--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mukaddes çağrı

İlhan Oral
İlhan Oral

İslam’ın temel ilkelerinden biri mukaddes çağrıdır. Mukaddes çağrı, fıtratın tecellisidir ve nice evrensel fırtınalardan kurtuluş teminatıdır. Bu en müstesna ve en yüce davettir.

Bu çağrı beşeri yorumların çok üstündedir. Karşısında tüm hayallerin cılız kaldığı bir çağrı olduğu için tağyir ve tebdil edilmesi mümkün değildir. Teşebbüsü fıtraten caiz değildir. Tevili yapılamaz, hiçbir beşeri yorumla gölgelenemez.

Çünkü bu çağrıyı yapan yalnızca yegâne irade ve yegâne hükümdar Allah Teâlâ’dır. O’nun çağrısı her tür çağrının çok fevkindedir. Allah Teâlâ’nın çağrısının alternatifi yoktur ancak bunun zıddı vardır. Allah çağrısının zıddına hareket edenler, müslüman da olsalar dünyada zilletten, perişanlıktan ve devamında urbada da ebediyen elem veren azaptan kurtulamazlar.

Beşeri yorumlarla Allah Teâlâ’nın çağrısına müdahale teşebbüsü, sonsuz yanlışa sürükler, dolayısı ile şirk batağına giden yolun kapısını açar. Şeytanî bir düzene yani tâğut sisteminin girdabına mahkûm eder. Böylesi bir teşebbüse tevessül edenler bitmez tükenmez bataklıkta debelenir dururlar.

Yûnus süresinde ilgili beyanda Allah Teâlâ’nın çağrısında selamet ve saadet yurduna gidiş esas olarak gösterilmektedir.

Bu çağrı ilâhîdir ve rahmanîdir. Tevhit sistemi için yapılmayan çağrı müslümanlar arasında bile olsa rahmanî değildir, şeytanî olmaktan kendini kurtaramaz. Çünkü Cenab-ı Hak, kendi yetkisini hiç kimse ile paylaşmaz. O, yetkisini kendi kullanır ve her şeyin doğrusunun özünü öğütler, aksine yönelenleri dünyada zelil eder, âhirette hüsrana uğratır.

Buna rağmen kulların dönüşü O’na layık olmasa da yine O çağrısını yapar.

 Allah selâmet yurduna davet eder ve dilediğini o doğru yol olan hidâyet sistemine ulaştırır. (Yûnus:10/25) İnsanları selamet yurduna çağıran Rahman Allah, yetkisi zıddına çağrı yapanın şeytan olduğunu bildirir ve müslümanları ona karşı uyarır.

Şüphe yok ki, şeytan sizin için bir düşmandır. Artık siz de onu bir düşman edinin. O muhakkak ki, kendi taraftarlarını alevli cehennem ehlinden olsunlar diye davet eder. (Fatır:3576)

Demek ki, şeytanın parti mensupları, kendi akılları ve kendi iradeleri ile şeytan tarafından çok kötü kullanılmaktadırlar. Çünkü mutlak doğrudan bir nebze ayrılan sonsuz yanlışa kayar gider ve kolay kolay dönüşü olmaz.

Allah vahidir, ehaddır, sameddir, malikil mülktür, kâdiril mutlaktır. Bu iman kıvamında olmayan, aklını ve kalbini bu kalitede kullanmayanlara bile hep rahmanî sinyaller yollar, müstesna mesajlar verir; 

Ve her kim Allah’ı, O’nun Resulünü ve iman edenleri dost edinirse şüphe yok ki galip olanlar Allah’ın taraftarlarıdır. (Maide:5/56)

Azîz, Alîm, Kadîr Allah Teâlâ, mukaddes çağrısını her peygambere ve ümmetlerine yaptığı gibi Nuh aleyhis selama da yaptı, yeryüzünün en büyük felaketi tufan oldu. Kâfirler gark oldu, O ve inananlar felah buldu.

Hazreti Süleyman aleyhis selam kuşları, cinleri ve insanları tek bir bayrak altında topladı. Büyük gelişmelere imza attı. Bugünki bilimin ve teknolojinin hayal edemediği harika bir olayı gerçekleştirdi. Kendisine “kitaptan ilim verilmiş” birine San’adan Şam’a bir lahzada Belkıs’ın tahtını getirtti.

Son ve en mübarek Peygamber Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme bir defada üç bin, bir defada beş bin melek ile destek vererek mukaddes çağrısını yapan Allah Teâlâ her zaman kendine inanan ve güvenenlere bu çağrıyı tekrarlamaktadır.

Tabii, buna inanabilmek büyük bir olay ve büyük bir zaferdir. Şu ayete bakar mısınız?

Sonra Biz peygamberlerimizi ve iman etmiş olanları kurtarırız. Böylece Bizim müminleri huzurlu kurtuluşa erdirmemiz üzerimize bir haktır. (Yûnus:10/103) 

Esselamü aleyküm!

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle