Nerde olsa boşluk doldurulur
“Din boşluk kabul etmez.” İki milyara yakın bir nüfusa sahip olan İslam âleminde yüz milyonlarca müslüman, Cuma günü, Cuma namazına gider. Cuma namazlarını bayram havası ile kılarlar. Böylesine coşku ile yerine getirilen ibadetin Kur’an-ı Kerim’de bir tane delili vardır. O da: Ey iman edenler, cum’a günü namaz için çağrı yapıldığı zaman hemen Allah’ı zikretmeye koşup gidin. Alışverişi bırakın. Bu, bilirseniz, sizin için çok hayırlıdır. (Cuma:62/9) Evet bu ilâhî bir emirdir. Kur’an-ı Kerim’de birçok emir vardır. Kur’an-ı Kerim’de nice emirlerden biri de: Sizden olan bekârları ve kölelerinizden, cariyelerinizden sâlih vasfını taşıyanları evlendiriniz. Eğer yoksul iseler Allah onları lütfundan zengin eder, Allah Vasi’dir, Alîmdir. (Nur:24/32) Burada ciddi bir mukayese yapma zorundayız.
“Cum’a günü namaz için çağrı yapıldığı zaman hemen Allah’ı zikretmeye koşup gidin” Evet bu emir, Allah Teâlâ’nın emridir. Müslüman olarak emri alıyoruz ve cumaya giderek emri yerine getiriyoruz. Yapmazsak günahkâr oluruz. Pekiyi, Nur süresindeki, “Sizden olan bekârları ve kölelerinizden, cariyelerinizden sâlih vasfını taşıyanları evlendiriniz.” de Allah Teâlâ’nın emridir. Biraz daha yoğunlaşıp ciddiyetle düşünelim. Kur’an’ın bazı emirlerini yapıp bazılarını yapmayanlar hakkında Kur’an-ı Kerim’de her hangi bir uyarı yok mudur? Olmaz olur mu? Elbette vardır. Kur’an’ın bu uyarısı inanmış insanların yüreklerini hoplatacak uyarıdır: Artık siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Böyle bir yanlış yapanların cezası, dünya hayatında zilletten başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine sevk olunacaklardır. Allah da sizin yaptıklarınızdan gafil değildir. (Bakara:2/85) Bu hakikati, aslî şekliyle idrak etmeliyiz.
Şimdi yine işin özüne dönelim. Müslümanların, aileyi en sağlam temeller üzerinde kurarak en sağlam topluma sahip olmaları için mutlaka Nur suresi otuz ikinci ayette Rabbimizin emrettiği izdivaç hizmetini yürütecek kurumlar tesis etmeleri gerekmektedir. Zaten bu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sünnetlerinden biridir. Bir gün bir genç sahabe huzura gelerek evlenmek isteğinde bulundu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; ona, istediğin kız kimdir diye sordu. O da falanın kızıdır, Ya Resûlullah diye cevap verdi. O genç sahabeye gidip kızı bir daha görmesi emredildi. Bu emir üzerine gitti kızı gördü. Tekrar huzura döndü. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şimdi git babasını çağır diye emretti. Kızın babası geldi. Karşılıklı rıza alınarak mutlu ve mübarek bir nikâh kıyıldı. Efendimiz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kendi kızı Fatıma radıyellallahu anhayı Hazreti Ali radıyellallahu’ya öyle nikahlamıştı. Bu rivayetler çeşitli platformlarda anlatılır.
Bunlardan başka rivayetler de bilinmektedir. Biraz intibaha gelip düşünmemiz gerekmez mi? Azîz ve Celîl Allah Teâlâ emredecek ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu mübarek hizmeti bizzat ve fiilen yapacak, üstelik müslümanlar bu çok önemli hizmete çok muhtaç olacaklar, kimse bu hizmete sahip çıkmayacak! İşte burada çok net anlaşılıyor ki, İslam dini boşluk kabul etmiyor, hayat da boşluk kabul etmiyor. Pekiyi sonuç nedir diye sorulursa, cevap hazırdır. Yıllardır ihdas edilip sürdürülen ve anormal sahnelerde insan haysiyeti ile bağdaştırılamayacak görüntüler, korkunç ve sinsi bir asimilasyon programları ile boşluk doldurulacaktır. Bu, çok acı ve çok hazin bir ihmal olarak bizi dertlendirmeye fazlası ile yeterlidir. Herkes bir tarafta ahkâm kesiyor, fetva veriyor ve bilgelik taslıyor. Fakat meselenin ciddiyetine ve Kur’an’ın âmir hükümlerine dönene pek rastlanılmıyor.
Fakat boşluk bulanlar hiç fırsatı kaçırmadan dolduruyorlar. Toplumu ifsat etmekte kusur göstermiyorlar. Bazı yayın ve yayım kurumlarında iğrenç programlar düzenlenmekte ve insan onurunu ayaklar altına sererek insanları pespaye haline getiriyorlar. Bir kadını aynı programda onlarca erkeğe yamalamaya, bir erkeği de onlarca kadına peşkeş çekmeye çalışıyorlar. Üstelik bu çirkefliği yıllara yayıyor ve bu programları sürdürüyorlar. Bu programlara katılanlar korkunç bir asimilasyona maruz kalıyorlar. Müslüman toplumun büyük bir kesimi hiç bıkmadan usanmadan bu iğrenç programları taviz vermeden özenle, hayranlıkla seyrediyorlar. Devamı gelecek yazıya! İnş. Esselamu aleyküm.







