriyetin, demokrasinin ve laikliğin getirdiği ve bin yıllık aile asaletini, dayandığı temel değerleri ve sıcacık yuvayı tarumar eden sefihler ve zâlimler toplumun namusunu kirlettiler. Onun analık değerini baştan aşağı tamamen sıfırladılar. Yüreğini harabeler diyarına çevirdiler.
Kimi erkek kadınını azarlayarak, kimi onu insan yerine koymayarak, kimi ona kaba davranarak ve kuvvet kullanarak dövdü ve kimi de ölüm korkusu ile sindirmeyi yeğledi. Bütün bunlara rağmen Müslümanım diyen kesim ve kitleler, her şeyi Yaratan ve Yöneten Allah Teâlâ’nın buyruğunu uygulama basiret ve erdemini uygulama hassasiyetini kullanamadılar. Olan yine kadına oldu ve bütün toplum bu hercümerçten etkilendi. Sonra ne oldu? Elbette olan oldu.
Aile faciaları diz boyu gidiyor, Erkekler yani, kocalar, hunharca karılarını, çocuklarını ve karısının yakınlarını kanlar içinde yere seriyor, göz göre göre katliam yapıyor. Bununla da iş bitmiyor. Nice erkeklerin gözdesi olmuş kadın, sahipsiz kalıyor ve izbe yerlerde ölüp kalıyor, cesedi kokuyor ve günlerce haber alınamıyor. Böylesi perişanlık kol geziyor. Bitti mi? Hayır! Bakınız! Bunlardan da daha onarılmaz çirkeflikleri kadına biçilmiş kaftan yaptılar. Giydirdiler amma soydular soğana benzettiler.
İyilerini bir kenara çıkarıp geneli tahlil edecek olursak, demokratik laikçiler kadına çok kötülük yaptılar. Kadını, açılıp saçılması ile erkeğin göz zevkini kamçılayan basit bir zevk aleti yaptılar. Satılacak çeşitli ürünlerin tanıtım ve reklam aracı, iş yerine gelip gidenlerin göz zevkini iştaha çeviren teşrifat memuresi, her derde deva sekreter, âdi işler işçisi yaptılar. Her yerde tacize ve tecavüze müsait seksi bir kobaylık yaptırdılar. Çok pahalı uyuşturucu maddelerin ve kaçakçılığın en emin kuryesi görevini yaptırdılar. Kadın, üzerinden para kazanmak için eti satılık ya da kiralık ticaret meta’ı oldu. Yine kadını, para sahiplerini veya rakip güçleri oyuna getirip harcamak veya yıkmak için kullanılan fesat makinesi olarak kullandılar. Artist ya da sanatkâr olup şöhreti yakalama uğruna soyup soğana çevirdiler ve tam bir budala yaptılar. Evlenme aldatmacası ile onu can evinden vurdular.
Özellikle bugün izdivaç programlarında erkeği rezil, kadını pespaye eden ve onları birbirine düşüren zihniyeti görmezlikten gelen Müslümanlar! sevdiklerinizin aşkına söyleyin, nereye gidiyorsunuz! İlgili bakanlık, Diyanet, belediyeler, sivil kuruluşlar, vakıflar, tekkeler evet hiçbiriniz gölgelerinizin arkasına sığınmayın! Projelerle şahlanın!
Esselamu aleyküm.







