Mukaddes çağrının gereğini kim idrak edecek?
İslam küresel değil, evrensel bir sistemdir. Evrensel sistemi, ciddiyetine ve önemine uygun olarak idrak etmek, Kur’an-ı anlayacak akli yeterliliği olan sorumluların işidir.
Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde kim varsa hepsi ister istemez O’na teslim olmuş hep döndürülüp O’na götürülüyorlar. (Ali İmran 3/83)
Evet, “göklerde ve yerde kim varsa hepsi ister istemez O’na teslim olmuş, yani müslüman oldukları için sonra da hem “döndürülüp O’na götürülecekleri” için mukaddes çağrıya kul olarak kulak vermek, çağrıyı ciddi boyutlarda idrak etmek ve gereği için mücadele vermek müminin tabii ve mecburi görevidir.
Bunu anlamak için yerin, göklerin ve içindekilerinin hükümranlığının yalnızca Allah Taala’ya ait olduğunu idrak edecek mümin, muvahhid, âlim, arif, halis, muhlis ve mücahid sorumlular kıvamında olmalıdırlar. Çok manidardır, Allah Taala, suçlu ve isyankâr kavimleri günahları oranında cezalandırdıktan sonra onları şöyle dile getirir.
Nitekim hepsini günahlarıyla yakaladık. Onlardan kiminin üstüne taş yağdıran bir fırtına gönderdik. Kimini korkunç ses yakaladı. Kimini yere batırdık, kimini de boğduk. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı. (Ankebut 29/40)
Şimdi bu ayete bakıp ibretle düşününce, birçok hikmetin sıralanarak birbirlerini takip ettiği görülür. Bu hikmetleri anlayabilecek akılları devreye sokar. İki ayet geçince de çok anlam yüklü bir hüküm gündeme oturur. Bu çok anlam yüklü hüküm, âlimlerin üstün anlayışlarını, engin basiretlerini ve derin ferasetlerini markalaştırır.
İşte, biz bu misalleri insanlar için örnek olarak anlatıyoruz. Bunları âlimlerden başkası anlamaz. (Ankebut 29/43)
Âlimlerin ne denli önemli, ne denli değerli ve ne denli isabetli olduklarını şifreleyen bu ayetteki algı, günümüz âlimlerinde de olması öngörülüyor. Ancak gelişmeler hakkında esefle ifade etmek gerekirse günümüz okumuşlarını anlatmak için daha seviyeli dil kullanmak güçleşiyor.
Gerek özel sohbetlerde, gerek çeşitli platformlarda ve gerekse televizyonlarda bir gladyatör dövüş programı uygulanıyor. Bu da reyting artırarak dövüşü daha da kızıştırmaktadır.
Bütün müminlerin kardeş olduğunu ilan eden ve bu hükmü açıkça veren Cenabı Hak, hakikatlerle ve sırlarla yüklü olan muhteşem bir hikmeti dile getiriyor. Ancak bugün Müslümanlara bakınca inanılmaz ve kabul edilemez bir fitne ve fesat girdabında bocaladıklarını görürsünüz. Oysa Cenabı Hak, müslümanların yaptıklarını emretmiyor tam tersine öğütlüyor. Yapmaları gerekenleri emrediyor. Ve bununla muhteşem hakikati bütün inanmışların dikkatine havale ediyor.
İman sahibi olan erkeklerle kadınlar birbirlerinin velileridir. Maruf ile emrederler, münkerden nehy ederler. Namazı kılarlar ve zekâtı verirler. Allah’a ve Peygamberine itaat ederler. İşte bunları elbette ki, Allah rahmetine kavuşturacaktır. Şüphe yok ki Allah azizdir, hâkimdir. (Tevbe 9/71)
Bu muhteşem ilahi tabloda, bütün sorumluların tevazu ile vakar ile kemali edep ile yerlerini almaları gerekirken, Kur’an’ın bildirilerine ve resulullah sallalahu aleyhi ve sellemin yaşayışına aykırı bir kimliğe bürünüyorlar. Kimi kendi kemalatını reklam etmeye kalkışıyor, kimi ciddi meselelerde bile herkese şirin görünme marazına kapılıyor, kimi tanınmak ve gündemde kalmak ihtirasına kapılıyor. Tezvirat bombardımanına başlıyor. Kimi de cehlini izhar etmek için yalpalayıp bir şeyler yaptığını zannederek keyiflenip duruyor.
Gerçekten tarih tekerrür edip duruyormuş. Fatih Sultan Mehmet Kostantiniyyeyi her taraftan kuşatmış fetih mücadelesini bütün gücüyle sürdürürken Hıristiyan din bilginleri, kendilerini hiç ilgilendirmeyen konuları tartışıyorlarmış. Mesela; “Melekler dişidir, hayır melekler erkektir” gibi.
Şimdi ciddiyetle düşünelim. İslam ülkelerinde mabetler kundaklanıyor. Kalabalıklar üzerine bombalar atılıyor. Bebekler yetim kalıyor, kimileri parçalanarak hayatları sönüyor. İnsanlar sakatlanıyor, nice insanlar evsiz barksız kalıyor, açlığa mahkûm oluyor ve karnını doyurabilmek için sığabileceği ülkelere kaçıyorlar. Evet, artık bu korkunç trajediyi görüp düşünecek kimse yok mu? İslam âlimlerimiz tarihin tekerrürüne mi duçar oldular.
Sorumluların, ümmeti ihtilafları ile meşgul etmemeleri gerekmektedir.
Ey inananlar! Allah için adaletle şahitler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adalatten saptırmasın. Adil davranın, takvaya yakışan budur. Allah’tan ittika edin. Kuşkusuz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Maide 5/8) bu inanç ve ümitle mukaddes çağrıyı idrak edecek gönüllere selam olsun. Esselamu aleyküm.







