--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Maya yerine kireç

İlhan Oral
İlhan Oral

Anlamsız geçen her an, daima ömrümüzün zarar hanesine yazılmaktadır. Zaman gibi dönüşü olmayan bir nimet, gereği gibi çalıştırılmayan akıl kötüye alet edilmemelidir. Bu değerlerin kötü kullanılmasının acıları ziyadesi ile yaşanmaktadır. Yanlış insanı âbat etmez.

İdealleri istikametinde aklı ve bilgiyi gereklerine uygun kullananlar bilgi toplumunu gerçekleştirirler. Bilgi toplumu, hazır buldukları değerleri yok saymadan ya da toptan inkâr etmeden fikir bazında değerlendirerek mukayese yapar gelişmeyi hedeflerler. Geçmiş inkârcı kavimler, atalarından miras aldıkları geleneklerini değişmez ve artı değer eklenmez olarak kabul ettiler, ilerleyemediler, silindiler. Geçmişlerinden başarılı kişileri ya da ideolojik saplantıları kutsayanlar taassuba kapılırlar, kendilerini uyuntu hissederler ve kendi akıl hazinelerini bloke ederler. Akıllarını ileri düzeyde çalıştırmadıkları alanda donuk beyinli durumuna düşerler. Fikir üretemez ve hep ezberlerini savunur debelenir dururlar. Bugün bütün dünyada yaşanan bundan başka bir şey değildir. Uyuntu olan tutarsızlar, akıl hazinesini kullanmaktan korkarak zavallılıklarını her fırsatta afişe ederler. «Şehamet ederler...”

Bu tesbitten hareketle Suriye, Irak ve benzeri mağdur ve mazlum İslam ülkelerini inceleyince aklı, ilmi, iradeyi ve hikmet hazinesini layıkıyla kullanmadıkları görülür. Bu çerçevede baktığımız zaman akıllarını kullanmadıkları gibi Kur’an ilkelerini de ciddiye almadıkları görülmektedir. Genelde tevhid sistemini idrak etmeyen ve atalete düşen ve geleneklerine körü körüne bağlanan toplum zillete düşmeye mahkûmdur.

Zamanın, mekânın, aklın ve vahyin evrensel boyutlarıyla hayata taşınması gerçekleşmedikçe Müslümanlar daha çok acı çekmeye maruz kalacaklardır. Hem başta Kur’an’ın ihmali İslam âlemine çok pahalıya mal olmaktadır. İslam âleminde kutsadıkları mezhep taassubunu, kavmiyet illetini ve grup çılgınlığını hayatlarından tasfiye etmedikçe zilletten kurtulmaları hayaldir. Cehaletle savaşmayan, ilim seferberliği yapmayan, bunun için Kur’an’a sarılmayan bir İslam toplumu bütün değerlerini feda etmiş olur. Güven içinde barındıkları kaleleri yıkılır ve barınacak yerleri kalmaz.

Aile bunların başında gelir. Ailenin dayanak olabilmesi için İslamî değerler mutlaka esas alınmalıdır. Ailesi sağlam ve güçlü olmayan toplum hayat hakkını kaybeder. Nice sivil hareket, nice özel teşebbüs, nice vakıf, nice dernek ve başta devlet bu temel kurumun güçlenmesi için birlik halinde çalışmalıdır. Sosyal bütünlük çerçevesinde elle tutulur, gözle görülür mücadeleyi her alanda ele almalıdır. Bütün bu çalışmalar, su üzerine yazı yazmak gibi bir çaba olmaktan ileri geçmelidir. Hatta nice sinsi ve süfli teşebbüse meydan vermeden boşluk doldurma açıkgözlülüğüne mani olmalıdır. Eğer bozguncular böyle bir fırsat yakalarlarsa çabaları tefrikaya tuz biber olur. Bu temelsiz ve bencil çalışmalar gencecik insanların beyinlerini ipotek altına alır ve gençleri asimile ederler.

Bu takdirde, “tevhit dininde” her grubun kendi değerleri çerçevesinde çalışma yapmaları ile bir arpa boyu yol alamazlar. Bütün dünya buna şahit, tarih ise her sosyal grubun klikleşmeye yönelmesinin akamete uğradığını tespit etmiştir. Müslümanlar birbirlerine zıt kadro ve yöntemlerle yola çıkarlar fakat cehalet ve grup taassuplarını tanrılaştırmaktan başka bir netice elde edemiyorlar. Müslümanlar nice işlerini Allah Teâlâ’ya rağmen, kendi grup asabiyetleri ile yapmaya zorlanıyorlar. Allah Teâlâ birçok konuda nice ilke koymuştur. “Hepiniz topyekûn Allah’ın ipine sarılın.” “Bütün müminler kardeştirler.” Kâfirler, birbirlerinin dostlarıdır. Eğer bu dostluğu siz geçekleştirmezseniz, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinirsiniz. Yeryüzünde fitne ve fesat yayılır, büyük bir kargaşa olur. Allah ve Resûlü her hangi bir konuda hüküm verdiği zaman mümin ve mümine için kendi işlerinden hiçbirini seçme hakları yoktur?

Allah Teâlâ’nın tevhit sistemini nasıl parçalamaya yeltenirsiniz! “Resûle itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.” Beşerin iddiaları tevhide aykırıdır. En basitinden yoğurt yapmanın bile bir kuralı vardır. Kendi mayası yerine, süte kireç atarsanız asla yoğurt yapamazsınız!

Esselamu aleykum. 

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle